Mevcut federasyonumuzun da bir öncekinin de ondan öncekinin de ondan öncekilerin de önceliği FUTBOL olmadı hiç. 'Oyun'un kendisi ile hiç ilgilenmediler. Eskilerin ilgilendiği 2 oyun vardı, lig dizaynı; daha da önemlisi kendi koltuklarını koruma siyaseti oyunu. Yenilerin de 2 oyunu var: Köşk'le iyi geçinme oyunu ve yine idare-i maslahat oyunu..

Kimse kusura bakmasın, yanlış doğru, eğri büğrü, eksik tamam son yıllarda 'Oyun' ile ilgili kafa yoran tek isim Fatih Terim'di.. 14 yabancı serbestisi, 14 Türk zorunluluğu ve aslında önceden var olan sonra kulüplerin isteğiyle kaldırılan "Cok yabancı oynatan çok para versin, o paralar az yabancı oynatana dağıtılsın" projesi mesela herhalde son futbol fikri idi..

Yine kimse kusura bakmasın, sevin sevmeyin, taraflı bulun bulmayın futbol ve oyun ile ilgili fikir veren herhalde tek eski futbolcu-yeni yorumcu da Rıdvan Dilmen.. Ha keza hiç tevazu gösteremeyeceğim ben de epeyce 'oyun' ile ilgili fikir sundum..

Efendim toparlayalım, futbol oyunu ile ilgili dertlenmek gerek. 'Futbolumuzu nasıl geliştiririz?' sorusunu sormamız gerek. Bugün dünya futbolu ile açılan makası nasıl kapatmalıyız? Soru buysa bendenizin önerileri aşağıda:

Buyurunuz;

• Bir kere dünyanın en çok kesilen-duran futbolu Türkiye'de. Muhakkak ve muhakkak "Yerde yatan oyuncu varsa top dışarı atılır" adlı yalandan centilmenliği kesin yasaklayacağız. Her ama her maçta kendini yere atanların olduğu sahtekarlar ligi olduk çıktık. Adam yerde 30 saniye kıvranıyor. Tribün ıslıktan yıkılıyor, top taca atıldıktan 5 saniye sonra yerde kıvranan adam kavgaya karışıyor. Ya da ligin kendini en çok yere atan oyuncusu olan Adem Büyük ile kendisine yapılan her faulden sonra Neymar gibi 40 takla atan Ömer Bayram, Brugge maçında bir kez bile bu alışkanlıklarını yapmadılar.. Orada hakemlerin bunları yemeyeceğini biliyorlar çünkü.. Hakemlere denilecek ki "Yerde yatan adam ciddi ölüm tehlikesi geçirmiyorsa oyunu durdurmayacaksın" 3 maç uygulansın bakın bakalım kimse yerde yatıyor mu?

• İkinci ve asıl sorun yavaşlık. Her ama her taç atışı 30 saniye alıyor. Her duran top 1 dakika.. Bu kadar zaman kaybı ile top oynanmaz. Kondisyon bilmeyen, yükleme nasıl yapılır haberi olmayan hocaların elinde yeterince güçlü olmayan oyuncular ya yerde yatıyor ya da her duran topta nefeslenme molası veriyor. O nedenle iş yine hakemlere verilecek talimata düşüyor. Taç ve duran topta süre sınırlaması yapılmalı. Taç için 6 saniye; duran top için 12-15 saniye süre verilebilir. Bu sürede yapılamayan her atışta top karşı takıma geçer. İşte dünya futbolu Jose Mourinho'nun top toplayıcı çocuğu kutlamasını konuşuyor. Olimpiakos karşısında 2-1 yenik durumdaki Tottenham'ın bir atağında top taca çıktı; top toplayıcı 1 saniyeden az sürede topu Tottenham'lı oyuncuya verdi; hızla gelişen atak sonucu skor 2-2'ye geldi. Aynı pozisyon bizde olamaz. Top toplayıcı ev sahibi takım adına böyle bir hızlı hamle yapsa dahi bizim hakemimiz; "Yerinden atın" diye diye oyunu yavaşlatacak.

• İlk 2 madde, topun oyunda kalma süresini artırmaya yönelik önlemler. Gelelim diğer önemli maddeye. Asıl sorun Türk teknik adamlarda. Rıdvan Dilmen diyor ki "Hocaların çoğu kendini güvende hissetmediğinden çok önlemli önce yenilmemek mantığında takım çıkartıyor." Ben el artırıyorum ve diyorum ki bir kısmı gerçekten iş kaygısı ile bu şekilde davranıyor olabilir. Ama bazısı gerçekten korkak. İşte Okan Buruk. G.Saray karşısına 3, 3 tane sadece kesici ön stoper ile çıktı. Okan Buruk'un iş kaygısı mı var? Her maçta ama her maçta son 10-15 dakikada ön stoper oyuna alıyor. Buruk'un iş kaygısı falan yok. Ama geçmiş takımlarından kalan korkak alışkanlıkları var.

Bir kısım hoca ise ki bunlar çoğunluğu oluşturuyor; korkaklık ya da iş kaygısı dışında bilgisiz. Evet bilgisizler. 4 savunmacı; 2 kazma ön stoper; kanat oyuncusu olduğu iddia edilen 2 hızlı ama yarı yetenekli atletik siyahi ve bir pivot santrafor.. Neredeyse tüm Anadolu takımlarının oyun formatı bu. Strateji de belli: İleri vurun, pivot sağa sola indirsin. Atletik siyahiler depar atsın santrafor ile arkasında oynayan 10 numaravari isim ceza sahasına girsin, olursa olur olmazsa olmaz.. Ama zinhar orta ikiliden ikisi de savunma önünden ayrılmasın.. Strateji bu.. 0-0 gittiği müddetçe oyuncu değiştirme zaten yok. 0-1'den sonra ne yapacağını bilme de yok.

O zaman yapılacak şey belli:

0-0'a puan vermeyelim. Galibiyet puanını da 4'e yükseltelim. Bunu dünyada ilk uygulayan ülke olalım.

Bir kez olsun dünya futboluna bir katkımız, önceliğimiz olur hem de.. Gerçekten işe yarayacağını düşünüyorum. Böylece baştan 0-0'a razı nakıs hocalarımız da futbolun bir de oynama tarafı olduğunu öğrenirler.

Başka birçok fikir çıkabilir. Ama önce gerçekten dertlenmek; "ne yapmalıyız" sorusunu sormak gerek.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • yunusemre37 2 ay önce sonuna kadar katılıyorum..
    CEVAPLA