İçeride Arnavutluk'u yendikten sonra zaten "Bu iş bitti" diye yazmıştım. Fransa'ya yenilsek bile gidebileceğimizi öngörmüştüm ki yenilmedik de zaten.

İzlanda maçı kolay bir maç değildi.

Bakmayın, halen genç ve deneyimiz az bir takımız bir. Bu tip maçları pek iyi oynayamadığımız tarihçe bilinir iki. Bir puana oynamak genel olarak pek beceremediğimiz bir futbol gerçeği 3.

Bu şartlar altında 1 puanın işi resmen garantileyeceğimiz maçta, İzlanda gibi gayet deneyimli ve bize hep üstünlük sağlayan ekibe karşı Şenol Güneş üstelik Cenk'in de yokluğunda bence ideal bir 11 çıkardı.

Merih-Çağlar tandemi önünde Okay hem boyu uzattı hem de aslında 3 stoperli bir güvenlik önlemiydi. Önlerinde bence bu takımın vazgeçilmezi olması gereken Mahmut ve Ozan da eldeki imkanlar içinde doğru başlangıç 11'indeki isimlerdi. İleri 3'lünün en ucu Burak sağ dışı Cengiz tamam. Bir tek Çalhanoğlu yerine Yusuf oynayabilir miydi o tartışılır.

İlk devre hatta 84. dakikaya kadar iyi oynadık. Planı işlettik. Bu dönemde Burak-Cengiz ve Okay ile 3 iyi pozisyon bulduk, atamadık. 84'de arka direkte Çağlar'ın üzerinden vurulan kafa vuruşunu Merih çizgiden çıkardı. Bu, maçta rakibe verdiğimiz tek pozisyondu. Bu pozisyondan sonra korktular açıkçası. İyice gömüldük ve 90+2'de Umut'un blokajı olmasa golü de yiyor gibiydik. Son dakikada kontrada Ozan topu Yusuf'a daha iyi çıkarsa galibiyetle ayrılırdık. 1 puana oynamanın sonucunu almak önemlidir. Güneş bundan sonra "İzlanda maçındaki gibi oynayacağız" dedi mi oyuncuların akıllarında bir deneyim oluşmuş durumda. Bu grupta en dikkatimi çeken şeylerden biri de Arnavutluk - her iki Fransa ve bu İzlanda maçlarında 0-0'ı gayet iyi oynamamızdı. Türk futbolu için önemlidir bu. Avrupa'da 14 yabancıları ile patır patır dökülen "Büyüüük takımlarımız"ın dağıldığı sene genç millilerin hedefi bulması takdire şayandır.

Öncelikle milletin gönlünden düşmüş jenerasyonu bitirip yeni ve sempatik bir takım oluşturma adına ilk harcı koyan Lucescu'ya;

Tüm takım oyuncularımıza;

Milli takım kafilesinde görev yapan hepsini yakınen tanıdığım emekçilere;

Elbette Şenol Güneş hocamıza teşekkür ediyorum. 2020'de Avrupa çok iyi bir takım izleyecek.

Başkan Nihat Özdemir nezdinde Türkiye Futbol Federasyonu'nu ve profesyonellerini kutlarım.

Kimsenin atlamaması gereken bir teşekkür de bu yeni jenerasyonun oluşmasında ortaya karakter koyan Spor Bakanı Muharrem Kasapoğlu'na gönderilmeli.

Bir özel teşekkür de TRT'ye. Yayıncılık tecrübelerine zaten söylenecek pek bir şey yok. Ancak maç sonu, 'reklamveren ısrarına, hatta tehditlerine' prim vermeyip maç sonu coşkusunu biz izleyenlerine yansıttıkları için.

Son bir not de seyirciye.. Biz futbolcular açısından yeni bir jenerasyon oluşturduk ve bu yeni ekibi çok sevdik. Ancak köhne bir taraftar zihniyeti bu takımın üzerine yük. Milli marş ıslıklama ilkelliğini, cahilliğini bitirmiş medeni bir seyirci jenerasyonuna ihtiyacımız var.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!