Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

CoronaVac aşısının şüyuu vukuundan daha geniş alan kaplıyor. AB ülkeleri aşılama işleminde epey mesafe kaydetti, aşı olmayanlara vize verilip verilmemesini tartışıyor. Biz biraz geride kaldık, nihayet başlıyoruz. Aklıma takılan bir noktayı da paylaşayım. Biliyorsunuz epey bir süre ünlüler, şarkıcılar, siyasetçiler birbiri ardına "Ben aşı oluyorum yuppiiee" görüntüleri paylaştı. Amaç söylenene göre 'insanları aşı olmaya teşvik etmek' ve bunun için toplum nezdinde tanınan insanları fotoğraf kameraları önünde ‘gönüllü’ yaparak aşının güvenilirliğine dair olumlu bir algı yaratmaktı. Oysa ülkemizde ciddi düzeyde bir aşı karşıtlığı yok. Hepimiz nesiller boyu ilkokulda kolunu sıyırıp aşı günü kuyruğuna girdik. AB ve ABD’de bazı yerlerde olan ‘aşı olmama hakkı’ bizim semalarımıza uğramadı. Ülkemizde olan aşı karşıtlığı değil, Çin’in ürettiği aşıya karşı şüphe duymaktı. Dolayısıyla önden önden gani gani aşılanan her ünlünün durumu aslında hükümetin yürüttüğü iç siyaset odaklı reklam kampanyasından nasiplenmekti. Zira malum, Bilim Kurulu üyeleri sürekli olarak Türkiye’nin nüfusu 25 milyonmuş gibi davranarak "Herkes aşı olmalı" açıklaması yapıyor ama ortada sadece 3 milyon doz aşı var. 50 milyon dozun kalan 47 milyonu hala ortada yok, gelse de 25 milyon kişiye yetecek aşı var. Ötesiyle ilgili ortada netleşmiş bir şey yok.

BREZİLYA’DAN GELEN HABERLER PEK PARLAK DEĞİL

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, ‘analizlerini tamamlayıp’ CoronaVac aşısı için 'acil kullanım onayı' verdikten sonra Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca da aşı oldu, ardından Bilim Kurulu üyeleri.

Güzel temennilerde bulundular. Tünelin ucundaki ışık göründü dediler. İnşaallah haklı çıkarlar.

Çünkü Türkiye’deki Faz 3 çalışmalarında 3 bin 457 gönüllüye iki doz uygulama yapıldı ve koruma oranı yüzde 91,25 olarak ilan edildi. Ama tıpkı bizim gibi CoronaVac’a talip olmuş diğer bazı ülkelerden gelen sonuçlar o kadar da parlak değil.

Türkiye ilaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun ‘acil kullanım onayı’ vermesinden sadece bir gün önce CoronaVac’ı üreten Sinovac’ın araştırma ve üretim ortağı Brezilya Butantan Enstitüsü, hiç de hoş olmayan bir açıklama yaptı.

13 bin kişiyle test yapan ve bu anlamda en geniş kapsamlı test çalışmasına baş koymuş olan Sinovac’ın ortağı Butantan Enstitüsü daha önce aşının Covid-19'un hafif geçirilmesi halinde yüzde 100, orta şiddette ve ağır geçirilmesi halinde yüzde 78 oranında koruduğunu söylemişti. Kamuoyunun şeffaflık baskısına dayanamayan enstitü Salı günü şöyle bir açıklama daha yaptı: “Bu verilere çok ağır enfeksiyonlar eklenmedi, bunlar da eklendiği zaman ortaya çıkan koruma oranı yüzde 50,4”

Bakın başka aşıları seçen ülkeler demiyor, aşı karşıtları demiyor, CoronaVac sipariş etmiş olan Brezilya diyor.

Sinovac’ın yaptığı aşıyı en hızlı şekilde uygulamak isteyen Endonezya’dan aşının yüzde 65'lik bir koruma sağladığı bildirilmişti. Ancak Endonezya’daki testler 1620 kişilik küçük bir test grubundan oluşuyordu ve dolayısıyla ilan edilen koruma oranı uzmanlar tarafından zaten inandırıcı bulunmuyordu. Brezilya’dan gelen açıklama ile bu oran %50’lere düştü.

Söz konusu açıklamadan sadece bir gün sonra çıkan ‘acil kullanım onayı’ tesadüf mü, yoksa haber fazla yayılmadan gerçekleştirilen bir ön alma girişimi mi?

Doğru olan zorlu transfer koşulları bulunmayan diğer aşıların firmalarıyla da doğru zamanda anlaşma yapmak ve böylece hem pahalı hem vasat altı Coronavac’a mahkum kalmamaktı. Bunu hükümet de biliyor. Ancak söz konusu eşik geride kalmıştı ve elde kalan tek seçenek üzerinde şüpheler daha da artmadan, siyaseten bir adım atılması ihtiyacı doğdu ve acil kullanım onayı çıktı diye düşünmemek elde değil.

Covid 19 üzerinden hükümete başarı testi yapmak adil değil. Dünya devi ABD’nin başındaki şahsın insanlara çamaşır suyu içmeyi salık verdiğini gördü bu gözler. Türkiye son düzlüğe gelene kadar meseleyi ciddiye aldı, Sağlık Bakanlığı’nın çabaları görmezden gelinemez.

Ayrıca %50 koruma 0 korumadan iyidir, milletçe beklentiyi düşürmeye zaten alıştık, koruma oranı düşmüş bize komaz. Aşıyı olur, maske-mesafe kuralına riayet etmeye devam ederiz.

Ama ben neden korkuyorum biliyor musunuz?

Vasat olduğu artık iyice ortaya çıkan Coronavac’ı bile bulamamaktan. Aşı kuyruğunda ciğerimiz solarken o sırada yetkililerin TV’lerden "Lütfen aşı olun, herkes aşı olsun" diye demeçler vermesinden ve "Aşı yok" haberlerine erişim yasağı getirilmesinden.

Olan ile gösterilen arasındaki makasın bu kadar arttığı bir ülkede korkumun yersiz olduğunu düşünmüyorum maalesef.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00