Son Dakika

Türkiye’yi anlatan kurumlar

27.02.2018 - 04:05 | Güncelleme:

 

EKRANLARDA Afrin’in konuşulmadık bir boyutu kaldı mı sizce? Sizi bilmem ama Habertürk TV’de Senem Toluay Ilgaz’ın sunduğu Enine Boyuna programını izleyene kadar ben kalmadığı fikrindeydim.

Nagehan Alçı, Oral Çalışlar, Uluç Özülker, Mehmet Şahin, Çetiner Çetin ve Sinan Oğan’ın konuk olduğu programda Afrin boyutundan hareketle Türkiye’nin kamu diplomasisini işletip kendisini dünyaya anlatmadaki başarı düzeyi tartışıldı. Bir iletişimci olarak önemli bulduğum bu konunun konuşulduğunu görünce ben de zappingi bırakıp izlemeye koyuldum. Program boyunca yalnızca Özülker, emekli bir mensubu olduğu Türkiye Dışişleri’ne haksızlık edilmemesi gerektiğini belirterek Afrin operasyonunun diplomatik boyutuyla dünyaya başarıyla anlatılabildiğini savundu. Programdaki konukların tamamı, Türkiye’nin dünyadaki imajını etkileyen konularda kamu diplomasisi yapmakla yükümlü kurumlarının sınıfta kaldığı fikrinde tam bir uzlaşıya vardı.

Başbakanlık ve diğer bakanlıklara bağlı yurtdışında faaliyet gösteren Yunus Emre, Maarif Vakfı, TİKA ve artık neredeyse sadece burs dağıtma işleviyle bilinir hale gelen Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı gibi sayısız kurumun olduğunu hatırlatan Çetiner Çetin, bunlar arasında bir koordinasyonsuzluk olduğunu iddia etti. Kamu diplomasisindeki vasatlığın sebebini de bu koordinasyon eksikliğiyle ve işlev sapmasıyla açıkladı.

Haklı bir tespit gibi geldi bana Çetin’in bu sözleri. Bildiğim kadarıyla, ortada finansal bir sıkıntı yoksa -ki pek yok gibi görünüyor- ve buna rağmen bir başarısızlıktan söz ediliyorsa o vakit yapılan işte bir inanç/ruh eksikliği aramak ya da koordinasyonla ilgili teknik arızaların olup olmadığına odaklanmak gerekiyor.

Sebep net olmasa da sonuç ortada aslında: Sadece AB ülkelerinde 10 milyonu aşkın vatandaşı olan Türkiye’nin bugün yurtdışında yeri geldiğinde yaşadığı devletin siyasi kararları üzerinde etkili olabilecek bir diasporası da lobisi de bulunmuyor. Bu üzerinde düşünülmesi gereken bir durum değil mi sizce de?

Özülker bunun sebebine değinirken Paris’te büyükelçi olduğu dönemden güzel bir anısını anlattı. Dönemin İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy, kendisiyle görüşmeye gelen Özülker’le -muhtemelen Ermeni lobisinin etkinliğini- konuşurken “Fransa’da tüm sorunlar sokakta çözülür. Bizler de siyasiler olarak sokağa kulak veririz. Paris’teki Türkler de sokağa inseler keşke!” diyor. Özülker de “Hangi Türkleri indireyim?” diye sorup işi espriye vurmak zorunda kalıyor anladığım kadarıyla. Zira anlattığına göre Fransa’daki Türkler o vakit 17 fraksiyona bölünmüş durumda, “bunları herhangi bir konuda birleştirmek de imkânsız” haliyle.

Özülker haklı belki de... Yurtdışındaki vatandaşların önemli bölümü anavatandaki sorunlar üzerinden ayrışmış vaziyetteler. Türkiye’deki siyaset de farklılıkları azaltacak formüller üretmektense ayrışmayı derinleştiren yollar izlemiş yıllarca. Geldiğimiz nokta bu. Yurtdışındaki Kürt ve Alevi vatandaşlarımızın Türkiye’nin oralardaki kurumlarıyla bağlantısı minimuma yakın. Geri kalanların durumu farklı sayılmaz aslında. Zira bazı emekli büyükelçilerimizin bulundukları ülkelerdeki vatandaşlarımızın dertleriyle ilgilenmeyi angarya olarak gördüklerini kendi yazdıklarından biliyorum.

Meselenin bu yönünü deşmenin lüks olduğu günlerden geçtiğimizin farkındayım. Ancak kurumların çokluğunun tek başına bir sonuç üretemediğini görüp biraz da koordinasyon sorununa eğilmek zorundayız. Büyükelçiliklerin koordinasyon merkezi gibi görünmeleri, bahsettiğim angarya şikâyetinden öte bir sonuç üretmiyor. Ayrıca iş pratikte de pek öyle işlemiyor. Gelişmiş ülkelerin bu işi nasıl yaptığına bakmak gerekiyor belki de. Konuyu danıştığım bir arkadaşım gelişmiş ülkelerde bu tür yurtdışı kurumların tek bir merkezde toplandığını söyledi. Belli ki böylesinin daha ekonomik, etkin ve iyi yönetilebilir olduğu düşünülüyor. Türkiye’nin de büyüklüğüne yakışır çözüm modellerini incelemesi faydalı olacak gibi görünüyor.

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 02 Mart 2018 Cuma 10:26
    Yurtdışındaki sözde Türklerin birçoğu özde Türk olmadıkça Türk lobisi diye birşey olamaz! Ekmeğini yiyip suyunu içtiği bir şekilde tarihsel bağları olup da Türkiye'ye karşı hainlikte düşmanı kıskandıran başka azınlık topluluklar olamaz !
  • Misafir 27 Şubat 2018 Salı 16:07
    Tebrikler. Her zaman yazilmayan gozden kacan cok onemli konulari ele aliyor bizi gercekten aydinlatiyorsunuz. Tesekkurler
  • Misafir 27 Şubat 2018 Salı 14:11
    Belki katkı olur düşüncesiyle.. -Haklılığı uluslararası kurumlarca tescillenmiş konularda bile tezlerimiz görmezlikten geliniyorsa ( mesela en yakın örnek, Hollanda meclisinin soykırımı tanıma-ancak yetkili bir mahkemece alınabilecek- kararı), -Avrupa,B.A.D. ülkelerinde seçimlerin kilit ismi olan orta ve üst sınıfların batıdışı dünyayla ilişkisi,tatil broşürleri ve yemek saati haberlerini süsleyen çok sığ ve taraf yorumlarla kuşatılmışsa (Fransa devlet televizyonları ancak bir olumsuzluk,ihlâl ya da felaket haberiyse Türkiye'ye yer veriyorlar), -Gelişmiş addedilen batı toplumu genelinde evden işe-işten eve sarmalında başını kaşırken fikir yürütebilme telaşındaysa..(bilimsel veriler insanın bir bilgiyi ancak ve ancak sık aralıklarla yinelenmesi durumunda -doğru- kaydettiğini söylüyor), -Özendiğimiz (?) azınlık lobileri neredeyse 5-6 kuşaktır seferberlik halinde ve de haliyle, ÇIKAR ALANLARI çakıştığı için,haklı oldukları için değil, batılı ülkenin açık ya da örtülü desteğine sahiplerse..Bu azınlıklar çok üst düzeyde politize olmuş ve özendirilmişlerse..Sokağa indirildiklerinde ise talep sahibi azınlıklar olmaz da ülke halkı olursa! -Burada millileşmiş azınlıklar demografik,sosyo-ekonomik,siyasi,bilgi üretim-yayım-paylaşım-denetimsel ve kültürel yaşamın hatırı sayılır kodamanları arasındalarsa.. Bu böyle uzar gider.. Benim görebildiğim şu : Ürettiğimiz politikaların halihazırda bir alıcısı yok gibi.Varsa bile dört koldan kuşatılmış,erişim engellenmiş.O yüzden yapılacak masrafa yazık..Kurda kuşa verelim sevap olur,ürün pazarlamacılarına değil,heba olur!Söyleyebileceğimiz her sözün (Çingen yurttaşlarımız bağışlasın) çingene lafı kadar bile değeri yok..Bence bu tür kaygıları pek içselleştirmiyelim,belki de duymak istemiyenden daha sağırı olmaz düsturunu ele alıp doğru bildiğimizi eğri okumadan,eğilip büzülmeden ,"burada biz de varız!" diyebilelim.Kendimize dönelim.Bizler pek te öyle kötü insanlar değiliz. Japonların,Çinlilerin lobilerinden çok,"...
Kalan karakter : 2000