Son Dakika
02.05.2018 - 03:31 | Güncelleme:

Bir seçim nasıl kaybedilir

 

TEK bir adayın 100 bin imza, biraz da parayla yarışa girebileceği yeni cumhurbaşkanlığı seçiminin bir Türkiye mozaiği olması gerekirdi. Oysa Türk siyaseti hâlâ eski ezberlerini yıkabilmiş değil. Hâlâ partilerin birini ataması, seçmenin de tıpış tıpış o isme oy vermesi bekleniyor.

Aksi için bahaneler hazır... İmza toplamak birkaç güne sıkıştırıldı, o yüzden çok zor... Gerekli irade olsa her şeyin çözümü mümkün halbuki. Ama Levent Gültekin gibi yazdıkları Twitter’da birkaç kişi tarafından beğeni alınca ego patlamasına girip “Ben bari cumhurbaşkanı olayım” diyenler zoru görünce pes etmeyi tercih ediyor. Kendi reklamını yaptı, yeter ne de olsa.

HEP AYNI

Ortam yine bilindik isimlere, bilindik gündemlere kaldı.

Halbuki çok çeşitli bir aday yelpazesinde belki ilk kez fikirler, farklı vaatler konuşulurdu. CHP’nin cuma günü açıklayacağı adayı kim olursa olsun seçim kampanyasının böyle bir yöne gitmeyeceğini kolaylıkla iddia edebilirim.

Çünkü Türkiye’de seçimler halka yeni bir vizyon sunmak değil, “Erdoğan’ı yenmek” üzerine kurulu. Meral Akşener’in de, olası CHP adayının da, liberal fantezi Abdullah Gül’ün de alternatif olarak karşımıza tek sunduğu, “Beni seçerseniz Erdoğan artık görevde kalmaz” vaadi. İyi de Türkiye’nin böyle bir dönemecinde bu yeterli mi?

Erdoğan hâlâ kendi seçmenini heyecanlandıracak vaatler sunuyor. Siz etkilenmemiş olabilirsiniz ama duble yollardan, Kanal İstanbul’dan, havalimanından heyecanlanan azımsanmayacak ölçüde bir seçmen kitlesi var. Hayatı boyunca uçağa binmemiş biri İstanbul’un yeni havalimanından heyecanlanıyor, çünkü vaadin ve hayal satmanın siyasette her zaman yeri var.

Muhalefette ne Çiller’in meşhur “iki anahtar” sloganı, ne de Cem Uzan’ın “Mazot 1 TL olacak” gibi basit mesajları var şimdi.

TEK BİR MESAJ

Varsa yoksa “Erdoğan gitsin yeter”... Bu strateji ancak belli bir potansiyele ulaşır; geçmiş seçimlerde de bu öfkenin rakamsal karşılığını gördük zaten. Seçmen mevcut düzenden ne kadar sıkılmış olsa da taklit adayı denemek ya da bilmediği denizlere yelken açmaktansa bildiği gibi devam etmeyi seçiyor.

Halbuki paralı eğitimden basın özgürlüğüne, evlilik eşitliğinden üniversitelerin özerkleştirilmesine, vergi politikalarına kadar kitleleri uyandıracak, mobilize edecek onlarca konu var. Muhalefetin adaylarının hiçbirinden bir davayı sahiplendiklerini görmüyoruz; cuma günü de görmeyeceğiz.

Koskoca bir ülkede tek vaadi “Erdoğan gitsin” olan siyasi partiler, seçmenin kendi iradesini de yok saymakta çok başarılı. Gerekirse CHP’ye, gerekirse İYİ Parti’ye, hatta bir ara Saadet’e bile herkesi birleşerek oy vermeye mecbur bırakmak bir yanılsama değildir de nedir? Kim hangi hakla inanmadığım değerleri savunan bir partiyi bana dayatabilme hakkını görüyor?

*********** 

ANKET PALAVRASI

ANKETLER ve simülasyonlar öyle gösteriyor ki... Diye başlayan köşe yazılarını okumuyorum. Şöyle bir gözümü gezdirdiğimde geçmişte daha önce defalarca yanılan, kamuoyunu manipüle eden anketçilerden alıntı yapıldığını görüyorum.

Onlara kalsa Sarıgül şimdi İstanbul’u yönetiyordu.

Kusura bakmayın, Hakan Bayrakçı’nın projeksiyonlarına bakıp da siyasi analiz yapacak ya da okuyacak kadar boş vaktim yok.

Daha önce de bahsettim. Elimizde tek bir veri var, o da son referandum sonuçları. Bunun dışındaki her şey dezenformasyon ve spekülasyon.

*********** 

SİMÜLASYON NEDİR?

OKURLARINDAN biri Hürriyet’in ombudsmanı Faruk Bildirici’ye soruyor: “Bu simülasyon lafı da nereden çıktı, ne demek?” Ona Jean Baudrillard’ın tanımıyla ben yanıt vereyim... Gerçeği olmayan kopya... Gerçekliğin tamamen anlamını yitirdiği son nokta...

Evet, Türk anketçilerinin haline “simülasyon” çok uygun.

***********  

#DÜZELTMESERVİSİ

HANGİ BİRİNDEN BAŞLAYAYIM HINCAL ABİ?

HINCAL Uluç’un kültür-sanat konularında bir yardımcısı varmış, pazar günü bir dans gösterisini “Hıncal’ın Yeri”nde o kaleme almış.

İrem Sayın “Hip-hop’u televizyondan izlediğim kadar biliyorum” diyor, “Cahilliğime verin” diye devam ediyor...

Ah Hıncal Abi, dersini çalışmayana Mehmet Ali Kışlalı ne derdi acaba?

Devamı, madde madde Haberturk.com’daki blogumda... Yine yer kalmadı...

***********  

SÖMÜRGECİ SÜPER KAHRAMAN

TANITIMLAR, reklamlar, sinemaya gidip gelme süresi derken koca bir günümü yedi “Avengers: Infinity War”ı izlemek. Üstelik, çok da sıkıldım. Dahası filmin devamı seneye... Yuh artık.

Yaptıklarından acı çeken kötü adam karakteri benlik değil, kesin karar verdim. “Avengers” ekibinde en sevdiğim isimlerin kalabalık kadroda sadece bir-iki cümle konuşabilmesinden de bıktım.

‘SPOILER’ OLABİLİR

Doğrusu tam “spoiler” değil söyleyeceklerim ama izlemediyseniz burada okumayı kesebilirsiniz.

Filmin önemli cephelerinden biri hiç el değmemiş, işgale uğramamış, sömürgeleşmemiş tek Afrika ülkesi Wakanda’da geçiyor. Wakanda bu özellikleriyle dünyanın en ileri ülkelerinden biri de olmuş yıllar içinde.

“Avengers” ekibinin lideri beyaz adam Captain America’nın önerisiyle sonradan hiçbir işe yaramayacağı anlaşılan bir ameliyat için kadronun büyük bir bölümü Wakanda’ya gidiyor. T’Challa ve ailesi bu kahramanları buyur ediyor, her türlü hizmeti veriyor.

AFRİKA’YA DOKUNMAYIN

Ama daha sonra Captain America’nın bu tercihi yüzünden “kötüler” de Wakanda’ya saldırıyor, ülkeyi yerle bir ediyor. Sinemasal gerçeklikte bile beyaz adam bir Afrika ülkesini rahat bırakamıyor, kıtaya ayak bastığında en ileri ülkeye bile zararı dokunuyor.

Marvel filmlerinde bir “ırk” sorunu var. Dr. Strange karakterini beyaz bir aktöre oynatmak ve bu son filmde de gözümüzün içine sokmak bir örnek. Ama Wakanda’nın savaş cephesi olarak seçilmesi hâlâ beyaz adamın bilinçaltındaki işgalci zihniyetinden kurtulamadığını gösteriyor. Seneye Marvel Sinema Evreni’nin üçüncü fazını kapatacak “Avengers 4” filmini izleyip bu saçmalığa veda edeceğim. Yeter artık.

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 02 Mayıs 2018 Çarşamba 15:36
    Birkac gun once Emeklilere dini bayramlarda 1000 TL verilecegi sozu verildi. Bu vaat 3 yil once begenmediginiz muhalefet partisinin bildirgesinde sozu verilen vaatlerdendi. Asgari ucretin artirilmasida muhalefetin bir vaadiydi. O zamanlarda olmasinin imkansizligindan bahsedilip dalga gecildi ama bu gun buyuk vaat olarak sunuyorlar. Yazinizda bunlardanda bahsedebilsediniz keske. Bence (bana gore )gazetecilik veya kose yazarligi bir kisinin dogrusunu gostermek degil yanlisiyla dogrusunu gosterip uyarmaktir bazen.
  • Misafir 02 Mayıs 2018 Çarşamba 14:46
    iki anahtar Demirel’in sloganıydı, hatta 500 gün diye süre verip esnetip durmuştu.
  • Misafir 02 Mayıs 2018 Çarşamba 13:34
    Çok güzel yazmışsınız :innocent:
  • Misafir 02 Mayıs 2018 Çarşamba 12:17
    Bir milyon takipçisi varmış, kaç imza toplamış, bilen var mı?
  • Misafir 02 Mayıs 2018 Çarşamba 09:49
    çok doğru tespitleriniz var.
  • Misafir 02 Mayıs 2018 Çarşamba 09:34
    vaat değil hepsi gerçek
Kalan karakter : 2000