OTOBÜS yolculuğunda bir kadının başına gelen çirkin olay bu haftanın manşetlerini aldı götürdü. Detayı okurken içimden onlarca kez “Nasıl olabilir” soru cümlesini geçirdim ama toplumun durumunu bildiğim için beni çok da şaşırtmadı. Gece hayatında sık takılan biri olarak kulüplerde erkeklerin şiddetine maruz kalan kadınların neler çektiğini bizzat görüyorum. Ama konunun gündelik hayata bu kadar keskin bir şekilde girmesi akıl almaz. Gazetelerden korkunç olayı okuduğum günün gecesi evime dönmek üzere bindiğim bir metro vagonunda yaşadıklarım çok şeyi anlattı aslında. Saat 22.00 sularında Şişhane’den bindiğim metro tam kalkacakken içeriye spor salonundan çıkmış izlenimi aldığım tatlı bir kız bindi. Üzerinde dizinin biraz altında pembe bir spor taytı ve yine aynı tonlarda eşofman üstü ile seksi olmaktan çok uzak, spor yaptığı için yorulmuş bir görünümü vardı. Her spor malzemesi gibi dar bir kesimi vardı üzerindekilerin, tek suçu belki de buydu! Kadın metroya adımını atınca sol tarafımdaki erkekler bir kaykıldı. (Sanki kızcağız onlar için bindi!) Tam karşımda oturan adam ise bir yandan kıza bakıp diğer yandan bıyıklarını burmaya başladı. Hah dedim, zombilerin arasına düşmüşüz, kızı birazdan parçalayacaklar. Olay ilgimi çektiği için adamları takip etmeye başladım, hepsinde bir heyecan, bir kıpırdanma. Utanmasalar burunlarını uzatıp kızı koklayacaklar. Ben kendi halimde utanıp umarım kızın başına bir iş gelmez diye düşünürken Allah’tan aynı durakta indik ve rahatladım. Çekici birini görünce dönüp bakmak ayrı, yiyecek gibi ağzının suyunu akıtmak ayrı. ‘Güzele bakmak sevaptır’ sözünü yanlış anlamış bir toplumumuz var. İstanbul’un göbeğinde ve gayet uygun bir saatte bunlar yaşanabiliyorsa kadınlarımız için endişe etmemizin vakti gelmiştir. Tecavüz olaylarını cazip hale getiren yasalardan sonra ortalık savaş alanına dönmez umarım.

Savaşçı Hedwig İstanbul’da

BEYAZPERDEDE uzun süredir ne kadar kötü film izliyorsak tiyatro sahnesinde de olay tam tersi. Artık sahnelenen oyunlarda prodüksiyona, kostüme ve müziğe çok önem veriliyor ve karşılığı da alınıyor tabii. Trump Tower sahnesinde izlediğim ‘Hedwig ve Angry Inch’ oyunu bu örneğe tam oturuyordu mesela. Sergilenmeye eylülde de devam edecek olan oyun savaş döneminde Doğu Berlin’de bir Amerikan askerine âşık olup cinsiyet geçişi yapan bir eşcinselin hikâyesi. Gösterildiği ülkelerde yıllardır ilgi ile izlenen oyunun Türkiye versiyonunun bu kadar başarılı olabileceği aklımın ucundan bile geçmezdi doğrusu. Fakat Hedwig rolünü başarıyla üstlenen tiyatrocu Yılmaz Sütçü, oyunun Türkçe’ye uyarlanmasında da başarılı bir yol izlemiş ki sonuna kadar ilgi ile takip edilecek bir gösteri çıkmış ortaya. Sahnedeki orkestranın ve vokalin de sizi oyunun derinine indirmekte rol oynadığı çok açık. Gelecek sezona iyi bir oyunla başlamak isteyenler aklının bir kenarına yazsın.

Olan Biten

Gecce.com’un düzenlediği ‘Mekân Oskarları’ gecesi Suada’da yapıldı. Özge Ulusoy’un sunuculuğunu üstlendiği gecede hemen herkesin şıklık yarışına girmesi bu tip davetlerde pek rastlanmayan bir detay olarak ilgimi çekti. Üstelik sadece kadınlar değil erkekler de bu yarışa dahildi. 

Metro City’nin hemen girişinde kurulan bir alanda oluşturulan sergide Türk sinema tarihinin pek değerli filmlerinin afişleri sergileniyor. Hamdi Alkan’ın özel koleksiyonunda yer alan bu afişler pazartesi günü Banu Noyan’ın düzenlediği bir kokteylle konuklara tanıtıldı. Hayatınızın bir film şeridi gibi önünüzden geçmesi için ideal bir sergi. 

Her yıl daha iyisini yapmayı başarabilen erkek markası Civan’ın yeni sezon tanıtımı Dolapdere’deki Sivuple’de yapıldı. Erkek dünyası için oldukça değerli şeyler üreten Civan’ın modeli ise bir zamanlar Paris Hilton’un sevgilisi olan Saoro Nadal’dı.

Bugün ve yarın Life Park’ta yapılacak Chill-Out Festival’in sponsoru Limits Off, Hande Çokrak’ın markası Maid in Love ile anlaşıp festival bünyesinde bulabileceğiniz özel bir koleksiyon hazırlamış. Şehir karmaşasından uzaklaşmışken sonradan hatıra olabilecek ufak bir alışveriş de fena olmayabilir

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
1881 -
1938