Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Suriye, global düzeyde bir ahlaki test kriteri oluşturdu.

        Ülkenin merkezi yönetimini, Rusya’yı, ABD’yi , İran’ı, İsrail’i, Suudi Arabistan'ı hangi ülkeyi ele alırsanız alın hepsinin vicdani seslerini çoktan kaybetmiş olduklarını görürsünüz.

        Dünyada vicdani sesini kaybetmeyen hatta en zor şartlar altında bile bunu güçlendiren bir tek TÜRKİYE kaldı.

        Tamam biliyorum, yıllardır ulusal güvenlik konularında dış politikada yazılar yazıyorum bu yüzden, "Uluslararası ilişkilerde ahlakın önceliği yoktur ulusal çıkarlar vardır" diyen ekolün varlığından da tabii ki haberdarım.

        Ulusal çıkarların zedelenmesi kaygısı oluğunda bazı ahlaki kaygılardan taviz verilmesi tabii ki olabilir ama açıkça söyleyeyim Türkiye dış politikasında özellikle bölgemize yönelik yaklaşımlarında ulusal güvenliğini, ahlaki çıpasını hiç elden bırakmadan korumayı başardı.

        Bunu en net Suriye’de görüyoruz.

        VİCDANLARA YATIRIM

        Oraya askeri müdahalelerimizde dahi, savaşın en sıcak anlarında bile Türkiye ilkeli ahlaki duruşuyla göze çarptı. Masum insanlara en az zarar vererek savaşmayı başaran ülke Türkiye oldu. Savaş amacına ulaştığında ise yine Türkiye bölgeye yatırımlar, yardımlar yapan tek ülke oldu. Aslında bölge insanının vicdanlarına yapıldı o yatırımlar.

        Bugün Washington’un Türkiye’ye en karşıt insanlarının yoğunlaştığı birimlerde bile ülkemizin Suriye’deki 'soft power’ının gücü teslim ediliyor.

        Gerçekten de bölgede, kurtarmış olduğumuz tüm bölgelerde, Türkiye hem insani hem de ekonomik yatırımlarını hiç durdurmadı. Altyapı yatırımları hızla yapıldı, okullar yeniden açıldı, öğretmenler gönderildi, hastaneler yapıldı, üniversiteler devreye sokuldu.

        Savaşın en sıcak anlarında bile ahlaki çıpasını ve vicdani sesini kaybetmemiş bir ülke olarak Türkiye bölgenin geleceğinin kendinden geçeceğini sadece silah gücüne güvenerek var olmaya çalışan ülkeler başta olmak üzere tüm dünyaya gösterdi.

        SONUNDA BİZ KAZANACAĞIZ

        Kısa vadede bunun bize pek yararı yok diye düşünenler olacaktır ama inanın bu süreçlerden Türkiye uzun vadede lider ve kazanmış olarak çıkacak.

        Bölgeye düzen vermeye çalışan İsrail-Suudi Arabistan-Amerika işbirliği meşrutiyetini son Kaşıkçı olayı ile birlikte dünya kamuoyunun ve bölge halkının gözünde tamamen kaybetti.

        Cemal Kaşıkçı
        Cemal Kaşıkçı

        Sol ahlaka sahip çıktığını söyleyen YPG’nin kitle tabanının Amerika’nın Kaşıkçı meselesine vicdani sesini tamamen bir kenara bırakmış olmasından sonra neler yapacağı merakla bekleniyor Washington’da.

        Yani YPG’nin temsil ettiğini savunduğu insanların bile Türkiye’nin politikalarına sıcak bakmaya başladığı bir sürece hızla girilirse hiç şaşırmayalım.

        Bugün bölgede YPG’ye yakın duran ailelerin çocukları Türklerin yaptığı okullarda okuyor, hastanelerinde tedavi oluyor. Ahlaki duruşunu kaybetmeden gerçek bir gelecek vaat eden bir tek Türkiye kaldı bölgede. Rakka’da görüldüğü gibi ABD yıkıp gidiyor o kadar. Bunu Washington’da da biliyorlar ama hataları nedeniyle kendilerini YPG çıkmazına sıkıştırmış olduklarından dolayı sadece Türkiye ile yürünebileceğini görseler dahi gereken adımları atamıyorlar.

        YAKINDA WASHINGTON'DA

        Yakında Kongre’nin Temsilciler Meclisi'nde yapılacak soruşturmalar ile Türkiye ile ilişkiler çok daha farklı ele alınmaya başlanacak.

        2019 yılının çok büyük sosyal-siyasal depremler olmadığı takdirde Washington’daki Türkiye algısının radikal biçimde iyileştiği bir yıl olması ihtimali çok fazla gözüküyor şu anda.

        Başkan Erdoğan yönetiminde bakanları danışmanları son zamanlarda müthiş bir performans sergileyerek tamamen koordineli ve sağlam politikalar uyguladılar.

        Yeni yılda umudum bunun sürmesi ve yeni yılın bölgemizde bir Türkiye zamanı haline gelmesidir.

        Diğer Yazılar