Acımasız çocuklar
Hiç unutmuyorum bir komşumun anlattıklarını. 10 yaşında kızının kilo problemi için ne kadar üzüldüğünü konuşurken gözleri dolmuştu. Bizim mahalleden bazı çocuklar ve aynı okula gittiği bazı arkadaşlarının o küçük kıza yaptıklarını anlatırken bir baktım ki tırnaklarımı yemeye başlamışım. Üzüntüden, stresten hem güzeller güzeli, zayıf, minyon, harika bir tarzı ve kişiliği olan arkadaşıma ne diyeceğimi şaşırmıştım hem de aklımdan şu sorunun geçmesini engelleyemiyordum. "Böyle bir annenin çocuğu neden kilo problemi yaşar ki? Allahım bu nasıl bir durumdur yaşanan!"
Bir çeşit isyan gibi duygu vardı içimde. Kilo problemini sanki sadece kilolu anne-babaların çocukları yaşayabilirdi. Ve bu çocuklar böyle bir ortamda büyüdükleri için durumu baştan kabullenip mutsuz da olmazlardı.
Tabii konumuz bu değil, aslında çocukların ne kadar acımasız olduğuydu. Duyduklarıma inanamıyordum. O zaman büyük oğlum Emre 7 yaşındaydı, kızım henüz doğmuştu ama ben böyle bir sorun yaşamadığım için bu yüzleşmeyle şoke olmuştum.
Arkadaşımın kızını oyuna almayan "Sen koşamazsın, şişkosun" diyerek dışlayan... Saklambaç oynamaktan tutun da hiçbir takım grup oyununa almayan... En basit ev oyunlarını oynayan kızların bile örneğin "moda, bebek giydirme, çizme, boyama" oyunlarına bile "Sen ne anlarsın, böyle giyinemiyorsun bile... " diyerek onu dışlayan çocuklar...
Tüm bunları yaşadığı için hep kendinden küçük çocuklarla oynayan, geceleri saklambaç oynayan yaşıtlarını odasının camından izleyen bir kız çocuğu...
Bunları yaşayan, içine atan, ne yapacağını bilemeyen bir anne...
Çocuklar arasında böyle bir dışlama, böyle bir küçümseme, aşağılama ve ötekileştirmenin ne olduğunu birkaç yıl önce işte bu olayla gerçekten anladım ben.
Bu örnek sadece kilo problemiyle ilgili yaşanan bir örnekti. Sonra anladım ki yüzlerce başka şekli var.
Bazı çocukların, bazı başka çocukları yani onlara göre "diğerlerini" ezme nedenlerinin bir sürü nedeni var...
Örneğin; gözlük kullananlar "4 göz" veya "inek", kilo sorunu olanlar "şişko", "obez kız" veya "obez oğlan", sinüzit nedeniyle sürekli burun akıntısı yaşayanlar "sümüklü", biraz sessiz olanlar "ezik", dudak yarığı veya benzeri bir yüz sorunu olanlar "yaralı yüz", "patlak dudak", "çirkin kral" veya "kötü kraliçe", diyabetli olan çocuklar "bağımlı", "hasta", astımlı olanlar "baş ezik" cep telefonu olmayan, Facebook kullanmayan, konsol oyunları oynamayan çocuklar da "ezik" olarak anılıyorlar çocuklar arasında.
Bunları söyleyenler de çocuk, bu çirkin yakıştırmalara maruz kalanlar da....
"Kötü" söz söyleyen çocukları da biz anneler yetiştiriyoruz, "Bana ezik diyorlar" diye ağlayarak bize koşan çocuklar da bizim evlatlarımız.
Şu noktada ayağa kalkmak gerekiyor artık. Durmak gerekiyor. Bir soru sormak gerekiyor kendimize: "Biz nasıl çocuklar yetiştiriyoruz?"
Sonuç olarak ben bu diğer annelerin yetiştirdiği, "ezik" diyerek bir kısım arkadaşını ötekileştiren ve bunu korkmadan, çekinmeden, rahatça yapan çocuklardan korkuyorum. Bugün arkadaşına "sümüklü" veya "şişko" diye eziyet eden çocuk yarın büyüyecek, yetişkin olacak ve başlayacak "Pis Ermeni" veya "Pis Yahudi" belki de "Pis Arap" demeye...
Başkalaştırmayı çocukken öğrenen bir canlı nasıl bir yetişkin olur büyüyünce?
Sevişmek, doğurmak kolay...
Ancak anne-baba olmak kolay değil, olmamalı...
Çocuklarının nasıl konuştuğunun veya arkadaşlarının arasında nasıl davrandığının farkında bile olmayan anneler var aramızda...
Ve ben onlara gıcık oluyorum!