Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

 

Ulusal güvenlik ve dış politika üzerine yazılar yazmak için Washington’a 2 yıl önce geldiğimde ve eskiden tanıdığım kaynakları yeniden aktive etmeye başladığımda, yönetimin hemen her kademesinde yoğun bir Erdoğan düşmanlığı olduğunu görmüştüm.

Yönetimde takıntı düzeyinde bir Erdoğan nefreti bulunuyordu.

Ülkesini seven herkesi ürkütecek, bazen irrasyonel boyutlara varabilen bir arayış vardı o dönemde.

Erdoğan’dan kurtulmak için yönetimin her biriminden öneriler akıyordu.

SUİKAST 

O günlerde CIA Başkanı olan Mike Pompeo ile cep telefonuyla konuşacak kadar yakın olan çok ünlü gazeteci arkadaşım bir sohbetimizde "Uzunca süredir suikast lafı edilmiyor birimlerde" demişti. 

Bunu duyunca hem şaşırmış hem de ürkmüştüm ve "Dediğin gibi artık konuşulmuyorsa belki akılları başlarına gelmiş olabilir" demiştim.

Gazeteci arkadaş ise "Artık konuşulmamaya başlanması sandığın gibi iyi bir gelişme olmayabilir. Bu bazı şeylerin uygunlaşmaya başlandığını, karanlık operasyonların başladığını da gösterebilir" diye konuşmuştu.

Yeni Zelanda’da teröristin eline tutuşturulan silahta ve onu için yazılan metinlerde Türkiye’nin ve Erdoğan’ın açıkça hedef gösterildiği ortaya çıkınca o karanlık günleri tekrardan hatırladım.

ERDOĞAN, ATATÜRK ÇİZGİSİNDE ANTİ-EMPERYALİZM SAVAŞI VERİYOR

Peki Amerika kendi global düzenine zarar vereceğini bildiği halde Türkiye gibi önemli bir ülkeye ve onun liderine neden neredeyse savaş açmış durumda?

Erdoğan’ın dünyanın kurulu düzenine ve arkasındaki karanlık güçlere karşı vermekte olduğu savaşı anlamadan bunu anlayabilmemiz imkansız.

Ülkemizin kurucu lideri Atatürk, parçalanan Osmanlı topraklarında yeni bir dünyanın haritaları çizilirken emperyalizme karşı güçlü ve şanlı bir savaş vermiştir. 

O savaş bitmedi, sürüyor; Atatürk’ün duruşu Erdoğan’ın şahsında ayaktadır ve güçlüdür.

21’inci yüzyılda kendilerine kontrollerinde yeni bir dünya yaratmak için uğraşan tüm karanlık güçler önlerindeki tek güçlü engelin Türkiye ve onun liderinin olduğunu görüyorlar.

Ezilen halkların vatandaşları kendi liderleri olarak Erdoğan’ı görüyor ve onu seviyorlar. Amerika’ya yaptığı her ziyarette bu insanlardan ona yönelik sevginin nasıl da büyük olduğunu görüyorum. Erdoğan’ın katıldığı toplantılara gelen çeşitli ülkelerden insanlar ona bir kez dokunmak, tek bir laf etmek için uğraşıyorlar. İçimi gururla dolduran bu manzara zaten bildiğim bir gerçeği bana tekrardan hatırlatıyor, Türkiye adaletsiz bir dünya düzenine karşı mücadele vermekte, bu düzene gerekirse tek başına karşı durmaktadır.

Atatürk’ün çizgisi budur ve bizler vatanseverlik ortak paydasında bir araya gelerek bu mücadeleyi sürdüren Erdoğan’ın arkasında tek vücut olarak durmak zorundayız. 

Bugün vatanseverliğin tanımı budur. 

Benim siyasi fikirlerim şöyle, hayat tarzım böyle diyerek, mahallelerimizin baskılarından korkarak asıl önemli olan bu gerçekleri söylemekten korkmaya ne hakkımız ne de vaktimiz var.

Bu süreçten birliğimizi bozmadan kardeşçe çıkarsak Türkiye’miz 21’inci yüzyıla kalcı damgasını vuracak ülke olacak. Buna inancım tam. 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • faikcakar 2 yıl önce bu doğru tesbiti bu gün Türkiyede büyük çogunluğa analtabilmek ikna edebilmek çok zor. Faik Çakar
    CEVAPLA