Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

 

GEÇENLERDE okurlarımdan Cenk Girginol’dan bir e-posta aldım. Mesajında ilgimi çekeceğini düşündüğü kitabını bana nasıl ulaştırabileceğini soruyordu.

Birkaç gün sonra masamdaydı ‘Topraktan Fincana Kahve’ adlı kitap.

Türkiye’nin ilk ve tek kahve biyografi kitabıymış.

Yaklaşık 14 senedir kahve sektörünün içinde bulunan Cenk Bey, bırakın meraklısını, öylesine kahve içeni bile bilinçlendirmek için yazmış bu kitabı.

Kahvenin yetişmesinden fincandaki haline, hatta dudağımıza değip midemize girdiği ana kadar birçok şeyi çok detaylı bir şekilde anlatmış kitabında.

Emeğinin karşılığını önce Fransa’dan almış. Gourmand World Cookbook Awards tarafından en iyi kahve kitabı ödülüne layık görülmüş.

Ardından Best in the World yarışması için seçilen 8 adaydan biri olmuş. Geçtiğimiz ay 7 ülkeyi geride bırakarak 2017 yılının Best in the World ödülünü almış ve ‘Catalogue Gourmand’a girmeye hak kazanmış bu kitap.

Cenk Bey haklı bir gurur yaşıyor şu sıralar. Hem kendi, hem de ülkesi adına.

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yeme-içme ve gastronomi yükselen trend son yıllarda. Kitabının ülkemizde üçüncü baskısının çıkıyor olması ve İngilizce’sinin yurtdışında satışa sunuluyor olması bunun en büyük göstergesi.

Özellikle kahve meraklılarına ‘Topraktan Fincana Kahve’ kitabını okumalarını tavsiye ederim.

 

Bu paylaşımlara kananlar var mı?

BAHSETTİĞİM sosyal medya paylaşımları karşılığında mekânlardan ve firmalardan kazanç sağlayan Instagram’cılar.

Ortalık sözde işinin ehli bu yeni yetmelerden geçilmez oldu resmen.

Yıllardır bilişim sektöründe çalışmış bir beyaz yakalının bir anda nasıl ‘gurme’ye ya da senelerce pazarlama yapmış bir gencin anında ‘seyahat gurusu’na dönüşmesine aklım bir türlü ermiyor.

Bir de bunlara inanıp, davet edip, üstüne para veren mekân ve firma sahiplerine…

Olay şöyle gelişiyor.

Diyelim adamın 100 bin küsur takipçisi var. (Çoğunun bu kadar takipçiye nasıl ulaştığı malum zaten.)

Çağırıyorlar bizimkini Etiler’e bir mekâna ya da Bodrum’a bir otele… O da yediğini içtiğini, yaptığını ettiğini paylaşıyor sosyal medyasında.

Derken anında gelmeye başlıyor o çok beklenen ‘beğeni’ler.

Adam gururlu. Firma mutlu. Peki ya sonra?

İşte bahsettiğim kandırmaca da bundan sonra başlıyor.

O anlık ‘beğeni’lerin devamı gelmiyor ve artmaya başlayan takipçilerin sayısı da zamanla düşmeye başlıyor. Çünkü paylaşımı ‘beğenenler’ bilgisayar programları ya da Etiler ya da Bodrum’la alakası olmayan bir zümre.

Yani kof bir tanıtım yapılan.

Ancak ne yazık ki ne kandıranın ne de kananın sonu gelecek gibi görünüyor.

 

Alışık olmadığımız bir ‘business anne’

YILLAR önce de yazmıştım, yaz sezonunda artan talep yüzünden business sınıfı 10’uncu sıralara kadar uzayan Bodrum ve Dalaman uçaklarındaki anne-baba, çocuk ve bakıcılarla ilgili gözlemlerimi.

Bu çocuklar oldukça şımarıktır. Anne-baba ve bakıcıları da bu durumlarına müsamaha gösterirler.

Örneğin bu çocuklardan biri arkanıza denk gelirse sırtınıza seri tekmeler yemeniz kaçınılmazdır. Bir de sesi sonuna kadar açık Ipad’lerden gelen biyonik sesler. Bağıra çağıra sordukları sorulara ve zamansız isteklerine de hazır olmalısınız.

Geçenlerde anne babası önceden arkama yerleşmiş bir çocuk bakıcısıyla girdi Bodrum uçağına. Ancak çocuk körükte düşmüştü ve dudağı kanıyordu.

Annesi hemen çocuğu bakıcıdan alarak yanına oturttu ve onu “Düşmek oyunun bir parçasıdır” diyerek yatıştırdı. Hostesin getirdiği buzu dudağına değdirmek istemeyen oğlunu “Buz yalamak eğlencelidir” diyerek ikna etti. Business çocuklarının diline pelesenk ettikleri İngilizce şarkılar yerine “Karga karga gak dedi” ve “Ali babanın bir çiftliği var” gibi çocuk şarkıları söyletti ona.

İnişe geçtiğimizde oyuncakları ona toplattı. “Perdeler neden açılıyor” ya da “Koltuk niye dik hale getiriliyor” gibi sorularına bir yetişkine verirmiş gibi cevaplar verdi.

İnerken yol boyu kulak misafiri olduğum bu sıra dışı business annenin Nil Karaibrahimgil olduğunu gördüm.

Buna hiç şaşırdım mı? Hayır!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!