Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        DOĞA bize her zaman bir şeyler öğretmeye devam ediyor ya, bu konunun nereye varacağını merak ediyorum. Gazetelerin klişesidir, bir köpek ve bir kediyi yan yana görüntüleyip, "Onlar bile anlaşıyor, bu kavgalar niye?" diye başlık atmaya bayılırlar. Ama derinine inseler o âlemden neler çıkıyor neler. Nat Geo Wild kanalında izlediğim 'Vahşi Dostlar' programında bir antilobu evlat edinen aslanın hikâyesi anlatılıyordu. Koca aslan antilobu yanında gezdiriyor, kolluyor, üzerinde uyumasına izin veriyor. Doğa bilimciler de bunun nedenini anlayamıyor. Uzaktan izleyenler için müthiş bir görüntü ama içi öyle değil. Yavru antilobun süt emmek için anneye ihtiyacı var ama aslan buna izin vermiyor. Aynı şekilde aslanın da beslenmeye ihtiyacı var ama antiloba göz kulak olmaktan av peşinde koşamıyor. İlk önce "Aşka bak" diye izlediğim görüntülerin aslında iki tarafa da zarar verdiğini görüp bunların gerçek hayattaki yansımalarını düşündüm. Hepimiz zaman zaman antilop ya da aslan rolünden birini seçip ona göre davranıyoruz. Sevgilimizin sanki bizden başka bir hayatı yokmuş gibi onun tamamen hayatımıza entegre olmasını sağlıyoruz ama ne kadar sağlıklı ki? İlk başlarda herkesin mutluluğu gözlerinden okunduğu için sorun çıkmıyor olabilir ama sevgiliyi kendi doğasına bırakmazsanız uçup gidiyor ya da diğer aslanlara yem oluyor. Acıklı sonlardan kim hoşlanır ki?

        Ofis sevilmez mi?

        TABİİ Kİ sevilmez, bu sorunun cevabını ben de biliyorum. Ama Google Türkiye'nin ofisini gidip görünce fikrim değişiverdi. Anlatmaya nereden başlasam? Kahvaltı ve öğle yemekleri için olan açık mutfaklı koca salondan mı, yoksa Alaçatı konseptiyle hazırlanıp, gerçekten de Alaçatı'daki bir ev şeklinde boyanıp döşenen kafesinden mi? O zaman kendi zevkime göre seçim yaparak, ofisin ortasındaki salıncaklardan başlamalıyım. Evet, evet salıncak! Ve öyle süs için koyulan bir şey de değil! Çalışanların bir iki sallanıp kafasını dağıtması için koyulmuş. Playstation oynanan televizyon odası ya da masaj yaptırabileceğiniz SPA odasından bahsetmeyeyim isterseniz; sonra patronunuza çıkışmayın!

        Duydum, kıskandım HATIRLADIM

        DUYDUM: Geçen pazar Metin Uca Ankara'daki Sinpaş'ın yeni yaptığı sitelerin bütün kullanım alanlarının özürlü vatandaşlarımız için özel olarak düzenlendiğini anlattı. Özellikle tekerlekli sandalyeyle hayatlarına devam eden bireyler için normalde bir yere gitmenin ne kadar zor olduğunu tahmin ediyor ve bu tip sitelerin artmasını diliyorum.

        KISKANDIM: Gazetelerde tam sayfa "Dünyaca ünlü rap yıldızı adadaydı" haberlerini okuduğum Ludacris'in Survivor'cıları eğlendirme olaylarından bahsediyorum. Normal şartlarda ülkede hiçbir haber değeri olmayan Ludacris'in hayranı olan Acun, sırf kendi zevki için parasını bastırıp programına konuk etti. Hem de reytingini aldı. Hem iş hem özel zevk, kıskanılmayacak gibi değil.

        HATIRLADIM: Fatih Altaylı'nın pazar günkü Kopenhag'ın 'Dünyanın en iyi restoranı' ödülünü alan mekânı Noma'dan bahseden yazısı restoranı yaşatıyor doğrusu. Restorana ben de gitmiş ve Altaylı'nın anlattığı yemeklerden yemiştim. Yemeye kıyamadığınız minik-likte, sanki jelibondan yapılmış bir sanat eserini andıran tabağı nasıl bozacağımı bilememiştim. Yazıyı okurken o geceye geri döndüm ama sonrasını da hatırladım tabii. Biz dört arkadaş restorana sağlam bir para bayılıp otele dönerken, ilk açık fast-food zincirinde karnımızı doyurmuştuk. Porsiyonlar sizi sonradan şaşırtmasın.

        Diğer Yazılar