Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Hangisi daha iyi bilemedim. “İnanmak” mı, “inanmamak” mı? Yok konumuz din değil; “inanmak”tan kastım “bir delinin kuyuya attığı taşın peşinden giden 40 deliden biri” olmak. İyi bir şey belki de... Heyecan verici... Hayatı renklendirici... Adrenalin... 21 Aralık’ta kıyametin kopacağı iddiası mesela... Düşünsenize buna inanmak ne büyük heyecandır! Seri orgazma bile neden olabilir insanda! Fakat bende bir “düğme” eksik olmalı. Aksi halde bugüne kadar bir iddia basardı o düğmeye, heyecandan heyecana savrulurdum ben de. İşte kıyamete şunun şurasında 1.5 ay kaldı, bende “tık” yok! Fakat sanıyorum bu topraklarda herkes benim gibi. Yani kişisel özelliğim değil bu. Öyle ya, “Deprem olacak” diyorlar, devlet az çok bir şeyler yapıyor ama biz “öyle duruyoruz”. Ben kitaplığımı hâlâ duvara sabitlemedim, siz? Neden? Çok mu cesurum? Çok mu kaderci? Hayır. “İnanmama hastalığı” yüzünden. İnanmıyorum depremin olacağına. Evet, “hastalık” olabilir bu. Bakın, “21 Aralık’ta kıyametin kopacağına ama Şirince’nin bundan etkilenmeyeceğine inananlar” köydeki tesisleri kapatmışlar. Peki kıyamet kopmazsa, 22 Aralık onlar için “artık her duyduğuna inanmayacak oldukları yeni bir hayatın başlangıcı” mı olacak? Hayır. Asla. Hemen o gün başka bir iddianın etkisiyle başka bir yerlere koşacaklar. İnsanlar ikiye ayrılıyor. Bir, her söylenene inananlar, bir de benim gibi hakikaten kıyamet kopsa son nefesini “İnanmıyorum” diyerek verecek olanlar.


‘Yok artık’ dedirtmeyen tek dizi

ŞU “Huzur Sokağı meselesi” nedir yahu? Memleketi bu dizi kurtaracakmış gibi “bel bağlamalar” falan... Misyon yüklemeler... Oysa basbayağı “Yeşilçam filmi” değil mi bu? Tipik “zengin kız fakir oğlan aşkı”?.. Ha, oğlanın annesinin başı örtülü. Komşularının da. E, hep öyle olmaz mıydı zaten; “fakir esas oğlan” eve geldiğinde annesini başında beyaz örtüsüyle Kuran okurken bulmaz mıydı? Bana sorarsanız televizyonun “en sıradan” dizisi Huzur Sokağı... “Sıradan” derken; öteki dizilerle karşılaştırıldığında en “Yok artık daha neler” dedirtmeyecek hikâye Huzur Sokağı’nda. Şimdilik elbet. İlerleyen bölümlerde heyecanla beklenen “şey” gerçekleşir belki. Fakat o “şey” nedir, hakikaten çok merak ediyorum.

MIŞ/MUŞ
* Türkiye Avrupa’nın en genç nüfuslu ülkesiymiş. Kadınlar düşürüyor tabii yaş ortalamasını!

#

* Liseye giderken üniversitede okuma ve profesör olabilme yolunu açacak proje gündemdeymiş. 66 ay, 18 yaş, lisede profesör derken ölümü de erkene alacaklar korkarım!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!