Son Dakika

Çelik n’aber Atatürk nasıl?

13.11.2018 - 02:05 | Güncelleme:

 

Engin Ardıç’ın eski 10 Kasım’lardaki yasakçı zihniyeti eleştirmek için kullandığı “Acaba genelev de kapalı mıydı” ifadesi sadece sosyal medya infiali olarak kalmadı, savcılık soruşturma da açtı. Bir başka savcılık soruşturması da Atatürk’e hareket eden çarşaflı bir kadının önceki gün tutuklanmasıyla sonuçlandı. Yazın Anıtkabir’de Atatürk’e hakaret eden bir başkası da tutuklanmıştı. 

Sonuçta kanunda Atatürk’e aleyhine karşı işlenen suçlara yönelik yaptırımlar var, mahkemeler de buna göre hareket ediyor. Ancak Ardıç’ın kendince yaptığı espri bu kanuna aykırı mı emin değilim; yersiz, bile bile dikkat çekmek için yazılmış bir ifade gibi duruyor Atatürk’e hakarettense basın özgürlüğünün yersiz ve bile bile dikkat çekmek için yazılmış ifadeleri bile koruması gerekiyor. 

Ardıç’a soruşturma açılması zamanın ruhunun sonucu; toplumda Atatürk hassasiyeti dorukta. Ceza da alabilir, öyle tahmin ediyorum. Çünkü Türkiye’de hakaret davaları söz konusu olduğunda mahkemeler siyasi iklim ve şartlardan epey etkileniyor. 

BÜTÜN TÜRKİYE RENCİDE OLMAYA MEYİLLİ 

Türk gazetelerinde çıkan bütün yazılar kitabına uygun bir hukuksal denetimden geçse sayfalar boş çıkar. Her ifadeye kafayı takıp savcılığa başvuracak bir şikayetçi bulmak mümkün. Zaten Türkiye rencide olmaya meyilli küçük gruplar ve kişilerle dolu; belli bir şöhret ve paraya ulaşmış şöhretlerin bile derileri yeterince kalın değil.

Hatırlıyorum, yöneticilik yaptığım gazetede “Hayatta bir Hakan Peker albümünden daha kötüsü Zafer Peker albümüdür” ifadesine yer verdiğimiz bir meslektaşım savcıya bu yüzden ifade vermişti. Bir keresinde ürünlerinin aslında kötü olduğunu, ama bankacı babası yüzünden medyada kayırıldığını yazdığım bir pastacı adayı mahkeme yoluyla tekzip talep etmişti benden.

Fetullah Gülen’in yargıda nüfuzlu olduğu zamanlarda okur yorumlarına bile ceza davası açtırıp mahkemelerin bol keseden mahkumiyet dağıttığı günleri hatırlamak bile istemiyorum.

Türkiye’nin tabuları siyasi rüzgarlara göre sık sık değişiyor, yargı da bu kayganlığa ayak uyduramıyor. 

Ancak siyasi iklim ne olursa olsun Türkiye’de aşağı yukarı her zaman Atatürk belli bir koruma altındadır. Ne var ki, kanunlarda da desteklenen bu koruma kalkanı ifade özgürlüğünü ilke bazında savunma söz konusu olduğunda ikircikli bir pozisyonda bırakıyor.

 

Kendi mahallemden (yani Facebook’tan) arkadaşlarımın tepkilerine bakıyorum; hemen hepsi Engin Ardıç’ı sadece bu ifadesinden dolayı parmaklıkların arkasında görmeye çok hevesli. Ama aynı insanlar birkaç ay önce ODTÜ’lü öğrencilerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaretten gözaltına alınmaları karşısında öfke doluydu. 

Bu bir çifte standart mı?

Önemlerini kıyaslamıyorum, ama kağıt üzerinde bakıldığında biri Cumhuriyet’in kurucusu, diğeri de Cumhuriyet tarihinde en uzun süre ülkeyi yöneten lider. Birisi bizim mahallede seviliyor, birisinden ise nefret ediliyor. Ancak benzer durum karşı mahallede de söz konusu olabilir; adaletin hakkaniyetli olması gerektiği ilkesinin önemi bir kez daha karşımıza çıkıyor. Sorunun yanıtı ifade özgürlüğünün toplumda ne kadar karşılığı olduğuyla alakalı. 

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN SINIRI

Dünyanın en eski anayasasına sahip ABD’de ifade özgürlüğü bir numaralı ek maddeyle garanti altındadır ve kapsamının genişliği birçok Batılı bile anlayamaz. Bir süre önce bir podcast’te iki adam Hz. İsa’ya kaç para karşılığında “blop cop” (Hülya Avşar’ın literatüre katkısı) yapacaklarını tartışıyordu mesela. Kutsal değere hakaret etmenin daha uç bir örneği olamaz herhalde. Ama yaptıkları espriydi; esprinin iyisi de kötüsünü de anayasa koruyor. 

Rencide edici ifadenin yaptırımı olması için savcıların devreye girmesi de gerekmiyor, serbest piyasada her zaman daha kolayı ve daha etkili bir yöntem vardır: Güner Ümit’in Alevilere yönelik şakası kariyerini bitirmişti. İfade özgürlüğü aynı zamanda protesto ve itiraz hakkı da demektir. Sanırım bizde ikisi de yok artık. ABD’deki radyocunun Hz. İsa şakasının Google’da bile izi yok, çünkü okur-yazar toplum espriyle nefret söylemi farkını da ayırt edebiliyor. 

Eğer Atatürk’e birkaç kişinin hakaret etmesi, sıfat takması,mizaha malzeme etmesi değerini azaltıyorsa, mirası ve belleğimizdeki yeri bu kadar kırılgansa endişelenmemiz gereken daha büyük bir sorun var demektir. Halbuki toplumun Atatürk’e sadakati her zamankinden daha güçlü, arkaik kanunlara ihtiyacımız yok. 
Kurum ve kişilere sahip çıkmak onların bıraktığı yerden toplumu daha ileriye taşımakla mümkün olur ancak. İfade özgürlüğüne ‘laissez-faire’ bir yaklaşım ilerlemenin olmazsa olmazıdır. Ne yazık ki, ilkeleri savunmak yer yer ilkesizleri de savunmayı gerektirir. Kim demokrasinin kendine ait bir mizah anlayışı olmadığını söyleyebilir ki?

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300