Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Dün Suriye'de Zeytindalı Bölgesinde PKK/YPG terör örgütü tarafından askeri üssümüze yapılan saldırıda maalesef 2 askerimiz şehit oldu. Verilen karşılık sonucunda ilk belirlemelere göre en az 3 teröristin öldürüldüğü açıklandı. Saldırının Tel Rıfat bölgesinde uzun süredir varlığını sürdüren terör örgütü unsurlarınca Anti-Tank Güdümlü Füze (ATGM) ile gerçekleştirildiği belirtiliyor.

Terör örgütü YPG/PKK, Zeytin Dalı Harekatı'yla Afrin'den çıkarılsa da, ilçenin güneydoğusundaki Tel Rıfat bölgesindeki işgalini sürdürüyor.

Ve gelinen aşamada Tel Rıfat sıradan bir bölge değil.

Hemen kuzeyinde Kilis, batısında da Afrin yer alıyor. Terör örgütü PKK/YPG'nin kesintisiz koridor hedefinin önemli bir noktası. Bugün Türkiye açısından Tel Rıfat’ta kontrol sağlandığında Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı alanları tam anlamıyla birleşebilir.

Ancak halihazırda Rusya ve Rejimin kontrolünde! Burada üsleri var.

Tam da Ukrayna'da sular böyle ısınmışken buradan yapılabilecek saldırılara daha dikkatli ve çok boyutlu bakmak gerekiyor. Zira Kremlin'in Türkiye ile işbirliği alanlarına rağmen Suriye'de YPG'yi bagajında bekletmeye devam etmesi klasik manivela tarzı Rus siyasetinin bir ürünü...

Aslında Zeytindalı harekatının tamamlanmasının ardından terör örgütlerinin TSK ve müttefik unsurlarına yönelik benzer saldırılarının artmakta olduğunun vurgulamak gerekiyor. Kriter Dergisinde geçen ay yayınlanan bir makaleye göre (Görücü K. s.55) Haziran 2018’den 18 Ocak 2021’e kadar YPG/PKK tarafından TSK ve müttefik unsurlarına yönelik toplam 695 saldırı gerçekleştirildi. Saldırılarda 280'nin üzerinde insan hayatını kaybetti. Bunun 158'i bombalı araç, 95'i El Yapımı Patlayıcı saldırıları oluşturuyor.

Verilen kayıplara bakıldığından sivil kayıpların yoğunlukta olduğu ve özelilkle bombalı araçların sivil yerleşim yerlerine odaklandığı anlaşılmakta. Bu saldırılarla terör örgütü ve destekçileri hem TSK'yı hedef almakta hem de Afrin hattını istikrarsızlaştırarak Türk askerinin varlığını ve etkisini tartışılık hale getirmek istemektedir.

Dün yaşanan menfur saldırı bir kez daha hatırlattı ki; Suriye'de tehdit her geçen gün artıyor ve terör yapılanmasına yönelik Türkiye'nin kaygı ve hamleleri sadece ABD değil Rusya penceresinden de okunmalı! Bunların Türkiye içerisindeki uzantılarına karşı mücadele ise kararlılıkla sürdürülmeli...

Şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum!

Salgınla mücadele süreci bir çok alan ve sektörde olduğu gibi eğitimde sistemini de derinden etkiledi. Sistemin işleyişindeki farklılaşma bir yana öğrencilerin öğrenme biçimi ve motivasyonları olumsuz etkilendi. Artan vaka sayıları ile birlikte yeniden askıya alınan yüzyüze eğitim böyle devam ederse ek tedbirleri gündeme getirebilir. Yüzyüze eğitimin verilememesi ve uzaktan eğitime adapte olunamaması öğrenme güçlüklerini ve haliyle ölçme/değerlendirme boyutunu da irdeleme gereğini ortaya çıkardı. 

Bu konuda özellikle üniversite sınavına hazırlanan genç arkadaşlarımdan mailler, mesajlar alıyorum. Orta Öğretim Başarı puanının (OBP) bu yıl neden uygulanmaması gerektiğini yönelik metinler gönderiyorlar. Daha önce bazı uzmanların da dikkat çektiği bu konunun pek çok üniversite adayının gündeminde olduğunu tahmin edebiliyorum. 

Üniversiteye yerleşme düzeyini belirleyen bir rekabet unsuru olarak OBP'nin doğru ve adil bir biçimde uygulanması elbette çok önemli...OBP 2547 sayılı yükseköğretim kanununun 45. Maddesi gereği uygulanmakta. Bu yıl yüz yüze eğitim büyük ölçüde yapılamadığı için milyonlarca öğrenci eğitimini uzaktan gerçekleştirmekte. Haliyle dijital eğitime erişme imkânı, kimi yörelerde internet sorunları, teknolojik eksiklikler, maddi yetersizlikler ve ailelerin konuya yaklaşımlarındaki farklılıklar gibi sayılabilecek pek çok sebeple OBP konusunda kaygıları artan öğrencilerden söz etmek mümkün.. Bir de öğrencilerin mesajlarında dikkat çeken devlet okulu-özel okul karşılaştırması var. Not farklılıklarının ve rekabet kavramına olan farklı yaklaşımlarından dolayı özel okullardaki öğrencilerin bu konuda göreli bir avantaj sağlayabileceğini iddia ediyorlar. Böyle bir durum uygulamada ne kadar yaygın ve gerçekçi bilmiyorum ama üniversiteye girme yarışında bir adaletsizlik yaratacaktır. Salgın sürecindeki sorun ve aksaklıklar da eklendiğinde sıralamada kimi öğrenciler hak etmedikleri bir noktaya gelebilir mi? Meydana gelen adaletsizlik yüzünden on binlerce öğrenci üniversite sıralamasında hak etmediği şekilde geriye düşecektir. 

Meselenin sınava hazırlanan gençlerimiz açısından önemini dikkate alarak ÖSYM Başkanı Prof.Dr.Halis Aygün'ü aradım. OBP uygulamasında bir değişiliklik olup olmayacağını sordum. "Bu yıl da OBP uygulamasında herhangi bir değişilik olmadığını, önceki yıllarda olduğu gibi aynen uygulanacağını" ifade etti. Aygün ayrıca bunun yasa değişikliğini ilgilendiren bir konu olduğunu da belirtti.

Sınava hazırlanan öğrencilerimizin bilgisine....

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00