Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Toplum, ”risk grubu” kavramıyla pandeminin ilk günlerinde tanıştı.

Bu kavram Bilim Kurulu'nun çalışmaya başlamasıyla iyice bilinir olmaya başladı. Bilim Kurulu sürekli uyarılar yapıyordu: “Pandemi herkes için tehlikeli ama risk grubu için ölümcül olabilir.”

Medyada da hemen her gün uzmanlar risk grubuna kimlerin girdiğini, kimlerin tehlike altında olduğunu anlatıyordu.

Risk grubunda ilk sırada 65 yaş üstü grup geliyordu. Gerçekten istatistikler pandemide ölümlerin çoğunun bu grupta olduğunu gösteriyordu.

İkinci sırada kalp hastaları geliyordu. Özellikle kalp krizi geçirmiş olanlar, koroner hastalığı ve kalp yetmezliği olanlarda hastalık daha ağır seyrediyordu.

Üçüncü sırada diyabetliler vardı. Eğer hastada diyabete bağlı bir organ hasarı varsa yoğun bakım riski birkaç kat daha katlanıyordu.

Bunların dışında kronik akciğer hastalığı ya da KOAH'lılar yine en yüksek risk grubu olarak kabul ediliyordu.

Yine obez hastalar, özellikle vücut kütle endeksi 35'in üzerinde olan gruplar koronanın ölümcül gittiği grup olarak uyarılıyordu.

Bunların ardından kanser hastaları ve kemoterapi görenler ve diğer kronik hastalar geliyordu.

TOPLUMDA PANDEMİ VE RİSK GRUBU PANİĞİ

Ancak, risk grubuna alınan hastalıklarda gerçek riskli kişileri belirleyecek alt grup risk analizi yapılmadığı için bu söylemler gereksiz yere toplumun önemli bölümünü olumsuz etkiledi.

Bu grupları alt alta koyup saydığınızda risk grubuna giren insan sayısı ülkede yaklaşık 20 milyon kişiyi aşıyor, nüfusun yaklaşık dörtte birine ulaşıyordu.

Sonuçta, medyada uzman olduğu söylenen kişiler risk gruplarının risklerini o kadar çok dile getirdi, o kadar çok uyardılar ki kendini risk grubunda gören büyük bir grup insan dehşet içinde evlerine kapandı, dış dünya ile irtibatlarını kesti. Ne çocuklarını ne temizlikçileri, tamircileri ne de kapıcıyı, kargocuyu eve kabul etmediler.

Bununla kalmadı, devlet de aksiyon aldı, 65 yaş üstü grubu eve kapadı, diyabetliler başta olmak üzere kronik hastalığı olan kişileri idari izinli olarak kabul etti, çalışma hayatından izole etti.

Korona olmadığı halde korona korkusunun getirdiği ruhsal ve psikolojik sorunlardan en çok bu gruplar etkilendi.

Yalnızlık, ölüm korkusu, depresyon en çok bu gruplarda ortaya çıktı.

Sadece bununla kalmadı, önemli bölümünün hastalık yönetimi bozuldu, sürekli evde oturma, hareketsiz yaşam nedeniyle kilo aldılar, hastanelere, doktora gitmekten korktular, tedavileri aksadı.

Ama buna rağmen dayandılar, aşıyı beklediler.

Aşı onları hayata bağlayan en önemli bağ oldu.

Ancak aşı takvimi açıklanınca risk grubundaki hastalar için kendilerinin deyimiyle hayal kırıklığı oldu.

65 yaş üstü grup dışındaki tüm kronik hastalığı olan hastalar aşılanacaklar listesinin arka sıralarında kalmıştı.

CEVABI MERAK EDİLEN SORU

Yapılan resmi açıklamalara göre aşı takvimi Bilim Kurulu'nun tavsiyeleri doğrultusunda hazırlandı.

Bu durumda hastalardan Bilim Kurulu'na bir soru var.

Yaklaşık bir yıldan bu yana Bilim Kurulu üyeleri hemen her gün medyada risk grubuna koronadan korunmalarının hayati önemde olduğuna dair açıklamalar yaparken, aşı gelince risk grupları neden aşı listesinde arka sıralara alındı?

Bu sorunun en iyi cevabını Bilim Kurulu üyeleri verecektir ancak benim bu konuda bazı tahminlerim var.

Bunun üç nedeni olabilir.

Birincisi Bilim Kurulu topluca kronik hastalığı olan yüksek risk grubunu öne çekmek istemiştir, etkili olamamıştır. Bence en zayıf olasılık bu.

İkincisi, bilim kurullarında bu risk gruplarını temsil edecek, haklarını savunacak konunun uzmanı bilim insanları yoktu. Bu nedenle konu yeterince konuşulmadı.

Gerçekten de Pandemi Bilim Kurulu'nda enfeksiyon hastalıkları uzmanları, acil tıp uzmanları, halk sağlığı uzmanları ve epidemiyologlar vardı ama kurulda aşı takvimi hazırlanırken kronik hastalıkları olan kişilerin aciliyetini devlete anlatacak konunun uzmanı, kardiyolog, endokrinolog, solunum hastalıkları uzmanı gibi hekimler yoktu.

Her ne kadar pandemi sürecinde Bilim Kurulu'ndaki üyelerin bir bölümü mesailerinin önemli bir kısmını hemen her hafta hekimlere yönelik endüstri destekli webinar toplantılarına harcıyorsa da ve bu toplantıların birinde kardiyolog, diğerinde endorinolog, bir başkasında göğüs hastalıkları uzmanı gibi farklı bir uzman rolünü üstlenerek konuşmalar yapıyor ya da yönetiyor olsalar da iş aşı takvimi planlamasına gelince bu rollerini kurulda yeteri kadar kullanmadılar, konunun önemini yeteri kadar anlatamadılar.

Üçüncü neden de, kronik hastalık grubuna giren hasta sayısının çok fazla olması olabilirdi. O zaman da bu kadar çok sayıdaki kronik hastalığı olan hastaya aşı yetiştirmek zor olacağı için onlar bu nedenle takvimde geri plana alınmıştı.

Ancak bu gerekçenin de doğru olmadığını düşünüyorum..

Örneğin diyabetli hastalar üzerinden gidelim, diyabetliler risk grubunda ön sıralarda olarak kabul ediliyor.

Bu ülkede devletin resmi kurumlarının açıklamasına göre 8.5 milyonun üzerinde diyabetli var. O zaman risk grubunda 8.5 milyon diyabetli var anlamına geliyor.

Bu düşünce doğru mu, yani bu hastaların tamamı yüksek risk grubunda olarak kabul etmek doğru mu, yanıt hayır. Kan şekeri düzeyleri normal, hastalık yönetimi iyi komplikasyonu olmayan diyabetlileri risk alanı içinde göstermek bilimsel olarak doğru değil. Risk altında olan diyabetliler sadece, diyabet ayarı kötü, bir ya da daha faza organ hasarı olan grup var.

Tüm kalp hastaları aynı riskte mi, hayır. Riskli olan grup konjestif yetmezlikli ya da koroner bypasslı veya stentli grup.

Tüm solunum yolları hastalığı olan insanlar, tüm obezler de benzer şekilde yüksek risk altında değil.

YÜKSEK RİSK GRUBUNDAKİ KRONİK HASTALARIN TALEBİ VAR

Bugün kronik hastalıklı 20 milyon insanı risk grubuna almak yerine yapılması gereken alt grup risk analizlerinin yapılarak asıl yüksek risk grubunun tanımlanması, kriterlerin belirlenmesidir.

Hatalı bilgilendirme nedeniyle bugün aşı olamamış başta diyabet olmak üzere kronik hastalıkları olan hastalar endişe içinde.

Kime öncelikli aşı yapılması gerektiği konusunda kriterleri koyacak, kuralları belirleyecek kişiler tabii ki ilgili konunun uzmanları.

Mevcut Bilim Kurulu pandemiyle mücadele için kuruldu.

Eleştiriler bir yana, Bilim Kurulu zaman zaman kararlarda etkili olamasalar da sonuçta başarılı çalışmalar yapmıştır.

Ancak her sorumluluğu bu kurula yüklemek artık haksızlık olur. Aşı takvimi de bu konulardan birisidir.

Kronik hastalığı olan grubun sayın Sağlık Bakanı'ndan acil talebi var.

Kronik hastalığı olan ve risk grubunda gösterilen hastalar (bunlar nüfusun dörtte biri) için yeni bir aşı takvim komitesi oluşturulmalıdır.

Bu yeni komitede her risk grubundan ilgili uzmanın bulunması, bu uzmanlar komitesinin kronik hastalığı olan kişilerde kimlerin gerçek risk grubu içinde sayılacağı ile ilgili kuralları belirlemesi gerekir.

Sonuçta bu kurallar kapsamına giren hastalar doktor onaylı raporlarıyla aşıda öncelikli sıraya alınmalı ve aşılanmalı, girmeyenler de gerekçeleriyle neden yüksek risk grubunda olmadıkları konusunda bilgilendirilmeli ve rahatlatılmalı ve panik anaforundan çıkarılmalı.

Bugün önemli bir sayıda kronik hasta tedirgin durumda, vakit çok geç olmadan bir an önce aksiyon almak çok önemli.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00