Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        * BENİM dünya ünlülerine hayranlığım, bunlar Türkiye’ye gelip dansöz oynatana, nargile içip sempatik hareketlerde bulunana kadar. Ondan sonra kim olursa olsunlar Sultanahmet’teki sıradan turiste dönüşüyorlar gözümde.

        *

        * - Neden hapis yattınız?

        - Şiir okumuştum...

        - Hah hah hah hah!

        Bono‘yla Başbakan arasında geçen diyalog üç aşağı beş yukarı böyle.

        U2 protestocuydu di mi?

        Yarın bakarsınız Erdoğan‘ın eski hapisliğini bir şarkıyla protesto ederler. Biz de bundan önceki protestolarına dönüp bir daha bakarız. Yeni bir gözle.

        *

        * “Eski bayram nostaljisi” de “nostalji” oldu farkında mısınız?

        *

        * Bu ramazan ve bu bayramda, kimilerinin en sevdiği sözcüğü kullanamaması... “Hayırlı ramazanlar” ya da “Hayırlı bayramlar” diyememesi... “Yılın ironisi”ni seçmek gerekirse, buydu bana sorarsanız.

        *

        * İnsanoğlunun tarifi... Özellikle bu topraklarda; almaya “obez”, vermeye “blumik”!

        *

        * Televizyon programları kadın-erkek ilişkisi gibi.

        “Kanal”la “programcı”nın aşkı!

        Birbirini övmeler... Sımsıkı kenetlenmeler... Bir coşku, bir sevinç, bir ahenkle dans etmeler...

        Sonra ilişkide bir tavsama...

        En son bakmışsınız program bitivermiş!

        *

        * Eylül... Geçen ilk haftaya bakarsanız “aslına rücu etmiş” gibi gözüküyor. Yaza dahildi nicedir, sonbaharlığını hatırlamış gibi şimdi.

        *

        * Evet, sonbaharda hüzün var.

        Sevdiğimiz bir sürü şey bitiyor; güneş, deniz, sereserpelik, avarelik, tatil, boşvermişlik, uçuşan elbiseler... Karpuz hatta.

        Sevmediğimiz bir sürü şey başlıyor buna karşılık; iş, okul, soğuk, yağmur, giysi hamallığı, evlere kapanmalar, karanlık günler...

        Fakat hüznün büyüğü sahillerde esas. Ne olursa olsun her başlangıçta bir heyecan vardır; sahillerse daha çok “bitişler”in yeri şimdi.

        *

        * Size “trafik canavarı” desem... Yahut “otellerdeki doluluk oranı”... Ya da “Köprüler, paralı yollar bedava”... “İlave vapur, uçak, otobüs seferleri” desem veya...

        “Şıp” diye anlarsınız bayramdan söz ettiğimi.

        “Tatlı”nın “t”sine, “ziyaret”in “z”sine gerek kalmaz.

        İyi bayramlar.

        MİŞ MUŞ

        * Geçen yıl 142 bin kişinin telefonu dinlenmiş.

        Bakmışsınız yakında faturalandırmak suretiyle iyice resmiyete dökmüşler!

        * Yılda 75 bin dolar geliri olan mutluluğu yakalıyormuş.

        “Mutluluğun resmi” yapıldı nihayet; bol “yeşillik”!

        Diğer Yazılar