FRANSIZ ekonomik ve kültürel kimliğinin parçası olan 15 markanın paha biçilmez ürünlerinin sergilendiği ‘Art de Vivre à la Française’ (Fransız Yaşam Sanatı) Fransız Sarayı’nda gerçekleştirildi. Daha önce Beverly Hills ve New York’ta sergilenen ürünler bu sefer iki günlüğüne İstanbul’daydı. Dünya üzerinde 4 tane üretilmiş küvet, altın kaplama armatürler, altın kalemler derken oldukça pahalı bir sergideydik. Baccarat kristallerinden oluşturulan yemek masasını uzun süre hayran hayran izledikten sonra Fransa İstanbul Başkonsolosu Muriel Domenach ve Business France’ın müdürü Eric Fajolet’nin ev sahipliğindeki kokteyle katıldım. Arzu Kaprol yeni kestirdiği saçları ile gecenin en göze çarpan kadını oldu. Değişiklik yaramış, enerjisi değişmişti neredeyse. Mudo için yaptığı koleksiyonun yarısı kısa sürede bittiği için oldukça keyifliydi. Sabah yürüyüşlerine çıktıkları zaman yayınladıkları fotoğrafları ilgi ile takip ettiğim Leyla Alaton ile birlikte ayrıldılar geceden. Konu Fransız ekolü olunca Neslihan Yargıcı da oradaydı tabii. Yeni keşfettiği tatil beldeleri üzerinden oldukça uzun bir sohbet yaptık. İstanbul’a yakın yerler keşfeden Yargıcı’ya söz verdiğim için konudan şu an bahsetmiyorum. Ama en kısa zamanda araştırıp bu konu hakkında da yazacağım.

Canavarların PODYUMU

BASKILI kumaş canavarı Deniz Berdan ve Beg Berdan yeni tasarımlarını Bomonti Hilton’da tanıttı. Koleksiyonun adı Monster Mash (Canavar Püresi) olunca podyuma canavarlar çıktı tabii. Modellerin makyajı, ışık sistemi ve müzik öyle güzel tasarlanmıştı ki, koleksiyonu merak içinde izledik. Kısa sürede farklı giyinmeyi sevenlerin markası haline gelen DB Berdan, bu sefer 80’lerin gotik kültüründen etkilenmişti. Hani 70’lerin kült müzikali ‘The Rocky Horror Picture Show’un modern versiyonu çekilse, rahatlıkla bu koleksiyondan parçalar kullanılabilir. Bu sefer erkekler için giyilebilecek tasarımlar da eklemelerine fena halde sevindim. Alexander Kokoskeriya’nın taşıdığı tasarımları giyebilecek cesarete sahibim sanırım. Koleksiyon Lidyana’da satışa sunuluyor, göz atmanız şart.

Teknoloji KOMEDİSİ 

DİJİTAL hayat her yönden ilerlerken tiyatro sahneleri bu durumdan geri kalacak değildi. Hafta başı izlediğim yeni oyun ‘Kam’, hem green box perdenin önünde oynanması hem de dijital dünyaya kurban olan benliklerimizi eleştirmesi yönünden farklı bir oyundu. Dans ve tiyatro topluluğu Berika’nın oyuncuları green box’ın önünde oynuyor, siz de sahnenin yanındaki ekranlardan olan biteni takip ediyorsunuz. Kafa dinlemek için doğa tatilini seçen gençlerin telefonu ellerinden bırakamama hikâyesi gündelik hayatımızdan tiyatro sahnelerine taşınmış yani. Oyunda rastladığıma çok sevindiğim Yunus Günçe hem oyunculuğu hem de rol gereği sürekli sergilemek zorunda kaldığı vücudu ile göze çarparken Can Bora ile repliklerinde oldukça güldürdü. Sahneleme tekniği olarak algıların dağıtılmasını seçen Can Bora, aynı zamanda oyunun yazarı ve yönetmeni. Çevrenizde gözünü telefonundan alamayan arkadaşınız varsa bu oyuna götürün, en çok o eğlenecek.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
1881 -
1938