Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Görevi uhuletle suhuletle bırakması gerekirken kitleleri kışkırtan bir tutum içine giren ve Amerikan Kongre binasının taşlı sopalı kitlelerce işgaline yol açan şiddet eylemlerinin fitilini tutuşturmuş olan Trump, 2024 seçimlerinde aday olma ihtimalini sollayarak geride bıraktı. Bence artık böyle bir ihtimal yok.

Trump’ın ne kadar kanun tanımaz, terörizmle rahatça dans edebilir karakterde bir adam olduğunu diğer Cumhuriyetçiler dahi idrak etmiş durumda çünkü.

Mike Pence’ten Mike Gallagher’a, Lindsey Graham’dan Mitt Romney’e varana dek, pek çok Cumhuriyetçi Trump’ı kınadı ve bu tür olayların yaşanmasından duydukları mahcubiyeti açıkça dile getirdi. Rommney’in ifadeleri olayları özetlemesi bakımından önemli: “Bugün burada olanlar, ABD Başkanı tarafından teşvik edilen bir isyandı. Meşru, demokratik bir seçimin sonuçlarına itiraz ederek onun bu tehlikeli oyununu desteklemeye devam edenler, demokrasimize karşı eşi görülmemiş bir saldırıda suç ortakları olarak daima hatırlanacaklar.”

Zaten Cumhuriyetçilerden de oy alabilecek bir Demokrat olduğu için aday gösterilmişti Joe Biden. Sonuç bunun doğru bir strateji olduğunu ortaya koydu, Trump’ın gider ayak yaptığı iş ise Biden’ın sahneye daha güçlü bir giriş yapmasını sağladı. İnsanları kendisine değil Anayasa’ya bağlı kalmaya çağırarak puan topladı. Reseptörleri sonuna kadar açılmış olan ahaliye “Başkan kral değildir, hiçbir başkan kanunların üzerinde değildir” diyerek nasıl bir başkan olacağını sıcağı sıcağına gösterme şansını buldu.

DEMOKRATLARIN DA İŞİ ZOR

Gelgelelim bu toz duman dağıldığında, Trump’çılar ve komplo teorileriyle kafayı bozmuş Qanon hareketi yeterince taşlanıp herkes buna doyduğunda, Demokratların sınavı başlayacak.

İşleri o kadar da kolay olmayacak.

Çünkü o gün orada sadece Philip K. Dick hikayesinden fırlamış gibi görünen Qanon hareketi üyeleri yoktu. Trump’ın miting çağrısına karşılık verenler ağırlıklı olarak Amerikan kırsalı, “Rural Area’ denilen kesimin insanlarıydı.

Demokratlar ne zaman iktidara gelse, ihmal edilen kesimdi. ABD dünyanın en büyük tarım ülkesi olmasına rağmen şikayetleri sürekli gözardı edilen çiftçilerdi.

Sağlık politikaları berbat, salgın döneminde kötü bir sınav vermiş, işsiz sayısı nereden baksanız en az 18 milyonu bulan ABD’nin dışardan göründüğü kadar parlak bir durumda olmadığı, bu eylemsellikle iyiden iyiye aşikar oldu.

Seçim akabinde Demokratlar Trump’ın kaybetmesine sevinmek yerine 240 bin kişiyi Covid 19’a kurban vermiş halkına dönüp "Abartmayın bakın ben de oldum" diyebilmiş, ABD’yi iç savaşa sürüklemekten çekinmeyecek bir adamın nasıl 75 milyon oy alabildiğini analiz etmeli demiştim.

Söz konusu öneri, adına terör, sivil darbe girişimi ya da her ne derseniz deyin yaşanan olaylar sonrasına bir zorunluluk halini aldı.

Demokratlar Amerikan rüyası çökerken yoga yapıp kombucha çayı içenlerin saçlarını taramayı ve transgender konuşmayı siyaset yapmak zannetme eğiliminden vazgeçmezlerse 2022’deki ara seçimde senatoda yakaladıkları kontrolü kaybedecekler ve 2024’teki başkanlık seçiminde de koltuğa veda etmek zorunda kalacaklar.

Biden’ın önünde iki yol var. 1) Trump döneminde yara alan kurumlar başta olmak üzere içeriyi toparlamaya, üretimin ABD’ye dönmesini sağlama çalışmalarına ağırlık verecek. Zaten bazı eyaletleri temiz enerjiye geçiş şartıyla teşvik ve sıfır vergi gibi vaadlerle kazanmıştı. Dış politikada da kendisini NATO’yu onarmak ve Çin’i ekonomik açıdan dengelemek, yani aslında Çin’e yenilmemek ile sınırlandıracak. 2) Sorunları ihraç etme yöntemiyle "Güçlü ülke ABD" algısını kuvvetlendirecek müdahaleci dış politika yolunu seçecek. Dışarda yarattığı güç algısıyla iç sorunları perdelemeye çalışacak.

İlkini seçerse, iddiası sınırlanmış ama halkını kazanmış müreffeh bir ABD olur. Türkiye gibi ülkeler de kısmen rahat olur. İkincisini seçerse kötü. Her bakımdan.

Yarın: Demokrasi Demokrasiye karşı. Sosyal medyanın Trump’ın kişisel hesabını kilitlemesi nasıl okunmalı?

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00