Zaman farkından dolayı ben yılbaşı günlerini en zengin yaşayan insanım. İlk önce yerel saatle 16.00’da Türkiye için yılbaşını kutluyorum. İnternetten televizyon kanallarını açıyorum. Normalde o saatlerde genelde Suriye gibi aslında hiç ilgilenmediğim adını bile duymak istemediğim bir şeyle ilgilenirim. Sadece tek bir gün, yılbaşı günü saat 16.00’da PTT yapmaya başlayabiliyorum. Benimki ruhen PTT çünkü hayatımda hiç bir zaman ne pijama giydim ne de terlik. Bu PTT (pijama, terlik, televizyon) kavramını Halit Kıvanç mı ortaya atmıştı bunu da unuttum. İnşallah bu bunamaya da başladığımın bir göstergesidir çünkü ortada fazla hatırlanmaya değer bir şey de yok!

İki yılbaşı kutlaması yapınca bunun güzelliği iki kez sarhoş olabilmek tabii ki. Bu da Washington’da çalışmanın bana getirdiği tek yarar olmalı.

Saat 16.00'da bir insanın karısına açıklama yapmadan evinde rahatça malt viskisini içebilmesinin son derce özgürleştirici olduğunu söylemeliyim.

BİR GÜNLÜĞÜNE SURİYE'Yİ UNUT

Bir ara dışarıya çıkmak zorunda kaldım. Devamlı konuştuğum bir kaynak beni arayıp Hayat Tahrir El Şam’dan bahsetmeye çalıştı. Havam farklı olduğundan ilk önce neden bahsettiğini anlamadım sonra "Yalnızca bir günlüğüne Suriye’yi unut be adam" dedim içimden sonra onu bulmak için ofisine gittim. Maalesef orada değilmiş öcümü alamadım eve döndüm. İlk malt viskimi içerken bana HTŞ’den bahseden kim olursa olsun ölür tamam mı?

Yerel saatle 17.00 olunca Amerika’ya 9 saat sonra yılbaşı saati geldiğinde içeceğim malt viski bitmiş oldu tabii ki. Bu yüzden 'whiskey' lafını bile Çince söylenmediği takdirde anlamayan bir adamın işlettiği dükkana gidip yeni şişeyi aldım.

Bu arada preseco’da da indirimler yapmış adam nedense. Çinli olduğu için preseco’nun ne olduğunu bilmiyor da olabilir. Bir şişe preseco da aldım.

2019 yılı için vaatlerim arasında birinci sırada beyaz şarap olarak düzenli Chenin Blanc içmek yer alıyor. İçki dükkanı işlettiği halde whiskey kelimesini anlamayan bir adama chenin blanc’i açıklayabilmek mümkün değilmiş bunu da anladım. O an ikinci yılbaşı kutlamamdan sonra ikinci şişe malt viskisi de bitince dönüp adamı öldürmeye de karar verdim. Ama sonra buna üşenip bunu yeni yılın baharına kadar erteledim.

MİKRO ZEVKLER YILI

Eve döndüğümde oğlumu babam ile telefonda görüşürken buldum. Babam sadece aktif kötü huylardan oluşan bir varlık olduğundan oğlumla tek başına konuşmasından korkuyorum. Çünkü tütün ve içkinin güzelliğinden cinayetin felsefi olarak doğruluğundan filan bahsedebiliyor.

Oğlanın gözünün önünde babası gibi mümtaz bir örnek varken bir de dedesinden de etkilenmesini engellemek lazım diyerek telefonu ben aldım.

Babam, "Ben bu yıl kendim için bir doğum günü partisi istiyorum" dedi. Kendisi için en son doğum gününün 1945 yılında düzenlendiğini ve onun sonunda arkadaşlarıyla  olduklarını anlattı. Bu defa pastalı bir doğum günü karakolluk kutlaması istiyormuş. Üstelik yaşını gösteren sayıda mum da konulmasın istiyormuş pastanın üstüne. Bela geliyorum demez böyle geliverir işte.

Ben, "Baba o mumların tümünü alacak kadar büyük pastayı yaptırabilsek bile bunu eve nasıl taşıyacağız bu meçhul" dedim. "Her 10 yaşın için bir sembolik mum bile koysak yine de pastaya sığmama ihtimali var. Sığdırsak bile onu üfleyerek söndürebilmek mümkün değil bunun için bir rüzgar makinesi de almak gerekebilir" dedim.

"Peki pastayı unut sadece viski içeriz" diyerek orta yolu buldu zırdeli olsa bile arada sırada makul olabiliyor.

"Şunun şurasında 8-0 yıl ömrüm kaldı zaten" diyerek sözünü bitirdi.

"22'nci yüzyılı görmeyi mi istiyor" diye korktum. Kendi yaptığım ve doğru bardakla içtiğim espresso ile balkona çıktım ve puromu içerken yeni yılda babamdan alıp başlayacağım pipoyu hayal etmeye başladım.

Yeni yılda beni mikro zevkler bekliyor makro bir şey olamayacağından mikro zevklerle yetinmek en iyisi.
 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!