Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Bugün Dünya Gıda Günü..
Her yıl belirli bir tema çerçevesinde gıdaya erişimin sağlanması, açlığın önlenmesi gibi konuların masaya yatırıldığı 16 Ekim Dünya Gıda Günü bu sene küresel Kovid-19 salgınının gölgesinde gerçekleşiyor.

Salgın, her konuda değerlerin, uygulamaların, politikaların ve günlük alışkanlıkların gözden geçirilmesine, önceliklerin değişmesine neden oldu ve olmaya devam ediyor.

Pek çok alışkanlığın uzunca bir süreliğine terk edildiği veya revize edildiği böylesi bir dönemde gıdanın vazgeçilmezliği bir kez daha anlaşıldı.
Salgın sürecinde sınırların kapatılmasının, insan hareketlerinin sınırlandırılmasının tarım ve gıda sistemine yönelik olası olumsuz sonuçlarının fikri dahi tüm insanlığı korkutmaya yetti.

*

Hepimiz biliyoruz ki, aslında dünyada üretilen gıda miktarının tüm dünya nüfusunu beslemeye yeterli.
Fakat, dağılımda eşitsizlikler olduğunu da uzun yıllardır biliyoruz.
Dünyanın bir kısmı obezite ile mücadele ederken, her gün binlerce ton gıda israf edilir ya da kaybedilirken, diğer bir kısmında insanlar açlıkla mücadele ediyor.
Dünya Gıda Örgütü (FAO) güncel verilerine göre, dünya üzerinde 2 milyardan fazla insan düzenli bir biçimde güvenli ve besleyici gıdaya ulaşamıyor.
Salgın süreci bu yaranın daha da derinleşmesine neden oluyor.

Yani..
Bu yıl yine -her yıl olduğu gibi- açlığı ve yetersiz beslenmeyi konuşuyoruz.
Açlıkla mücadelede bir türlü ulaşılamayan “sıfır açlık” hedefi ile aramız gittikçe açılıyor.

Tarım ve Gıda Etiği Derneği (TARGET), tabloya bakınca artık yeni bir şeyler yapma zamanı olduğunu söylüyor.
Salgın döneminde de kahramanca üreten ve toplumu besleyen tarım ve gıda üreticilerini korumak ve kollamak gerektiğini belirterek, bunun yolunun tarım/gıda sistemine herhangi bir ekonomik faaliyet olarak bakmamaktan geçtiğini vurguluyor.

*

FAO bu senenin temasını, “Büyütelim, besleyelim, hep birlikte sürdürelim” olarak belirledi.
TARGET bu ortamda, özellikle çok daha kırılgan bir yapıda olan küçük üreticilerin, aile çiftliklerinin üretkenliklerini sürdürmelerini sağlamak durumunda olduğumuzu önemle ifade ediyor.
O zaman yapacaklarımız da belli.. TARGET onları da şöyle sıralıyor:

- Üreticimizi ithalatla eğitmek yerine, üzerinde üretim yaptıkları toprakta, çiftlikte mutlu olmalarını sağlamak zorundayız.
- Ürünlerinin pazarda hak ettiği fiyatlarla tüketici ile güvenli bir biçimde buluşturabilmeliyiz.
- Yerel üretimi ve tüketimi özendirmeliyiz.
- Tarım ve gıda sistemine etik değerleri odağa alan, daha adil, daha paylaşımcı ve dayanışmacı, emeğe ve doğaya saygılı yeni bir dünya görüşü ile yaklaşmalıyız.

*

Bunlara ilaveten son bir uyarı daha var.
Yarın çok geç olabilir.
Kahramanlarımızı koruyalım!..

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00