Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

YENİ dizi tutturmakta da, yeni fikir bulmakta da hayli zorlanan TV dünyasında hem kanalların birbirleriyle rekabeti ölümcül hale geldi, hem de bu dünyaya internet dünyasından gelen toptan yıkıcı bir saldırı var.

“İnternet streaming” işine giren büyük şirketler, TV programcılığında yerleşik TV kanallarını zorluyorlar. Netflix, HBO GO ve Amazon Prime, cesur programlama kararlarıyla TV dünyasını fena halde sallıyorlar.

Eğlencesini çok farklı yerlerden, çok farklı cihazlardan alma imkânına sahip olan 21’inci yüzyıl insanı, yerleşik TV kanallarının hep alışılmışı deneyen, bilinen formüller dışına çıkmaktan korkan ve yeni olanı, farklı olanı denemek istemeyen formatından sıkılmış durumda. İşte bu yüzden artık yeni dizi üretmek ve bunu tutturmak çok zorlaştı. Çünkü izleyicinin sadece bir türü istediği varsayımıyla yapılan bu formüle dayalı diziler artık istekleri karşılayamıyor. TV dünyası bir vasatlık kısırdöngüsü içinde.

Aslında TV dünyası bir sallantı içinde, büyük bir tehlike onu bekliyor. Çünkü yaratıcı programların, yeni özgün dizilerin nereden geldiğine bakarsanız, kaynak olarak geleneksel TV yayıncılığının en büyük rakibi olan internet streaming kanallarını görürsünüz . Evet, en cesur programları artık onlar yapıyor, yeni formülleri denemekten korkmuyorlar. Yeni seyircinin arzularına uyan, onu tatmin eden programları internet dünyası yapıyor artık. Bu yüzden internet streaming işinde olan Netflix, Hulu Plus, Amazon Prime ve HBO GO gibi şirketler yükselirken geleneksel TV şirketleri de inişe geçti. Oturma odasında duran TV cihazlarının yerini de, yanımızda taşıdığımız laptoplar, tabletler ve akıllı telefonlar almaya başladı.

Tabii geleneksel TV dünyası da kavga vermeden ölecek değil. Onlar da “Bu gidişatı nasıl durdururuz” diye her gün düşünüyorlar; sürekli yapılan beyin fırtınası toplantılarında beyinlerini patlayacak hale getiriyorlar. Ve yavaş yavaş bir çözüm konsensüsü oluşmaya başladı bile.

Özetle TV dünyası kendi “Pulp Fiction”unu bekliyor. Tarantino gibi direktörlere ihtiyaç var. Çünkü Pulp Fiction çıktığında nasıl geleneksel film dünyasını sarstıysa, nasıl alışıldık formülleri baştan aşağıya değiştirdiyse, nasıl yepyeni devrimci bir film dili getirdiyse onun gibi TV dünyasının da bu tür korkusuz, yaratıcı ve risk alan dizilere ve direktörlere ihtiyacı var. Ancak bu yapılabildiği takdirde TV dünyası, internet programcılığının saldırısını göğüsleyebilecek ve ayakta kalabilecek. Şimdi TV programcıları ve yapımcılar, bu filmin yakın tarihini inceliyorlar.

Deneysel ve yaratıcı olmak, aykırı olanı anlatmaktan korkmamak, yeni anlatım türleri denemeye açık olmak, bu arayış sürecinin kilit arama kavramlarını oluşturuyor.

Pulp Fiction, 1990’lı yılların başında gösterime girdi. Aslında arayışı sürdürenleri Pulp Fiction kadar etkilemekte olan bir başka film de ondan önce çıkmıştı piyasaya. 1989 yılındaki “Sex, Lies and Videotape” adlı film, kullandığı anlatım diliyle, içeriğe yeni yaklaşımıyla hayli devrimciydi. Ve TV dünyasında yenilik arayışı içinde olanlar bu iki örnekten alınacak büyük dersler olduğuna inanıyorlar. Arayış burada da durmuyor tabii ki.

1970’li yıllarda Hollywood’da bir yaratıcılık patlaması yaşandı. Stüdyo dünyasının muhafazakâr sınırları dışına çıkma akımı olan independent film yapımcıları, kısa adıyla “indie yapımcılar”, bu dönemde eserlerini ortaya koymaya başladılar. Scorsese’ler, Coppola’lar aynı indie ruha sahiptirler; bu yıllarda patlama yaptılar. Indie akımının öncüleri “Easy Rider”, “Midnight Cowboy”, “Crying Game”, “My Left Foot”, “Bonnie and Clyde” hep bu dönemin ekolündendirler. Ve bunların hepsinin de Fransız yeni akım sinemasıyla fikir ve ruh bağlantıları vardır.

Anlayacağınız TV dünyası, içine düşmüş olduğu vasatlık kısırdöngüsünden çıkabilmek ve yeni fikirler geliştirebilmek için sinemanın yakın tarihini ele almış durumda. TV dünyası, Pulp Fiction filminin anlatım diline ve bakış açısına sahip özgün diziler yaratmak peşindeler. İnternet TV’si de aynı arayışta. Bakalım ilk büyük başarıyı hangi taraf yakalayacak. Bunun sonucunda ben alıştığımız TV dünyasının radikal biçimde değişeceğine ve çok daha orijinal fikirlerle dolu olan yeni bir TV dünyası yaratılacağına inanıyorum. Bu değişime ayak uyduramayan TV kanalları ise birbiri ardına kapanacaklar. Vasatlık kısırdöngüsü onları tüketecek.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!