SİLİVRİ süreci, dün yazdığım gibi Türkiye'nin büyük olma hayallerini engellemeye başlamakla kalmadı, aynı zamanda Gülen Cemaati'ne de büyük zarar veriyor.
Ne yazık ki Silivri sürecinin cemaat tarafından yönetilip yönlendirildiği yolunda bir izlenim yaratıldı. Gerçeklikle hiçbir alakası olmasa da bazen toplumlarda izlenimler, gerçeğin yerine geçebiliyor, sanki gerçekmiş gibi değerlendirilebiliyor.
Ve bu durum, topluma hep barış sinyalleri vermiş ve bu barış için çalışan, "iyilikten başka bir şey düşünmemeleri" öğretilen insanlardan oluşan bu harekete büyük zarar veriyor.
Ben bir şans ve tesadüfler sonucunda Fethullah Gülen ile tanışıp konuşma imkânını buldum. Onun, kendisine düşman insanlara bile haksızlık yapılmasına karşı çıkacağını, eğer yine de haksızlık yapılırsa çok üzüleceğini ve bunu kendine dert edeceğini düşünüyorum.

SİLİVRİ, KORKU VE NEFRET YARATIYOR
Bu toplumda Fethullah Gülen'e geçmişte büyük haksızlıklar yapıldı ve bunda "Ergenekon zihniyetinin" de
büyük rolü olduğunu tahmin ediyorum. Buna rağmen Fethullah Gülen, bu zihniyetten olmakla suçlanan insanlara haksızlıklar yapılmasına ve acı çekmelerine gönül rahatlığıyla destek veremez.
Dolayısıyla ülkede yaratılan izlenim nedeniyle Silivri sürecinde cemaatin rolü olduğu fikri, tahmin ediyorum ki Fethullah Gülen'i olağanüstü rahatsız ediyordur.
Açıkçası bu beni çok rahatsız etmeye başladı; çünkü yeni Türkiye'deki dinamikleri belirleme açısından Gülen Cemaati'nin hayli aktif rol oynayacağını düşünüyorum. Bu yüzden bu cemaat doğru anlaşılmalı ve tanınmalı. Silivri süreciyle yaratılan izlenim, bu doğru tanınma işini tamamen sabote ediyor. Toplumda haksız korkular yaratılıyor ve bilgisiz her insanın yaptığı gibi, insanlar bilmediklerini öğrenmeye zahmet etmedikleri bir hareketten korkuyorlar ya da nefret etmeye başlıyorlar.
Anlayacağınız Silivri süreci, toplumda sayıları hiç de az olmayan makul insanın, normalde cemaati çok iyi anlayıp güzel bir diyalog kurabilecekken şimdi ondan korkmaya başlamalarıyla sonuçlandı.
Ben bu sürecin bilinçli bir şekilde dışında kaldım. Uzun süredir cemaati tanıyıp anlamayı ve onu gördüğüm, öğrendiğim gibi anlatmayı kendime görev bildim.
Bunun cemaatin dışından bir insanın yapmasının Türkiye şartlarında önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü bugün Türkiye'de her türlü dışarıdan insanların yaratacağı diyaloglara ihtiyacımız var. Yani seküler olmayan bir dindar, seküler insanları dışarıdan anlamaya, diyaloğa girmeye çalışacak ve benim gibi dindar olmayan insanlar da dindarları dostça, derinliğine anlamaya, öğrenmeye uğraşacak ve diyalog kanallarını açık tutacak.

DİYALOG YOLLARIYLA DÖŞEYELİM TÜRKİYE'Yİ
Yeni Türkiye'miz, bu tür hayatımızın her alanına döşenen diyalog yolları üzerine kurulacak. Nasıl ki cumhuriyetin kuruluş yıllarında ülkeyi demiryollarıyla ördüysek, şimdi de diyalog yollarıyla öreceğiz ve büyün yolları daima açık tutmaya uğraşacağız.
Silivri süreci bu yolları tıkıyor. Yeni Türkiye'nin en önemli diyalog yollarından bir tanesini inşa edebilecek ve etmeye de başlamış Gülen Cemaati'nin bu önemli yolunu Silivri süreci tıkamaya başladı.
Bunun zararı bütün Türkiye'ye oluyor ve güzel olabilecek geleceğimize darbe vuruyor artık.
Ben hayatımı yüzeysel ve yalan izlenimlere göre yaşamaya tamamen kapadığımdan, Gülen Cemaati'ni uzun zamandır tanımak ve öğrenmek için uğraşıyorum.

İZLENİM YANLIŞTIR
Bunu okuyarak da yaptım, sohbet ederek de. Sonunda gördüm ki Silivri süreciyle ilgili yaratılan izlenim baştan aşağıya yanlıştır.
Peki ama Silivri sürecini uygulamaya koyanlar arasında cemaate yakın insanlar hiç mi yoktur? Muhakkak vardır, hayatın her alanında olduğu gibi. Gençliğinde cemaatten büyük iyilik görmüş bir insan, meslek hayatının bir aşamasında cemaate düşman olarak gördüğü insanlardan hesap sormayı düşünmüş olabilir tabii ki. Bu insani ve anlaşılabilir bir tavırdır, ama bu tavrın maalesef başka insanlar için ağır sonuçları olmuştur ve olmaktadır.
Silivri sürecinde yapılan ve yapılmakta olan yanlışları, haksızlıkları artık bir an önce bitirmeliyiz. Hepimizin binbir güçlükle kurduğu diyalog yolları, Silivri nedeniyle artık tehlikede, buna izin vermemeliyiz.
Türkiye bunu bizden bekliyor ve talep ediyor. Ben Türkiye'nin çok güzel olabilecek geleceği için ve diyalog yollarından en büyüğünü inşa etmeye başlamış olan Gülen hareketinin de geleceği için bunu talep ediyorum ve iki gündür bu konuyu işte bu yüzden işledim.

***

Oscar Çöllerde

BENDE çizgi film takıntısı var. Saatlerce izlerim ve film tercihim de son zamanlarda artık bu yönde olmaya başladı.
Bütün karakterlerden haberdar olduğumu sanıyordum. Sürprizler artık olmaz diyordum. Ama geçenlerde "Oscar Çöllerde" diye bir yeni diziye rastladım ve anında müptelası oldum.
Beni çok güldürüyor Oscar ve arkadaşları. Bu karakterin oyuncağını maalesef bulamadım. Bulsaydım alıp koyacaktım masamın üstüne yeni kahramanımı. Oscar'ı Minika kanalında izleyebilirsiniz. (Digiturk 1 70'inci kanal.)

***

Votka öldürebilir

TÜRKİYE'de üretilen votka şişelerinin kapaklarında bir imalat hatası var galiba. Yeni şişeleri her açışımda neredeyse ölüm tehlikesi geçiriyorum.
İki elim de ağır bir kaza geçirmişim gibi yara bereyle doldu.
Acılarımı daha sonra birkaç dubleyle unutuyorum tabii ki ama bu bana yapılan haksızlığı da affetmem anlamına gelmiyor.

***

Galiba seks konuşacağız

YARIN yayınlanacak "Alt Üst Muhabbetler" programında galiba seks konuşacağız. Bunun benim açımdan bir sakıncası yok, ama konuyu konuşmam için hatırlamam da gerekti ve bu yüzden seks nedir, ne değildir bu konuda hayli yoğun okumak zorunda kaldım.
Bu arada sadece unutmaktan değil, baştan beri bazı şeyleri tam bilmediğimi de şimdi anladım.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!