Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Ermenistan saldırganlığına kısa bir ara. Ne kadar kısa olduğunu henüz bilmiyoruz. Azerbaycan Ermenistan arasında insani ateşkes gece 12.00’de yürürlüğe girdi. Aslında 10 Ekim'de alınmış bir ateşkes kararı vardı. Ama Ermenistan defalarca ihlal ettiği için bir türlü yürürlüğe giremedi.

Ermenistan’ın 27 Eylül’de başlattığı ateşe Azerbaycan’ın savunma amaçlı karşılık vermesiyle iki ülke arasında savaş durumu oluşmuş durumda; alınan ateşkes kararı devreye girmediği gibi Ermenistan cephe hattında verdiği kayıpların hıncını Azeri sivillerden alacak kadar alçaldı.

Ateşkesin üzerinden 24 saat bile geçmeden saldığı füzeler sayesinde Gence’de 10 sivil ölmüş, 35 kişi yaralanmıştı. 15 Ekim’de Terter kentinde defin töreni için mezarlığa giden sivilleri hedef aldı. Mezarlık 4 Azerbaycanlıya mezar oldu. 17 Ekim’de ise Gence, ikinci füze saldırısıyla uykusunda vuruldu. 13 sivil öldü, 50 kişi yaralandı. Ölenler arasında bebekler vardı. Yine de cumhurbaşkanı Aliyev çıktı ve şu açıklamayı yaptı: “… Gece saatlerindeki saldırı insanlığa karşı cinayettir. Bugün çocuklar da öldü. Ama biz intikamımızı sivillerden değil, savaş alanında alacağız”. Helal olsun. Kimin devlet, kimin haydut olduğu böyle zamanlarda ortaya çıkar.

YOLSUZLUKLA SUÇLANMAYA BAŞLAYINCA MİLLİYETÇİLİĞİ HATIRLADI

Dağlık Karabağ, 1990’dan beri Ermenistan işgali altında. Bunun bir işgal olduğu, BM dahil her ülke tarafından kabul edilen bir gerçeklik. İşgal edilen alanda 1991’de kurulan Dağlık Karabağ Cumhuriyeti ise Ermenistan dahil hiçbir ülke tarafından tanınmış değil. Dün gece enkazın altından çıkarılan bebek cesedinin arkasında işte böyle devlet olamamış bir haydut devletin kısa mı kısa, sası mı sası hikayesi var. Zaten kimse bu hikayeyi merak da etmiyor artık. Zihinlerdeki soru şu: Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan Azerbaycan gibi kendisinin üç katı büyüklüğünde olan bir ülkeye neden saldırma kararı verdi?

Kaldı ki Ermenistan’ın başlattığı savaş sürerken Azerbaycan’ın işgalden kurtardığı yerleşim yerlerinin sayısı 61’e yükseldi. Bunlar arasında Ermenistan’ın 1993’te işgal ettiği Fuzuli kent merkezi ve köyleri de var.

‘Neden saldırdı’ sorusu ‘neden şimdi’ sorusu ile kardeş.

Saldırıyor çünkü içerde çok zor durumda. Suçlandığı yolsuzlukların haddi hesabı yok. Koçaryan’a göre daha iyi bir profil olacağı düşünülüyordu. Renkli devrimlere benzeyen bir yolla iktidara gelmesinin nedeni, selefi Koçarya’ın yolsuzluklarıydı.

Paşinyan’ın göreve geldikten sonra yaptığı ABD seyahatinde Kaliforniya Valisi Gavin Newsom’la imzaladığı ticaret ve yatırım geliştirme antlaşması ve valinin Ermeni-Amerikan Müzesi’ne destek için Kaliforniya eyalet bütçesinden 5 milyon dolar aktarılmasına onay vermesi, arkasında diasporadaki ‘Los Angeles lobisinin’ bulunduğu ve alacağı desteğin neredeyse bitimsiz olduğu zannını doğurmuştu ama öyle olmadı. Devlet uçağı ile elmas ve sigara kaçakçılığı yaptığı iddiaları arşa dayandı. Ermenistan pandemiyi yönetmede dünyanın en kötü ülkeleri arasında yer aldı. Paşinyan’ın atadığı bakanlar, istihbarat teşkilatına getirdiği yöneticiler ardı ardına istifa ettiler. Aldığı iç ve dış desteğin suyunu çekmesi, yolsuzluk ve kamuoyunun eleştirelliği karşısında sıkışmış hisseden her doğulu liderin yaptığını yaptı, kusurlarını örtmek için milliyetçiliğe ve militarizme sığınma gibi bir yol olduğunu hatırladı. Ancak hafıza tazeleyen sadece Paşinyan değildi.

İç politikada yaşanacak krizlerin arefesinde Putin’in de hapisteki Koçaryan’ı ‘hatırlayıvermesi’ , Koçaryan’a giden tebrik mesajları Paşinyan’ın dengesini iyiden iyiye bozdu, mesajı almıştı. Kimin patron olduğunu da ‘hatırlamıştı’. Putin’e karşı ‘ben buradayım, varım, gerekeni yapmaya hazırım’ duygusu ile dolup taştığını tahmin etmek zor olmasa gerek.

Neden şimdi? sorusunun cevabı da burada başlıyor. Rusya her ne kadar Paşinyan’dan hazzetmese de, Ermenistan’ın içine girdiği saldırganlığı elbette teşvik ediyor ve bunu herkes biliyor. Putin, Doğu Akdeniz’de, Libya meselesinde Türkiye ile yaşadığı ve bir adım geri çekilmek zorunda kaldığı gerilimi soğutmak için, Türkiye ve Azerbaycan’dan iki ülke arasındaki askeri işbirliğini bozacak bir taviz koparmanın peşinde.

PUTİN’İN OYUNU

Ermenistan’ın saldırdığı Tovuz bölgesinin Trans-Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi (TANAP) ile birlikte Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) ve Bakü-Tiflis-Erzurum hatlarının geçiş güzergâhında yer alması zaten pek çok şeyi anlatıyor. Rusya ve İran, Azerbaycan’ı kendilerine mahkum olmaktan kurtaran enerji projelerinden hoşnut değiller.

Türkiye ve Azerbaycan arasındaki tek işbirliği enerji işbirliği değil, bununla birlikte, iki ülke arasında Ermenistan’ın 12 Temmuz’da yaptığı saldırı sonrasında daha etkin ve somut hale gelmiş bir askeri işbirliği de var. Rusya’nın bu askeri işbirliğinden de rahatsız olduğu biliniyor.

Putin Paşinyan’ı sevmiyor doğru, ama devamı hiç de bizim ulusalcı Rus muhiblerinin ya da gideri var diye dünyayı avrasyacı perspektiften okumaya çalışanların anlattığı gibi değil. Putin’in Paşinyan’dan hoşlanmaması Paşinyan’ın kendisini kanıtlama adı altında ortaya koyduğu kullanılma hevesinden istifade etmediği anlamına gelmiyor.

Bilakis.

Putin, Paşinyan’ın saldırganlığını Azerbaycan’da daha fazla yer kaplamak için kullanmak istiyor. Mafya zaten böyledir, koruma karşılığı haraç istediği yerlere önce saldırı düzenletir, mekan sahibi ya mesajı aldığı için ya da ‘ah sahiden korunmaya ihtiyacım varmış’ diyerek daha önce burun kıvırdığı koruma teklifini kabul eder, o hesap, Azerbaycan Rusya korumasını talep etmeye zorlanıyor.

Durumu en iyi anlatan cümleleri Bakü Büyükelçiliği İçişleri Bakanlığı Müşavirliği’nden bir ay önce emekli olan Ali Demir kurdu. Hürriyet’ten Musa Kesler’e verdiği röportajda şunları söyledi: “ Rusya ‘Barış Gücü’ ve Ortak Ulaştırma Sistemi tesis etme adı altında Azerbaycan’a askeri birlik konuşlandırmak istiyor. Bu maksatla da Ermeni işgali altındaki 5 reyonun Azerbaycan’a teslimi önerisini gündeme getirdi. Bu görünüşte iyi niyetli bir öneri olabilir ama asıl gaye ‘barış gücü’ görüntüsüyle askerlerini oraya yerleştirmek. Bir kere yerleştikten sonra da yapacak çok fazla bir şeyiniz kalmaz. Buna çok dikkat etmek gerekir”

Aynen katılıyorum. Türkiye de, Azerbaycan da diplomasiden, doğru zamanda doğru masada müzakere etmekten kaçınmamalı ama aynı zamanda Putin’in tongasına düşmemek için kafa kafaya vermeli ve birbirini tamamlayan bir strateji üretmeliler.

Son olarak: Döktüğün kanda boğul Paşinyan.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00