Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BÜLENT Ersoy’un babasıyla ilgili bildiklerimiz çok sınırlı. Fikret Erkoç zamanında futbolcuymuş, çocuğunun da futbolcu olmasını çok istemiş, hatta başarılı bir futbolcunun adını vermiş doğunca. Sonradan işleri bozulmuş, hayat planlandığı gibi ilerlememiş. Erkoç’u bir kere kızını sahnede izlerken görüntüledi gazeteciler, bir kere de “Popstar” yarışmasının kulisinde.

        Merakımı tetikleyen “Atlanta” dizisinin “Teddy Perkins” isimli son bölümü oldu. Diziyi hiç izlemediyseniz bile bu “bottle episode”u (görmeniz şart.

        Dizide yan karakterlerden biri internet ilanından bulduğu piyanoyu almak için bir malikâneye gidiyor. Hikâye bu kadar, ama abartmadan söylüyorum, ortaya televizyonun belki tarihinin en tuhaf, en kafa karıştıran, en katmanlı işlerinden biri çıkmış. 35 dakikalık bu bölümü yayınlandığında gözümü kırpmadan izledim; biter bitmez bir kez daha, ertesi gün bir daha.

        BABALAR VE ÇOCUKLARI

        Malikânenin sahibi ropdöşambr giymiş, suratı bembeyaz porseleni andıran, garip sesli, ürkütücü Teddy Perkins. Nadir bir cilt sorunundan dolayı güneşe çıkamıyor, evinin perdelerini kapalı tuttuğunu söylüyor.

        Gönderme çok net aslında; Michael Jackson’ın ölmeden önceki son hallerine fena halde benziyor. Teddy Perkins’in bir de erkek kardeşi olduğunu öğreniyoruz. Birçok ünlü şarkıcıyla sahne almış çok başarılı bir piyanistmiş, şimdi tamamen münzevi olmuş. Perkins’in elinin altında bir kayıt cihazı var; unutmamak için her şeyi kaydediyor. “Darius az önce su istedi” gibi.

        Naomi Klein “Şok Doktrini” kitabında yıllarca işkence görmüş bir mağdurun söylediği her şeyi 15 dakika içinde unuttuğunu, bu yüzden en sıradan konuşmalarını kasete kaydettiğini yazıyor. Perkins’in işkencecisi ise CIA değil, babası.

        “Atlanta” meşhur babaları anıyor. Küçücük bir çocukken şöhret yaptığı oğlu Michael’a sahnenin üstünde sniper’ların olduğunu, tek bir adımını yanlış atarsa vurulacağını söyleyen Joe Jackson... Kızları Venus ve Serena’yı dört buçuk yaşında tenise başlatan, nasıl başarılı olacaklarına dair 78 sayfalık bir plan hazırlayan Richard Williams... Yedi yaşından 12 yaşına kadar oğlunu sürekli döven ama onu zorla piyanoya başlatan Marvin Gaye’in aynı adlı babası. (Daha sonra oğlunu vurarak öldürüyor.)

        Takıntılı babaların işkenceyle büyüyen çocuklarının ortak özellikleri, ileride işlerinin en iyisi olmaları. Dizideki Teddy Perkins’in babası da oğullarına günde iki kez üçer saatten piyano dersi veriyor, pazar günleri de sınava tabi tutuyormuş. Tek bir yanlış yapınca dayakla cezalandırıyormuş; tıpkı Michael Jackson’ın babası gibi.

        ÇOCUKLUK ACILARI

        Yaygın İngilizce bir deyimi tekrar edip “Omlet yapmak için yumurta kırmak gerek” diyor Perkins ve babasına, kendi babası gibi başka babalara minnettar olduğunu ekliyor. Venus ve Serena Williams kardeşler de zirveye ulaştıktan sonra babalarının üzerlerindeki emeğini sertliğine rağmen teslim ettiler.

        Mükemmelliğe, en iyi olmaya giden yol sahiden çok büyük fedakârlıklardan, büyük işkencelerden mi geçiyor? Bildiğimiz birçok kusursuz müzisyenin hikâyesi hep çocukluklarındaki acılarla başlıyor.

        Teddy Perkins’in görüntüsü bana daha yakından tanıdığımız birini de andırdı. Bülent Ersoy’un ilk şöhret yıllarındaki hali... Sanki dizinin yaratıcıları bir yerde eski fotoğraflarını görmüş ve esinlenmiş.

        Sadece görüntü değil, hikâye de ortak. Bugün grotesk bir karakter olarak bilinen ve daha çok kostümleriyle anılan Ersoy’un işindeki mükemmelliği çoğu zaman unutuluyor. Oysa sesinin kalitesi, nota-müzik bilgisinin ustalık düzeyi “fevkaladenin fevkinde” ve içimden bir ses bu kusursuzluğa sadece eğitimle, çalışmayla ulaşılamayacağını söylüyor. O yüzden, evet, Fikret Erkoç’un hikâyesini merak ediyorum.

        ***********

        #MALUMATFURUŞ

        ‘ŞİŞE BÖLÜM’ NE DEMEK?

        TELEVİZYON dizilerinde mevcut konudan ayrılan, biraz geri çekilen, bütün oyuncuların yer almadığı bölümlere “bottle episode” deniyor. Kimi zaman zorunluluktan doğuyor; çünkü oyuncular izin yapmak istiyor, yazarlar yoğun tempoya yetişemiyor, bütçenin ayarlanması ya da konunun dinlenmesi gerekiyor.

        Ama tek başına bağımsız duran bu “bottle episode”- lar televizyon tarihinin en yaratıcı işleri de olabiliyor. Tek bir karaktere yoğunlaşan, tek mekânda geçen kısa filmler aslında; bölümün adeta tek bir şişeye hapsolmuş gibi görünmesinden geliyor bu tarzın adı.

        FAVORİ BELLİ

        Hemen herkesin favorisi “Breaking Bad”deki sinek bölümü, yönetmeni son “Star Wars” filmini çeken Rian Johnson...

        “Girls” dizisi iki tane böyle unutulmaz bölüm çekti, ikisi de dizinin kendisinden belirgin bir şekilde ayrılıyor. Sadece mekân kullanım açısından “Seinfeld”deki Çin lokantası bölümü de sayılabilir.

        ***********

        AVM’LERİ BEKLEYEN TEHLİKE

        DÜNKÜ Financial Times yakın gelecekte Adidas’ın mağazalarını yavaş yavaş kapatacağını duyurdu. Online alışverişin yaygınlık kazanmasıyla bu alana ağırlık verecekmiş marka, kalan birkaç mağazası da çok daha iyi olacakmış.

        Teknolojinin dayattığı değişimin doğal sonucu Adidas’ın kararı. Amerika’da Macy’s gibi birçok mağaza şube azaltıyor, küçültüyor. Alışveriş merkezleri giderek hayalet binalara dönüşüyor; çünkü tüketim alışkanlıklarımız değişiyor.

        GELECEK İFLAS

        Tuvalet kâğıdından gece elbisesine tek tıkla eve sipariş etmenin rahatlığı, bildiğimiz anlamda mağazaları bitiriyor. Şu anda insanları hâlâ mağazalara çeken iki faktör “deneyip alma” tecrübesi ve beklememe. Ama Manhattan’da Amazon, Google gibi devler iki saat içinde eve teslim e-ticaret hizmetleri sunuyor mesela. Birçok marka da ürünlerini sorgusuzca iade alıyor beğenmediyseniz ya da sadece denemek için sipariş ettiyseniz.

        Gelecek AVM’lerin değil, insanlar buralardan daha fazla uzaklaşmaya başlayacak. Birçok mağaza iflas edip tarihe karışacak ya da sadece e-ticarete yönelecek. Kaçınılmaz bu... Şimdiden bu binaları ne yapacağımızı, nasıl değerlendireceğimizi düşünmemiz gerek.

        Diğer Yazılar