Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Bir seneden daha uzun süredir ABD seçimlerini takip ediyorum, bu konu hakkında yazıyorum. Pandemi, protestolar, ekonomik darboğaz, postayla oy verme konularının gölgesinde bir seçime gidiliyor. Ve ilk kez kimin kazanacağını tahmin edemiyorum. Bütün anketler Joe Biden diyor, ama ben de ilk günden beri Donald Trump’ı bir kalemde silmeyin diyorum. Artık göreceğiz, bütün bu koşuşturma bu geceye kilitlendi..

Peki bu geceye nasıl geldik? İşte özeti.

“Kemal Biden” diye bir aday

Bu seçimin en renksiz karakteri Joe Biden. Kimseyi heyecanlandırmayan bir aday. Hatta pek çok kişi ona kerhen oy veriyor. Çünkü vaat ettiği tek şey Trump olmaması. Belki dört sene içinde iyi bir başkan olabilir, ama iyi bir aday olmadığı kesin. İyi niyetli ama sınırlı kapasitedeki Joe Biden bize uzak bir karakter değil. “Kemal Biden” adını hak etmiyor mu?

Aşırı mesafeli bir seçim kampanyası

Biden tek bir el sıkmadan, esnafla buluşmadan, mitinglerde kitlelere seslenmeden seçim kampanyası yapıyor. Böylesi bir strateji bugüne kadar seçim kazandırmadı. Ama bu sene olağan üstü bir dönem, 77 yaşındaki Biden da “sorumlu aday” olarak pandemi sırasında insanların virüse yakalanmalarına fırsat tanıyacak toplantılardan kaçınıyor.

Sanki Obama yeniden seçime giriyor

Joe Biden gafa o kadar meyilli ki, ne kadar az konuşursa o kadar iyi. Kitleleri heyecanlandıramayan bir aday olduğu da ortada. Onun yokluğunda Demokrat Parti elindeki en kuvvetli silahı öne sürdü: Barack Obama, Pazartesi akşamı dahi kampanya yapıyordu. Özellikle de Trump’ın bir şekilde tavladığı genç-siyah seçmene oy verme çağrısı yapıyor.

Virüs onu hiç etkilemedi

Bu seçimin en önemli gündemlerinden biri pandemi, özellikle de Donald Trump’ın COVID-19’a yakalanması. Maske takmayı reddeden, bilim insanlarına savaş açan Trump’ın sonu olacağı düşünülüyordu virüse yakalanması. Ama birkaç günde ayağa kalktı, hatta kendisini her zamankinden daha iyi hissettiğini bile söyledi. Hastalığı atlatmasından sonra tabanı ona daha da sahip çıktı.

Ardı ardına gelen Ekim sürprizleri

ABD’de her seçimden önce sonucu etkileyecek bir “Ekim sürprizi” bombası patlar. Bu sene o kadar çok Ekim sürprizi oldu ki… Öğrendik ki Trump virüs tehlikesini ta Şubat ayında biliyormuş ve halktan gizlemiş. Öğrendik ki Trump sadece 750 dolar vergi ödemiş ve sanıldığı kadar zengin değilmiş. Tabii bu sürprizler Biden’ı da vurdu. Trump tarafı günlerce Joe Biden’ı Ukrayna’daki karlı işlerinden dolayı oğlu Hunter’la vuruyor. Ama bütün bunlar seçmeni ne kadar etkiledi? Biden’a oy verenlerin tek motivasyonu Trump’a oy vermemek zaten. Trump’a oy verenlerse bütün bu bombalardan etkilenmiyor.

Azınlıklardaki Trump sevdası nereden geliyor

Trump’ın azınlıklara etmediği hakaret yok, ama hala siyah ve Latin Amerika kökenli erken seçmeni bir şekilde tavlıyor. Küba kökenliler zaten ona oy veriyor, çünkü Castro rejiminden nefret ediyorlar ve Obama’ya Küba açılımdan dolayı kızgınlar. Ama genç seçmendeki Trump sevdasının psikolojik bir açıklaması var: Seçmen kendisini azınlık olarak görmek istemiyor, sınıf atlarsa azınlık olarak görülmeyeceğini düşünüyor. Bu azınlık oyları seçimin kaderini belirleyecek kadar önemli.

Tarihin en kötü televizyon tartışması

Televizyon tartışmaları zaman zaman ABD’de seçimin kaderini belirler. Ama bu sene Trump’la Biden sadece iki kere karşı karşıya geldi, geleneksel olarak üç kere tartışmaları gerekirken. İlki tarihin en kötü, en düzeysiz ağış dalaşıydı. Bizde bile daha iyisi yapıldı. İkincisinde sevimli ve olgun bir Trump vardı, ezber yapmış Biden’dan daha iyi bir performans sergiledi. Peki bu tartışma kimsenin kararını etkiledi mi? Sanmıyorum. Çoktan seçmen kararını vermişti.

İlk kadın Başkan?

Başkan yardımcısı ABD’de sembolik bir makamdır, ama ilk kez bu sene önem kazandı. Çünkü Biden, malum, yaş ve gaf itibarıyla risk grubunda. Acaba ilk dört seneye tamamlayacak mı seçilirse? Tamamlasa bile tekrar aday olacak mı? Bu seçimde aslında ABD’nin muhtemel yeni başkanına da oy veriliyor. O kişi de babası Jamaika, annesi Hint kökenli Kamala Harris.

Ne güzel abimizdin sen Bernie

80’ine yaklaşan beyaz saçlı, Brooklyn aksanlı, ellerini havaya kaldırarak konuşan, yer yer huysuz ihtiyar portresi çizen bir Yahudi nasıl gençlerin lideri, gözdesi oldu? Bernie Sanders sayesinde bir ara ABD’de “sosyalizm” rüzgarı esti. Ama bu tırnak içinde bir sosyalizmdi, daha çok Nordik ülkelerdeki sosyal demokrasiyi andırıyordu Bernie’nin söylemi. Yine de Amerikan siyasetini sola çekti. O aday olsaydı çok daha heyecanlı bir seçim kampanyası geçer, sadece “herkes için bedava sağlık sigortası” vaadiyle belki de bu seçimde Trump’ı ezer geçerdi. Ama olmadı. Bernie’yi engellediler.

Biden için felaket senaryosu

Dört milyon fazla oy alıp başkanlığı kaybedebilir Joe Biden, çünkü ABD’de seçim sistemi çarpık. Dahası, Biden’ı önde gösteren anketlerin üzerinde de Hillary Clinton’ın hayaleti dolaşıyor. 2016’da seçim gecesi yüzde 91 kazanma ihtimali vardı Clinton’ın. Sonra ne olduğunu biliyoruz. Kararsız eyaletler son anda Trump’a kırabilir ya da anketçiler yine yanılabilir. Zira pek çok kişi Trump’a oy vereceğini söylemeye çekiniyor.


Sonucun netleşmesi uzun sürecek

Seçimin sonucunu seçim gecesi bilmeyeceğiz. Birçok eyalette postayla gelen oylar sayılmamış olacak, belki birkaç haftayı bile bulabilir süreç. Tabii ardından yargının müdahalesi söz konusu. Mahkeme sayımı durdurabilir, muhafazakar üyeler seçimi Trump’a armağan edebilir, milyonlarca oy çöpe gidebilir. Her halükarda kaos kapıda.

Yargı Trump’ın kontrolünde

Anayasa Mahkemesi’nin efsane yargıcı Ruth Bader Ginsburg hayatını kaybetti. Dört sene önce emekli olsa ya da birkaç ay sonra hayatını kaybetse ABD’deki yargının çehresi çok farklı olabilirdi. Onun ölümü Trump’a Anayasa Mahkemesi’nde ezici muhafazakar çoğunluk oluşturma fırsatı tanıdı. RBG liberallerin simgesiydi, onun koltuğunu aşırı muhafazakar bir yargıca vermek Demokratlar’ın ilk yenilgisi oldu bu seçimde.


İç savaş ihtimali

Trump konvoyları yolları kesmeye başladı. Milisler silahlı idman yapıyorlar ormanlarda. Seçim sonrası sonuçları kabul etmeyeceğini söyleyen bir Başkan var. ABD’de silah satışları artıyor. Trump ekrandan “Proud Boys” adlı ırkçı gruba “Haber bekleyin” diye mesaj yolladı. Kim bu Proud Boys ve neyin haberini bekliyorlar?

Ve seçimin Türkiye’ye etkisi

Ankara’da sanki Trump seçilirse daha iyi olur gibi bir hava var. Oysa Washington, D.C.’deki Türkiye uzmanları diyor ki: Trump’a güvenmeyin, sağı solu belli olmaz. Dahası Türkiye hep ABD başkanlarıyla iyi başlıyor, sonradan aramız bozuluyor. Joe Biden’la sıfırdan başlamak, ilişkileri kurumsal bazda ilerletmek mümkün.

Seçim ne zaman?

Her dört yılda bir dünyanın en uzun seçim kampanya sürecini yaşıyor ABD. Ön seçimler, televizyon tartışmaları, mitingler derken de Kasım ayının ilk Pazartesi’nden sonra gelen Salı günü seçimler yapılıyor. Kasım ayının ilk Salı günü değil, özellikle vurgulamak isterim. Çünkü ülkeyi kuranlar seçimleri çiftçiliğe göre ayarladıkları için tahsilat günü olan ay başına seçim koymak istememişler. Bu sene de 3 Kasım'a denk geldi.

Neden Salı günü?

Çünkü Pazar gününü çiftçilerin çoğu kilisede geçiriyor. Sandığa gitmek için Pazartesi günü ayrılmış, çünkü Çarşamba günü çiftçiler pazarda ürünlerini satıyorlar.

Neden Kasım ayı?

Çünkü hasat zamanı değil, kış daha yeni başlıyor ve hava genel olarak o kadar soğuk değil. Böylece çiftçiler sandığa giderken kötü hava şartlarıyla mücadele etmek zorunda kalmıyor.

Bu kurallar elbette çağ dışı, ama geleneksel. ABD’de seçim gününü hafta sonuna çekmek ya da seçimin yapılacağı Salı gününü ulusal tatil ilan etmek gibi girişimler oldu, ama hep yarım kaldı.

Seçici kurul nedir?

Amerikalılar seçime gidiyor ama Başkan’ı seçmiyorlar. Aksine Başkan’ı seçecek bir “seçici kurul” için oy veriyorlar. 538 kişilik bu kurulda eyaletlerin nüfusa oranla sandalye sayıları var. 538 rastgele oluşan bir rakam değil, Temsilciler Meclisi’ndeki 435, Senato’daki 100 üyenin toplamına eyalet olmayan Washington, D.C.’yi temsilen üç sandalye eklenerek oluşturulmuş.

ABD’nin kurucu babaları ülkeyi kimin yöneteceğine tam karar veremedikleri için toplumun önderlerinden oluşan bu kurulu icat etmişler zamanında. Halktan daha iyi karar verecek bu kurul seçimden sonra başkentte toplanıyor ve kendi aralarında Başkan’ı seçiyor. Arada eyalette çıkan sonuçtan farklı oy kullananlar üyeler çıktı, ama “inançsız kurul üyeleri”ni Anayasa Mahkemesi yakın zamanda yasakladı.

Dünyanın en büyük demokrasisindeki bu çağ dışı seçim sisteminin en büyük özelliği seçici kurul. Aslında dağılım nüfusa göre ama daha başlarken her eyalete üç oy düşüyor, ardından nüfusa göre sandalye sayısı artıyor. Bu durumda bazı az nüfuslu eyaletler daha fazla temsil ediliyor, çok nüfuslu eyaletlerinse sandalye sayısı azalıyor. Sözde seçici kurul küçük eyaletleri koruyor, ama bu sistem aslında azınlıkların (siyahlar olarak okuyun) temsil edilmesi ve seçim sürecine katılmasını engellemek için tasarlanmış.

Seçim sonucunu hangi eyaletler belirliyor?

Bu sistem yüzünden ABD’de en çok oyu alan Başkan seçilmiyor. Amaç seçici kurulda 270 sandalyeye ulaşmak. California, New York gibi büyük eyaletlerin rengi belli. Geleneksel olarak Demokratlar’a oy veriyorlar. ABD’nin ortasında da Cumhuriyetçiler’in kaleleri var. Bu yüzden seçim genel olarak “salıncak eyalet” denilen kararsız, ortadaki eyaletlere göre belirleniyor. Bazen Demokrat bazense Cumhuriyetçilere oy veren Florida bu yüzden önemli: 29 sandalyesiyle oyunun kaderini değiştirebiliyor. Bu sene Teksas, Georgia gibi geleneksel olarak kırmızı/Cumhuriyetçi eyaletler de anketlere göre “salıncak” statüsüne geçti. Buralarda bir mavi dalga ihtimali var.

Tam da bu yüzden seçim öncesi ülke genelindeki anketlere değil, aralarında Wisconsin, Michigan, Pennsylvania’nın olduğu salıncak eyaletlere bakmak önemli. Seçim gecesi de sonucu bu eyaletler belirleyecek.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00