CUMHURBAŞKANI Erdoğan dün, Abdullah Gül’ün AKP’den milletvekili adayı olacağı haberleri hakkındaki soruya şu cevabı verdi: “Adaylık konusu Abdullah Bey’in kendi takdiridir. Vereceği karar güzel de olur. Hayırlı olur. İsabetli olur. Ama karar Abdullah Bey’indir.”

Bunun irticalen yapılmış bir açıklama olduğunu sanmıyorum. Nitekim Gül hakkında şu ana kadar herhangi bir pozitif tutumuna tanık olmadığımız Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yiğit Bulut da bu sözleri hemen sosyal medyada paylaştı. Bugün ve sonraki günlerde hükümete yakın gazetelerin bu açıklamayı nasıl görecekleri de bizlere ciddi bir ipucu verecektir. Eğer Gül, uzun bir aradan sonra bu yayın organlarında olumlu ve güçlü bir şekilde yer almaya başlarsa iktidar partisinde ciddi değişiklikler kapıda demektir.

SEÇİM HESAPLARI

Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi yapılan tartışmalarda Erdoğan sonrası AKP için Gül’ün başrolde olduğu senaryolar öne çıkarılıyordu. Tabii genellikle, Erdoğan’ın ilk tercihinin Gül olmayacağı şerhi düşülerek. Öyle de oldu. Erdoğan hem parti, hem hükümeti Ahmet Davutoğlu’na devretti ve Gül’e herhangi bir kapı aralamadı.

Bugün kapının neredeyse sonuna kadar açılmasında, ekonomideki çalkantılar, bölgemizde (IŞ)İD nedeniyle giderek tırmanan gerilim, çözüm sürecinde müzakere aşamasına gelinmiş olması gibi faktörler bulunduğunu tahmin edebiliriz.

Bir de şu var: Kimileri hâlâ “danışıklı dövüş” diye ısrar etse de Erdoğan’ın Hakan Fidan’a yönelik kırgınlığı sürüyor. Tabii bundan, onun aday adaylığına onay veren Başbakan Davutoğlu da payına düşeni alıyor olsa gerek. Cumhurbaşkanı’nın parti ve hükümetin gidişatından tam anlamıyla memnun olmadığını düşünmemize neden olacak epey gelişme yaşandı geçen kısa süre içinde.

SEÇİM TEDİRGİNLİĞİ

Ve tabii ki yaklaşan genel seçimler. Erdoğan’ın, “400 milletvekili” gibi gerçekleşmesi imkânsız bir hedef koyduğu bu seçimlerde partisinin (kendisini “partili Cumhurbaşkanı” olarak tarif ettiği için böyle dememizde bir sakınca olmaması gerekir) evdeki bulgurdan olma ihtimalinin bir şekilde belirmesi halinde duruma müdahale etmesi şaşırtıcı olmazdı.

Öteden beri kamuoyu yoklamalarını çok önemseyen, seçmenin nabzını kısa periyotlarla sürekli ölçtüren bir siyasetçi olduğu için Gül kartını devreye sokmuş olmasının seçimlerle doğrudan alakası muhakkak vardır. En basit hesapla, eğer HDP yüzde 10 barajını aşarsa en az 20 milletvekili artırması ve bunların ezici bir çoğunluğunu AKP’den alması bekleniyor.

Gül’ün seçimlere katılması ve öne çıkarılması, HDP’nin yükselişini ne derece frenler bilinmez ancak AKP’ye yeni bir soluk ve heyecan getirme ihtimali yüksek.

SENARYOLARIN YENİ VERSİYONLARI

Eğer Gül aday olup seçilirse ne olur? İlkin, herhalde Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesindeki senaryoların güncellenmiş versiyonlarını tekrar konuşmaya başlarız: AKP’nin olağanüstü kongreye gitmesi, Gül’ün genel başkan seçilmesi ve akabinde başbakanlık görevini üstlenmesi...

Kuşkusuz bunlar kolay olacak şeyler değil. Ancak Gül’ün üst düzey sorumluluklar üstlenmese bile, kendi halinde bir milletvekili olarak kalmayacağı, partisi içinde bir iktidar odağı olacağı kesin.

Örneğin, AKP’nin kuruluşuna emek verip zamanla kendilerini dışlanmış hisseden çok kişiyi yeniden partiye angaje edebilir. Daha önemlisi Ali Babacan başta olmak üzere ekonominin kurmayları, siyasi iktidarla ilişkilerini onun üzerinden rehabilite edebilirler.

Öte yandan Gül’ün siyasete dönmesi, iktidar partisinin stratejilerini de bir şekilde etkileyecektir. Bunların başında da herhalde Erdoğan’ın başkanlık sistemi planları gelir. Erdoğan’ın, kafasındaki başkanlık sistemine alenen karşı çıktığı bilinen Gül’e kapıları açması da “Siyasette olmaz olmaz” sözünün teyidi gibi.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!