AKP nereye gidiyor?
İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği, daha 1997’de zamanın Koalisyon hükümetini, İslami bir rejimin alt yapısının oluşturulma çabalarının varlığı konusunda uyarmıştı. Çünkü, o sıralarda uluslar arası İslamcı bir örgüt olan, Suudi Arabistan kaynaklı Rabıta’nın bir kongresinde aldığı ve bazı İslam ülkelerinde uygulayabildiği kararlar çerçevesinde ,ülkemizde de kimi gurupların yoğun yer altı ve sızıntı çalışmaları yaptıkları bilinmekteydi.
Rabıta’nın aldığı kararlar arasında bakın neler vardı ve aradan geçen on dört yıl içinde , özellikle de AKP iktidarı döneminde hangi noktaya gelindi?
Rabıta diyordu ki :
“Kadınlar İslami yasaklara uymalıdır.”
“İslami öğreti ,ilkokuldan üniversiteye kadar ders olarak okutulmalıdır.”
“İslam ülkelerinde anayasal müesseseler,İslami esaslara uydurulmalıdır.”
Bu maddelerden ilki, Türkiye ‘de “Türbana özgürlük” adı altında ama gerçekte İslami bir yasak olarak uygulamaya sokuldu. Başlangıçta türban, yalnız üniversitelerde okuyan kızlar için istenirken, günümüzde ilk ve ortaokullar da zorlanmaya başlandı.Ayrıca,türbanın kamuda ve özel sektörde de olması savunulmakta ;hatta bu konuda Soros destekli vakıflar kitapçıklar yayınlıyorlar..
Öte yandan Diyanetten sorumlu Devlet Bakanının hazırlattığı ve “Dinin Siyasal ve Toplumsal Alandaki Yeri”ni vatandaşa sorgulattığı bir ankette aşağıdaki sorular yer alıyor:
“Başörtüsü (türban) ilk ve orta öğretimde de özgür bırakılmalı mı?”
“Kız ve erkek öğrencilerin ayrı okullarda okuması uygulaması yaygınlaşmalı mı?”
“Erkek doktorların kadın hastaları,kadın doktorların ise,erkek hastaları tedavi etmesi sizce uygun mu ?”
Bilindiği gibi, AİHM başta olmak üzere çeşitli yargı kararlarına karşın, zorunlu din dersi eğitimi, yalnızca bir mezhebe ağırlık veren bir içerikle bütün eğitim kurumlarında uygulanıyor. Hatta şimdi masal kitapları ,çizgi filmler ile okul öncesine,ana sınıflarına da sokulmaya çalışılıyor.
Kimi kurumların İslami esaslara uydurulmasının örneklerine gelince, bunları helal et, helal gıda, helal şirketler ve fonlar gibi uygulamalarda gözlemlemekteyiz.
Kadınlar üzerindeki geleneksel denetim mekanizması ise, gücünü giderek arttırıyor .Örneğin, SHÇEK’da görevli bir psikoloğun sözleşmesine “kısa etek” giydiği için son verilebiliyor. Bir okul müdürü, kız ve erkek öğrenciler arasında 45 santimlik bir mesafeyi zorunlu kılabiliyor.
AKP,bu örnekleri ve daha nicelerini “münferit olaylar” diye niteliyor ama lâik kamuoyunun kaygı ve güvensizliğini arttırmak için, adeta elinden geleni yapıyor. Örneğin, 6 Kasım 2010’da yürürlüğe giren bir yönetmelik değişikliği ile “ Şeriat eğitimi veren kurumlardan alınan diplomalara denklik” veriyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın atadığı her on il ve ilçe milli eğitim müdüründen biri, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni..
“İmam Öğretmen Projesi” kapsamında bazı ilk öğretim okullarında bu derslere felsefe ve sosyoloji mezunu öğretmenler değil de “imamlar” giriyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı da “Aile İmamlığı” uygulamasını başlatıyor.
Mart 2010’da Sağlık Bakanlığı’nın çıkardığı “Klinik Araştırmalar hakkında Yönetmelik” ile Etik Kurullara,ilaç araştırmalarını dine uygunluk yönünden incelemek üzere,İlâhiyat Fakültesi mezunlarının atanmasına karar veriliyor. Ve Devlet Bakanı anketinde sormaya devam ediyor:
“Her Üniversitede bir cami ya da mescit olması zorunluluğu getirilmeli mi?”
“Her iş yerinde bir ibadet yeri bulunması zorunluluğu olmalı mı?”
“Halifeliğin kaldırılması, ülkemizi bölgesinde güçsüzleştirdi mi?”
“Gazetelerin içeriklerinin dini açıdan denetlenmesini istiyor musunuz?
“Din eğitimi ve sosyal yaşamda yer alma konusunda devlet, tarikat ve cemaatleri nasıl desteklemeli?”
Ve biz de soruyoruz : AKP Nereye gidiyor ? Devrim Yasaları birer birer çiğneniyor mu ?