AMERİKAN Senatosu Dış İlişkiler Komitesi’nde çarşamba günü “Priorities and Challenges in the US-Turkey Relationship” (Amerika- Türkiye İlişkisinde Öncelikler ve Zorluklar) başlığı altında bir oturum yapıldı.

Afganistan’a elçi adayı olarak atanan Büyükelçi John Bass ile onun yerine atanacak aday resmen açıklanmadığından komite elçi olmadan sadece iki uzmanı dinlemekle yetinmek zorunda kaldı.

Dr. Steve Cook, Türkiye uzmanı bir akademisyen. Dr. Amanda Sloat da öyle, ancak Bayan Sloat, Obama döneminde Türkiye’den Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı’ydı.

Senato komitesi üyelerinin “karmaşık ve sorunlu” diye adlandırdıkları Türkiye-Amerika ilişkileri hakkında önemli bir yeni yol haritası oluşturma hazırlığında oldukları, sordukları sorulardan belliydi. Bu oturumun, daha sonra komitenin önüne gelecek olan yeni elçi adayıyla yapılacak konuşmanın bir ön hazırlığı olduğunu da söyleyebiliriz.

Oturumda konuşulan her konu, iki ülke arası ilişkiler ve Türkiye’ye yönelik politikaların ne olacağı hakkında işaretler verdiği için önemliydi.

Baştan sona dikkatle izlediğim bu oturumda konuşulanlar hakkında şöyle bir özet yapmak mümkün:

KONUŞULANLAR

- Komite Başkanı Senatör Bob Corker ve eşbaşkan Senatör Ben Cardin’in, oturumun başında yaptıkları açılış konuşmasında iki ülke arasında bunca kritik sorun varken Türkiye’de tutuklu bulunan Rahip Brunson’ın durumuna özellikle vurgu yapmaları dikkat çekti.

- Türk toplumunda anti Amerikan duyguların artması konuşuldu. Bunu tersine çevirebilecek neler yapılacağı da tartışıldı.

- Oturumun bir aşamasında, Türk ordusu içinde Avrasyacı askerlerin sayısının arttığına dikkat çekildi.

- Türkiye’nin bölgede Rusya ve İran’la ortak tavırlar almasından duyulan rahatsızlık birkaç defa ifade edildi.

- Türkiye’nin Rusya’dan satın alacağı S-400 füze sisteminin ABD Senatosu’nda yarattığı rahatsızlık ortaya konuldu. Konuşmacılardan Steve Cook, Türkiye bu satın alma işini yaparsa Amerika’nın bazı yaptırımlar uygulamasının gerektiğini ifade etti. Senatörler, “Ne tür yaptırımlar?” diye sorunca da ABD’den Türkiye’ye yüksek teknolojili silah satışının durdurulması fikri üzerinde konuşuldu.

- Türkiye’nin çok önemli bir ülke olduğu ve Ankara’nın Amerika’nın çıkarlarının tam merkezinde bulunduğu söylendi. Hatta, “Ankara’dan istediğiniz yöne bir çizgi çekin, orada mutlaka Amerika’nın bir çıkarı vardır” diye bir tanımlama da yapıldı.

- Senatörlerin hepsi sorularına geçmeden önce yaptıkları açılış konuşmasında, Türkiye’de demokrasi, insan hakları konularında duydukları kaygıları dile getirdi. Amerika’nın aradaki sorunlar ne olursa olsun Türkiye’yle diyaloğu kesmemesi gerektiği de konuşuldu.

- Senatörler ile konuşmacılar arasındaki bir ara Türkiye’ye baskı yapmak için ABD’nin İncirlik Üssü’nü bölgede başka ülkeye taşıma opsiyonu üzerinde de duruldu.

- Amanda Sloat, Gülen dosyasının kapanmadığını ve iki ülke yetkilileri arasında bu konunun konuşulduğunu söyledi. Sloat, Gülen’in sınırdışı edilmesi için gereken (probable cause) hukuki nedenlerin henüz oluşmadığını da ekledi.

- Steve Cook ise “Türkiye bir müttefik olabilir, ama artık ortağımız değildir” dedi. Bunun bazı senatörlerce onaylandığı da görüldü.

- Senatörlerin, Amerika’nın YPG ile hareket etme zorunlu kararı almasında Türkiye’nin de sorumlu olduğunu, Türkiye bölgede Amerikan çıkarlarına aykırı hareket ettiği için bu kararın alındığını düşündükleri görüldü. Rakka’dan sonra ne olacağının henüz bilinmediği de eklendi.

- Kuzey Irak Kürt bölgesinde referandum konusunda Türkiye’nin tavrı da konuşuldu. 2003 yılında Kürt oluşumuna en fazla karşı çıkacağı sanılan Türkiye’nin birkaç yılda Barzani’yle iyi ilişkiler kurduğu anlatıldı. Şu anda bölgede 1500 Türk şirketinin bulunduğu ve Erbil’in bir Türk şehri gibi göründüğü vurgulandı. Referandumdan evet çıkarsa bunun hemen bağımsız devlet kurulacağı anlamına gelmediği ve Türkiye’nin de bugünkü ilişkilerini sürdüreceği beklentisinin olduğu anlatıldı.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Misafir 2 yıl önce Ters sonuçlar doğuracak değerlendirme.
    CEVAPLA