Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Amerika tarihinin en önemli seçimine neredeyse saatler kaldı.

Gerçi ben seçimde kesin sonucun bu hafta alınabileceğini düşünmesem de, ne olursa olsun, nasıl gelişme yaşanırsa yaşansın Amerika’da ve dünyada tarihin yazıldığı önemli günler içindeyiz.

Trump kaybetse de kazansa da tarihin gidişatına damga vuracak gelişmelerin olacağı kesin gibi.

*

Trump kazanırsa toplumdaki sosyal ve siyasi söylemleri dibe vurduran popülist siyasi hareketlerin yedikleri bir dizi darbeye rağmen hala daha canlılıklarını korudukları otaya çıkacak. Ve bu dünyadaki benzer popülist hareketler için umut veren bir gelişme olacak.

Trump kaybederse siyasi, sosyal/kültürel söylemleri son derce basite indirgeyerek medeni toplumun söylemlerine darbeler vuran popülist hareketlere beklenen siyasi tepkinin daha erken gelmeye başladığını anlayacağız. Bu da bu tür muhalefet hareketleri bulunan dünyanın diğer ülkeleri için de umut verici olacak.

*

Amerika ne kadar kendini içe kapatmaya çalışsa da, sadece kendi sorunları ile baş başa yaşamaya çalışsa da global dünyadaki konumu nedeniyle istemeden de olsa dünyanın ilgiyle izlemeyi sürdüreceği ve kendi gelişmeleri ile dünyayı etkilemeyi sürdürecek bir süper güç.

Bu nedenle bizler de iç sorunlarımız ile içimize kapanmaktan çıkıp Amerika’daki gelişmeleri yakından izlemeyi sürdürmeliyiz. Çünkü bizim de içimizde yaşadığımız sorunlar Amerika’daki gelişmelerden bağımsız değil, bu hiç bağımsız olmadı, yakın gelecekte de bunun olabileceği şüpheli.

*

Bu nedenle önümüzdeki günlerde Amerika’da ne tür gelişme olursa olsun Türkiye ulusal çıkarları ne gerektiriyorsa başkanlık koltuğuna oturacak kişiyle düzgün ilişkisini sürdürmeye çalışmalı. Amerikan yönetimi içinde bunu istemeyenler olsa da Türkiye onlara aldırmadan kendi sorumluğunu yerine getirmeli ve süper güç ile ilişkilerini kendi ulusal çıkarları bağlamında düzenlemeli.

*

Trump yeniden seçilirse onu tanıdığımızı sanıp, tavırlarını veri olarak kabul etmemeliyiz. Çünkü daha önce de yazdığım gibi son dönemde Türkiye’nin dış politikada yaşadığı tüm tıkanıklıkların temelinde Trump yönetiminin almış olduğu kararlar vardır. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde Trump yeniden seçilirse o nasılsa bizi anlıyor, ilişkimiz zaten iyi diye düşünmeden sanki ilişkimiz iyi değilmiş gibi gardımızı alıp politikalar üretmek gerekebilir.

Biden başkan olursa yapacağımız en büyük hata o nasılsa bize karşı diye düşünüp iki ülke arası ilişki nasılsa kötüye gidecek diye adımlar atmak olacaktır. Şunu unutmayın ki birçok durumda başkan olanların Amerikan devletinin uzun dönemli çıkarları için oluşturmuş olduğu devlet politikalarına uymaları sorumluluğu da vardır. Dolayısıyla başkanlık koltuğuna kimin oturduğu her zaman o kadar da önemli de olmayabilir, bunu da unutmamak gerekiyor.

Dediğim gibi ne olursa olsun dünya için çok önemli günlere girmekteyiz, gözümüz kulağımız ABD’de olacak önümüzdeki günlerde.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00