ÖNCEKİ gün, neredeyse tüm magazin gazetelerinde  Hande Yener’in Kemal Doğulu tarafından çekilen yeni videosunun haberleri vardı. Hande Yener birbirinden yakışıklı erkeklerle bir plajda plastik şezlonglara uzanmış görünüyor. Belli ki dans edecekler. Kamera da bir vinçe yerleştirilmiş. Tüm bunlar bir araya gelince Milliyet Cadde hemen yapıştırmış: “Kylie Minogue’nun slow isimli klibini çağrıştıran görüntüler” diye. Kylie Minogue’nin en sevdiğim şarkılarından biridir Slow. Videosu da bir o kadar eğlencelidir. Gazete, bu arada klibi çeken Kemal Doğulu’dan bahsetmemiş bile. ‘Hande Yener fikri Kylie’den aparttı’ demeye getirmiş. Sezonun, rakipleri arasında en iyi dans albümünü yapmış bir kadın sanatçı bu kadarını   hak etmiyor. Daha geçen hafta yazdım. Hatta fotoğraflarla da anlatmaya çalıştım. Sopa şarkısına çekilen video Cheryl Cole’un 3Words klibine neredeyse tamamen benziyordu. Bunun Hande’ye haksızlık olduğunu düşünmüş ve yazmıştım. Ama şimdi görüyorum ki Hande Yener’in özgün şarkılarına çakma klipler çekilmesinden bir rahatsızlığı yok. Çünkü Hande’nin Kylie’nin bu şarkısından ve klibinden haberi olmaması pek imkân dahilinde görünmüyor. Yazık. Hem de kime biliyor musunuz, yazın en güzel şarkısı Sopa’ya imza atan Sinan Akçıl’a sadece...

Eurovision’a Şebnem’i Emre’yi karıştırmayın yeter
KRAL öldü, yaşasın kral misali Eurovision bitti hemen sıradakine konsantre olundu. Önümüzdeki günlerde kurulacak gezici portatif Eurovision borsasında birçok
isim zikredilmeye başlanacak. Manga başarılı oldu ya ne kadar rock tandanslı isim varsa bu işe bulaştırılmaya çalışılacak. En sevdiğimiz, gözümüz gibi baktığımız isimlerin adları geçecek. Rezalet ve hatta yer yer soytarılık olan bir yarışmaya verilen önem daha da artırılmaya ve meseleye yeniden milli bir hava verilmeye çalışılacak. En çok da Emre Aydın ve Şebnem Ferah ile ilgili spekülasyonlar dönecek. En sevdiğimiz, en dokunulmaz gördüğümüz onlar ya onları bu çirkinliğe itmek için ellerinden geleni yapmaya çalışacaklar. Allahtan ikisi de bu oyuna gelmeyecek kadar akıllı ve böyle kuru gürültülere gaza gelmeyecek  kadar aklıselim sahibi insanlar. Eurovision Türkiye yetkilileri ellerini rock camiasından çekmeli. Sevdiğimiz saygı duyduğumuz isimleri rahat bırakmalı ki iki yudum müzik zevkimizi kaybetmeyelim...

Ali Abi, n’olur geri dönme!
NİHAYET Ezel, uzun süredir izlemediğimiz güzellikte bir “Ezel” bölümünü sundu bize. Ezber bozan, dizinin en önemli karakterlerinden Kerpeten Ali’ye Ömer’in kim olduğunun açıklandığı bölümle hem reyting liderliğini geri aldı, hem de dizinin  Show TV günlerindeki gerçek kimliğine geri döneceğinin sinyallerini verdi. Kerpeten Ali’ye can veren Barış Falay’ı ayakta alkışlamak istiyorum. Bana göre resmen şov yapıyor Kerpeten rolünde. Önceki gece yayınlanan bölümdeki zor görevden alnının akıyla çıktı. Karakterin yaşadığı duygusal dalgalanmayı yüzüne o kadar güzel yansıtıyor ki hiç söz yazılmasa bile artık Kerpeten  Ali, Ezel ile birlikte bu dizinin baş karakteridir! Nihayet dediğim oldu. Dizinin vazgeçilemeyecek karakterlerinden biri öldü. Son dakikada kimse kurtarmadı. Merak katsayısını defalarca katladı. Kenan İmirzalıoğlu ve Barış Falay’ın karşılıklı açılma sahnesi mükemmel yazılmış, mükemmel kurgulanmış ve mükemmel  ekilmişti. İki oyuncu da mükemmel oynayarak hakkını verdiler. Şimdi tek dileğim var; seni inanılmaz özleyeceğiz, o boncuk bakışlarını hep arayacağız ama Kerpeten Abi n’olur dönme!

Film festivali eğlencelik değildir!
MERSİNLİ olmanın da getirdiği hemşerilik duygusuyla son üç yıldır Adana Altın Koza Film Festivali’ne destek veriyorum. Bu festival Adana’nın tanınması veya festivalin uluslararası  platformda tanınması için değil, sinema ve sinemacı ile buluşan Adana halkı için önemli benim gözümde. Dünkü olayların ardından yeni festival komitesi festivali Gazze’deki olaylar nedeniyle ertelemiş. Bunun üzerine Sinema Yazarları Derneği, dün harika bir açıklama yayınladı. Her kelimesine katıldığım açıklamanın en can alıcı bölümünü sizinle paylaşmak istedim: “... Başlamasına bir hafta kalan kendi festivalinin programına göz atmayı dahi akıl edememekse tam bir sorumsuzluk örneğidir. Baksalardı eğer, Altın Koza’nın tam da gündemin nabzını yakalayan ‘Filistin: Barışa Hasret’ adlı özel programını göreceklerdi. Filistin’in trajedisini anlatan usta işi filmler ve belgesellerin yanı sıra ‘Filistin’de Sinema Yapmak’ başlıklı açık oturum da engellenmiş oldu. Yani Filistin’in  hiç değilse sanatla sesini duyurabileceği bu platform iptal edildi. Üstelik Filistinli sinemacılar tam tersini düşünürken! Daha önce işleri nedeniyle gelemeyeceğini açıklayan Filistinli yönetmen Najwa Najjar, bu sabah taziyelerini bildirdi ve ‘dayanışma adına’ festivale gelmek için elinden geleni yapacağını açıklayan bir mesaj gönderdi. Peki şimdi dayanışma ruhuna ve sinemanın birleştirici gücüne en fazla ihtiyaç duyulduğu bu zamanlarda Filistinli konuklarımıza ne diyeceğiz? Panelin konuşmacılarından gazeteci-yazar Bashar Ibrahem, yönetmenler Kamal Aljafari, Nasri Hajjaj ve Mohamed Soueid, film eleştirmeni Nadim Jarjoura’yı yarı yolda bırakmış olacağız. Çünkü hem onlar bir kez daha ‘susturulmuş’ hem de Altın Koza’nın uluslararası alanda ses  etirecek bu sinemasal etkinliğe imza atması engellenmiş durumda...” “...Uluslararası ciddi bir etkinlik olarak küllerinden yeniden doğan bir festivalden ‘eğlencelik’ olarak bahsedilmesi ve erteleme adı altında iptal kararının alınması hem sinema hem de insanlık adına büyük gaflettir. Bu erteleme kararı ani  eğil aslında. Festivalin yapılmaması için baskıların bir süredir devam ettiği biliniyor. Dolayısıyla saldırıların sonucu olarak alınmış bir karar olduğu hiç inandırıcı değil, aksine bunun bir bahane olarak karşımıza çıkarıldığı gerçeği gün gibi aşikâr.” Ben de SİYAD’ı bu haklı açıklamasında destekliyorum. Ve Altın Koza’nın ilan edildiği tarihte yapılmasını talep ediyorum!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!