Sosyal medyadaki ‘her yaştan’ zibidinin estirdiği ‘yaşlılar evine yallah’ terörü son derece sakil ve edepsiz bir hal almaya başladı.

Yalnız ya da evinde bakanı olmadığı için mecbur bakkala giden ya da hastaneden dönen yaş almış büyüklerimizi durdurup hesap soran mı dersiniz, ne dediğine aldırmadan zılgıt çeken mi dersiniz, otobüse binmeye çalışan yaşlı kadına kapılarını açmayan şoförler mi dersiniz, bir anda ortalık hayatının son baharını yaşayan güçsüz insanların cezalandırıldığı bir cehenneme döndü. Allah sizi inandırsın extreme bir toplumsal sapkınlık filmi olan “The Purge” (Arınma Gecesi) filmini hatırlattı bana gördüğüm sahneler.

Son yirmi yıldır gençlik neredeyse ideolojik bir saplantıyla kutsanıyordu. Yaş almışlar yaşından utanır hale getiriliyor, şişe şişe su içme ve biteviye koşuya çıkmalar ile yetinilmiyordu. Anneler kızlarıyla rekabet ediyor, koca koca adamlar gözaltı torbalarını aldırıp, gıdı estetiği yaptırıyor, en iyi ihtimalle orta yaşı geçer geçmez sakal bırakıp göz yanılsamasına emanet ettikleri yüz konturları ile durumu idare etmeyi ‘önemsiyorlardı’ artık.

Yaşlılık ölüme ataçlanmış bir dosya çünkü. Ölüm, iman edilir hale gelmiş modern tıbbın ‘hâlâ’ çare bulamadığı bir anomali, adeta ‘henüz’ çözülememiş bir sorun, ‘maalesef’ bilimsel gelişmenin aşamadığı bir ‘pürüz’. ‘Yaşlılık’ söz konusu pürüzü halledemiyor olma başarısızlığının vitrin yüzü. Modern yetişkinin ölüm ve yaşlılık algısı, tüm bu sıradanlıklar acizlikler, varis çorabı giymek zorunda kalma, altına kaçırma ve ‘yok olup gitme korkusu’ havuzunun etrafında şekilleniyor. Ama lafta ‘hepimiz büyüklerimize saygılıyız’.

Mezarlık girişi kentin merkezine açılıyormuş ve o girişe ‘Her nefis ölümü tadacaktır’ ayeti yazılmış diye kopartılan kıyameti hatırlayın. O günden belliydi durum.

Ölümlülükle yüzleşmek istemeyen, heves dolu içi bir türlü yatışmayan ve genç olmanın imkanlarında gözü kalan modern yetişkin hallerinin yaşlılara karşı merhametsizlik aşıladığını görüyorduk.

Yaşlılığa duyduğu korkuyu bir yere sığdıramamış, yerli yerine koyamamış olanların büyüttüğü çocuklar bugün ‘genç’ oldu. Covid 19 ile oluşan ’65 yaş üstü, evde kal’ duyarlılığını sokaklarda yakaladıkları yaşlı amcaların boyunlarını bükme pahasına fırsata dönüştürüyorlar.

İşin garibi 40’lı yaşlarını filan sürenlerde de aynı sendroma rastlanıyor.

‘Gençlik’ hangi yaşta olursan ol, ‘yaşlı olmayı’ hor görürsen kabul edileceğin bir kulüp artık.

Çünkü müesses dinler ve onların salık verdiği ahlak kuralları pırıltısını yitirince yerini en ilkel hurafeler aldı.

İlkel ama son derece karmaşık batıl inançlar.

Kendisini, aynı kaderi paylaşmak istemediklerinden ayrıştırabilirse onlarla aynı şeyleri yaşamayacağı vehmine kapılmak, bunlardan biri.

Fakirlerle ‘takılmanın’ iyi gelmeyeceğine, onun dünyasının bir şekilde kendisine bulaşacağına dair korku duyma hali mesela, böyledir. Orta halli birini yoksul kesimlerin noksanlıklarıyla dalga geçerken gördüğünüzde, asıl görmeniz gereken o kişinin yoksullaşma korkusundan dolayı, yoksulla arasındaki mesafeyi arttırarak aşmaya çalışma çabası olmalı. İrrasyonel, aynı zamanda gayri ahlaki bir savuma mekanizması.

Şimdi bunun yeni versiyonu, “Covid-19 yaşlıları öldürüyormuş, haydi bunu güzelce tescil edelim ve yaşlı olmadığımızı dünyaya haykıralım, ölümü böyle kandıracağız!” haleti ruhiyesinde tortulanıyor.

‘Gençler’ şimdilik bununla oynuyor.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!