Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        'AHIR o kadar karanlıktı ki fili görmeye imkân yoktu. File ellerini sürmeye başladılar. Birisi, eline hortumu geçirdi, "fil bir oyuğa benzer" dedi. Başka birinin eline kulağı geçti, "fil bir yelpazeye benziyor" dedi. Bir başkasının eline ayağı geçmişti, dedi ki "fil bir direğe benzer". Bir başkası da sırtını ellemişti, "fil bir taht gibidir" dedi. Herkes neresini elleyip nasıl tahayyül ettiyse fili ona göre anlatmaya koyuldu...'

        Futbol dünyamız o kadar karanlık kaotik bir dönemden geçiyor ki, herkes durduğu yerden bir yorum yapıp sorumlu arıyor. Ama durduğu yerden, bir adım atıp bunların daha yaşanmaması için ne rasyonel yapısal teklifler getirmeden. Çünkü önermek sorumluluk almaktır.

        Polis otolarının devrilmesine kadar giden olayların ardından TSYD'den TFF'ye, Fenerbahçe'den Galatasaray'a kadar olayların her tarafı kamuoyuna 'sert açıklamalar' yaptılar. Olaylar ve tartışmalar öylesine bir noktaya geldi ki, konu önce Bakanlar Kurulu'nun daha sonra ise AK Parti'nin grup toplantısının gündemine geldi. Hatta Başbakan'a "Yarabbim nedir bu hal!' dedirtecek gelişmeler yaşadık, yaşıyoruz. Başbakan bir şey daha söyledi konuşmasında 'holiganlara ve fanatizme karşı ortak bir çözüm geliştirmeliyiz'

        Peki nasıl olacak bu?

        Fil hikâyesi şöyle biter:

        "Herkesin elinde bir mum olsaydı, sözlerinde itilaf kalmazdı. Duygu gözü, ancak avuca benzer. Avuç bütün fili birden elleyemez ki."

        Mevlana'nın sözünü ettiği mum için İçişleri Bakanlığı, Spor Bakanlığı ve Futbol Federasyonu ile birlikte olayları tüm yönleriyle inceleyecek bir raporu hazırlamalıdır. Olaylar nasıl çıktı, kimlerin kusurları var, tüm soruların cevapları bu raporda olmalıdır. Ayrıca, bu rapor değiştirilmesi gereken ve uygulanması gereken önerileri de kapsamalıdır.

        NTV'nin belgeseli

        DERBİ maçına özel olarak NTV Haber Merkezi spor programlarının, hatta spor kanallarında bile rastlamadığımız derinlikte bir belgesele imza attı. Derbiden önce yayınlanan 'Türkiye'de taraftar olmak' belgeselinde bana da görüşlerimi ifade etme şansı verdi NTV Haber Merkezi.

        Gözetim altına alınan 48 taraftarın içinde doktor ve mühendislerin olduğunu öğrenince belgeselde söylediklerimi burada da yazmak farz oldu: Türkiye'de taraftarlar tribünlere geldiğinde bambaşka bir kimliğe bürünürler. Bu meteformozun edebiyatta, sinemalarda birçok örnekleri var. Sabah uyandıklarında ailesine ve iş arkadaşlarına nazik, sevecen doktor Jeykell olanlar, akşam stadyumun yolunu tuttuğunda canavar, fanatik bir Mister Hyde'a dönüşebilirler. Aynı günde iki ayrı kimliği yaşayabilirler. Ama bu dönüşüm kendiliğinden olmaz. Tıpkı doktor Jeykell'i Mister Hyde yapan zehirli bir ilaç alırlar ya da ilaç verirler bizim taraftarlarımıza. Kulüp yöneticilerinin demeçleri, medyanın proaktif yayınları, sosyal medyadan gelen mesajlar derken stada gidene kadar canavarlaştırılan taraftarlar. Bence, "tanımlanamayan filler" çarpışırken ezilen çimenler misali sistemin en masumu onlar ve onları durdurmaya çalışan polislerdir.

        Derbi öncesinde söylediklerimi bugün de söylüyorum. NTV başladığı işi yarım bırakmamalı şimdi de "Tribün terörü nasıl biter' belgeseline imza atmalı ki, Başbakanımız bir daha "yarabbim nedir bu hal!" demesin. Titreyelim, lütfen artık herkes yaşanan pejmürdelikleri sürekli tadat etmek yerine üzerine düşen görevi yerine getirsin.

        Diğer Yazılar