Oynamayan kaybeder
YENİ global düzende sadece oyun oynayarak büyüyen çocuklar başarılı olabilecek. Global dünyanın karar vericileri ancak oynamayı bilen insanların yaratıcı olabildiklerini keşfetmiş durumda. Oyun dünyasında hayalini geliştirmiş insanların yeni düzenin ihtiyacı olduğu yaratıcı düşünceyi sağlayabildiğini gören düzenin yeni karar vericileri, bu tür insanlara büyük imkânlar açmaya hazırlar. Bu Çin'de de böyle, Hindistan'da da, Amerika'da da... Türkiye'de de böyle olacak mecburen; eğer olmazsa, Türkiye oyun ruhuyla yaratıcı olabilen insanlara imkân sağlayamazsa bu yeni düzende kaybedecek.
Yeni dünyanın yeni ihtiyaçları çocuklarımızın büyütülmesinde hayal gücüne dayanan oyunun önemini artırıyor. Ne yazık ki modern dünyada oyunlar çocukların hayal gücüne fazla imkân tanımıyorlar. Yeni oyunların çoğunluğunda çocuk oyunu seyreden durumunda, deyim yerindeyse oyuna pasif katılımcı durumunda.
Özellikle el çabukluğuna dayanan elektronik oyuncaklar hem bağımlılık yaratıyor hem de çocuğun hayal gücünün gelişimine bir katkı sağlamıyor. Katkı sağlamadığı gibi hayal gücünün gelişimini engellediğini söyleyenler de var.
DANİMARKA VE ÇİN
İşin ilginci çocuğun hayal gücünü geliştiren oyunlar eski dönemlerde vardı. O günlerde oyuncak sektörü henüz bugünkü kadar gelişmiş olmadığından çocuk, derme çatma oyuncaklarla onların eksikliklerini kendi hayal dünyasıyla zenginleştirerek ve geliştirerek oynuyordu. Yani eskiden hayal gücü hayli gelişmiş insanlar buna pek ihtiyaç bulunmadığı dünyada, deyim yerindeyse imkânlar bulamayarak harcandılar. O tür oynamaya alışan beyinlerin iş ortamında da hayal gücünü kullanarak yaratıcı olacağı artık biliniyor. Bu tür insanlara artık büyük imkânlar açılabiliyor.
Bugün uzmanların bileştiği ortak düşünce, dünyada en iyi eğitim sisteminin Danimarka'da olduğu. Danimarka'da okullar çocukları yüksek düzeyde yaratıcılık içeren oyunlar oynatarak eğitiyorlar. Dünyanın neresinde iyi olan bir şey varsa onu taklit edip geliştiren Çin de Danimarka'nın eğitim sistemini kendine örnek aldı. Ve Çin de çocuklarını yüksek düzeyde yaratıcılık içeren oyunlarla eğitiyor. Matematikte zaten dünya birincilerini çıkarmakta olan Çin'de çocuklar bir de yaratıcı düşünmeye alışırlarsa o dev ekonominin ilerde neler başaracağını düşünebiliyorum. Bu müthiş potansiyel enerjiden ürkülmesi de gerekebilir.
BÜYÜKLERE GÖRE OYUNLAR
Bugün dünyamıza damgasını vurmakta olan dev şirketlerin merkezlerine gidin, oralarda yönetimlerin, çalışma saatinde çalışanların oyun oynamasına izin verdiklerini göreceksiniz. Oralarda çalışanlar şirketlerin teknolojik imkânlarını kullanarak serbestçe oyun oynadıklarında yaratıcı olabiliyorlar ve oyunlar sonucunda yaratılan bu oyunlar da şirketlere milyarlarca dolar kazandırıyor.Microsoft'un kampusunu ziyaret edin, bahçede dolaşan, kafeteryada vakit öldürüyor gibi gözüken genç insanlar göreceksiniz, ama onlar şirket çalışma saatinde serbest oynamaktalar, çünkü şirketin yönetimi büyük keşiflerin o oyun zamanında yapıldığını biliyor. Bill Gates, Steve Jobs da hayal dünyasına dayalı yaratıcı oyunlar oynayarak büyüdüler ve ancak bu sayede yaratıcı oldular. Bunu bildikleri için yaratıcı zekâya oyun zamanı serbestliği tanıyorlar.
EĞİTİM SİSTEMİMİZ
Bizim eğitim sistemimizde son yıllarda büyük atılımlar yapılıyor, ama hayal gücüne dayalı oyun meselesine fazla önem verdiğimizi tahmin etmiyorum. Eğitim sistemimizde sıkı kurallar var. Temel eğitim iyi veriliyor ama yeni yetişen beyinlere hayal kurma imkânı ne kadar tanınıyor, onun beyni hayal kurmak ve yaratıcı risk almak açısından ne kadar serbest bırakılıyor bundan emin değilim.
Yeni dünyada yeni global düzende ön plana çıkmak isteyen tüm ülkelere bakın, onların hepsi eğitimin çok önemli olduğunu vurguladıktan sonra o eğitimin de yaratıcılığı geliştiren oyun temelli olmasına önem veriyorlar.
Bizde yeni uygulamaya konulan FATİH projesi, öğrencileri yaratıcı olmaya itecek önemli bir adımdır. Çocuklar o aletleri kullanarak araştırmaya, sorgulamaya ve yaratıcı fikir üretmeye yönelecekler.
Ancak konunun yeri geldiğinde hep söylüyorum, inşallah ideolojik kaygılar gereği o genç beyinler dindar olsunlar diye yönlendirilmezler; çünkü dindarlığın insana ne kadar yaratıcılık imkânı tanıdığı şüphelidir.
İyi gelişmeler yaptıran Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer eğitim sisteminde hayal gücünü geliştiren yaratıcı oyuna da yer verdirirse o çocukların global dünyada Türkiye'nin kendisine iyi bir yer bulmasına öncülük edeceklerine emin olabiliriz.
Steve Jobs
STEVE Jobs da çok oyuncu bir çocuktu, bu âdetini üniversite yıllarına da taşıdı. Üniversitenin ilk yıllarında aldığı derslerin hiçbirisinin kendisine bir şey katamadığını görünce zorlukla ödediği paraları yakarak derslerin hepsini bıraktı. Boş gezmeye başladı. Okuduğu Reed College ülkede en iyi kaligrafi derslerini veren okuldu. Bu Steve Jobs'un dikkatini çekti ve kayıt olmadan dışardan kaligrafi kurslarına katılmaya başladı. Bunu sadece hobi olsun diye bir tür oyun olarak yapıyordu.
Sonra ne oldu biliyor musunuz? İlk Macintosh'u planlarken Steve Jobs eski kaligrafi bilgisi sayesinde mac'lerde en iyi font sistemlerinin olmasını sağladı ve bugün dünyada hangi gazeteye giderseniz gidin, gazetelerin dergilerin Macintosh'larla yapılması işte bu nedenledir. Gördüğünüz gibi hiçbir oyun hiçbir hobi iyi yönlendirildiği takdirde boşa gitmiyor.
Google kuralı
GOOGLE şirketinde yüzde 20 kuralı diye bir şey var. Şirket çalışma saatlerinin yüzde 20'sini serbest oyun zamanı olarak düzenlemiş. Burada çalışanlar o saatlerde hayallerini serbest bırakıyorlar ve teknolojiyi kullanarak çeşitli hayaller kuruyor, oyunlar oynuyorlar. Bunun sayesinde ortaya çıkan ürünlerden bazıları ise Gmail, Google News ve Google Talk. Hepsi yatatıcı oyunlar sürecinde bulunmuş sistemler.
Guangdon bölgesi
ÇİN'deki Guangdong bölgesinde bugün 5 binden fazla oyuncak fabrikası var. 2000 yılında Çin dünya oyuncak üretiminin yüzde 30'unu karşılıyordu. Beş yıl sonra bu oran yüzde 85'e çıktı. Şimdi ise oran yüzde 90'ı aşmış olmalı. (Bu bilgiler, "The Elephant and the Dragon" adlı kitaptan. Yazarı Robyn Meredith kitapta Çin ve Hindistan'ın ekonomik modellerini karşılaştırıyor.)