Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

11 Aralık 2019 tarihli “Avrupa Yeşil Mutabakatı" iklim ve çevreyle ilgili zorluklarla mücadele konusunda Avrupa Birliği’nin (AB) önceki taahhütlerini daha geniş ve daha etkili bir şekilde yeniden düzenlemeyi amaçlayan bir yol haritası..

Bu haritayla, doğal kaynak tüketimi azaltılırken ekonomik büyümenin sağlanması ve 2050’de sera gazlarının net emisyon değerinin sıfırlanması hedeflerine ulaşmak için yeni stratejiler belirleniyor.

Mutabakatın bir diğer önemli boyutu ise, çevresel problemleri AB’nin tek başına çözemeyeceğinden hareketle, AB’nin işbirliği içinde olduğu ülkelerden de bu kurallara uymasını bekleyecek olması..
Yani, söz konusu mutabakat Türkiye'yi de oldukça yakından ilgilendiriyor.

*

"Yeşil Mutabakat" AB ekonomisinde nasıl bir dönüşüm yaşatacak, önce kısaca ona bir bakalım.

*

- Sera gazında 2050’ye kadar % 60’lık bir azaltım hedefleniyor.
- 2050’de karbon nötr olabilmek adına “İklim Yasası” hazırlanıyor.
- Yeni Sanayi Stratejisi'nde, “yeşil ve dijital dönüşüm” ikiz bir dönüşüm olarak ele alınıyor.
- Enerji verimliliği ve maliyet etkinliğin üstesinden gelmek için, AB'ye üye devletlerin kamu ve özel binalarda enerji tasarrufu yapması öngörülüyor.
- Karayolu taşımacılığının ağırlıklı olarak demir ve deniz yoluna kaydırılması planlanıyor.
- Çiftlikten sofraya, adil, sağlıklı ve çevre dostu bir gıda sisteminin tasarlanması hedef alınıyor.
- Ekosistemlerin ve biyoçeşitliliğin korunması ve yenilenmesi ön planda tutuluyor.
- 2021'de hava, su ve toprak için sıfır kirlilik eylem planı kabul ediliyor.

*

Bu durumda, Türkiye'nin de bir eylem planı geliştirmesi gerekiyor.
Aksi halde, AB ile hiç bir alanda uyum sağlayamaz ve işbirliği yapamaz hale geliriz.

Yetkililer de bunun farkında elbet..
O yüzden Ticaret Bakanlığı, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın uluslararası ticarette oyunun kurallarını en baştan değiştireceği öngörüsüyle, Bakanlık bünyesinde çalışmaları 2020 başında başlattı.

*

Bütün bu hareketlilik ve hızlı değişim süreci, tabii ki bizim sanayicileri de yakından ilgilendiriyor. Gelecekleri, yapacakları yeni hamlelere ve uyuma bağlı çünkü..

Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) ve Ege Orman Vakfı, bu gelişmeleri düşünerek geçtiğimiz günlerde iş dünyası için "Karbon Ayak İzinin Önemi” başlıklı seminer düzenledi.

Toplantıda katılımcılara "Karbon Ayak İziniz Kaç Numara?" sorusu sorulurken, karbon ayak izi kavramı ile sanayi işletmelerinin karbon ayak izlerini azaltmaya dönük atabilecekleri adımlar hakkında bilgiler verildi.

*

Bütün bu çabalardan sonra, benim çıkardığım özet sonuç şudur:


1- İklim değişikliği ve yarattığı etkiler artık dünya için endişe verici boyutta.
2- 9 milyara yaklaşan dünya nüfusu, yarattığı kirlilikle doğal ekosistemin sunduğu kaynakların çok daha hızlı tükenmesine neden oldu.
3- Şu anda ikinci bir dünya kadar kaynağa ihtiyacımız var, gezegenimiz her gün biraz daha yaşanmaz hale geliyor.
4- Doğayı korumak, yalnızca devletlerin ve bürokrasinin görevi olmaktan çoktan çıktı. Artık tüm kurumlar ve bireylere ciddi görevler düşüyor.
5- AB Yeşil Mutabakatı'na yüzde yüz uyum sağlamamız şart.
6- Türkiye AB ile işbirliğine devam edebilmesi için, en fazla değişim ve dönüşüm geçirmesi beklenen tarım, elektronik, ambalaj, plastik, tekstil ve inşaat ve inşaata girdi sağlayan imalat kolları gibi sektörlerde düzenlemeleri iyi anlamalı ve gelişmeleri çok takip etmeli.

*

Yoksa, işimiz çok ama çok zor..

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00