ORTAKÖY Banyan ve Çeşme Kydonia'nın sahibesi Aslı Durkan Pasinli'ye Kuruçeşme'de ki yeni mekânı İncirli Şaraphane'nin kapısından girdiğim anda ettiğim ilk laf, inanın "Merhaba" falan değil; resmen "Tebrikler"oldu. Bir ilk olarak 20 şarap markasının adeta bir şarap fuarındaymışçasına hem satışlarının hem de tadımlarının yapılabildiği bu dev mekânı İstanbul'a kazandırdığı için. Gece boyunca da sık sık tekrarladım aynı cümleyi. NİYE mi?
Daha mekânın otoparkının girişinde bulunan jeneratörün etrafını bitkilerle kapatacak kadar duyarlı olduğu...
Park alanını genişletmek adına zaten dertli bir ağaç olan dev incir ağacını, budamak hatta kesmek yerine, ocağında dikili kalmasını tercih edip, bir de üstüne üstlük adını mekânına verdiği...
Gelişte ve gidişte çok alışık olmadığımız üslupta "Saygılar efendim" diyen kibar bir valeye sahip olduğu...
Sektöre ve müşterisine güvenip de "Çok para harcadım, varım yoğum burada resmen; umarım mahçup olmam" diyecek kadar mert olduğu...
Gecenin geç saatlerinin değil, iş çıkışlarının seviyeli sosyalleşmelerine ev sahipliği yaptığı...
Raf fiyatının 3-4 misli yerine, market rafındaki şişe fiyatı ne kadarsa o fiyata şişe açtığı...
Herkesin aksine İstanbul'da gezen bir avuç insan yerine; kaliteli bir ortamda, Pata Negra gibi nadide bir şarküteriyi, Manchego peyniri gibi iyi bir peyniri, tapa'dan çok hoşlanmayan biri olarak lezzetli bulduğum tapas çeşitlerini çok uygun fiyatlara sunarak kapılarını herkese açtığı...
Personelinin "mıh" gibi, masalarının ve set-up'ının da etkileyici bir nizamla neredeyse "şakül"ü alınmışcasına hizada olmasını sağladığı İÇİN!

 

Beyaz Tavşan Salonu

TÜM dünyada da bizim ülkede de ağzına Jack Daniel’s’tan başka bir viski koymayanların sayısının ne denli çok olduğunu hatta son yıllarda en trendi içkilerin arasında olduğunu gayet iyi bilmeme rağmen, ben bu grubun bir üyesi olamadım bir türlü.
Ancak içimini sevmesem de üretimini, distilasyonunu ve hikâyesini iyi bilirim. Hatta bourbon viski statüsünde olduğunu sananlarla olan savaşında kullandığı ‘This is not a bourbon. This is Tennessee’ mottosuna da bayılırım.
Ancak bilmediğim bir şey öğrendim geçenlerde ve bilmeyenlerle paylaşayım dedim;
Jack Daniel, Tennessee’ ye gelen ziyaretçileri, ‘Beyaz Tavşan Salonu’ manasına gelen ‘White Rabbit Saloon’ adındaki bir salon a ağır ar, sohbetler eder ve viski ikram edermiş. 120’nci yılını kutlayan marka bu salonu ve sohbetleri yâd etmek adına, bu yıla özel limitli sayıda ‘White Rabbit Saloon 120th Anniversary’ şişesini tasarlamış.
Bu aralar çok moda olan özel ve tasarım şişelerin takipçisi ya da kolleksiyoneri iseniz bu şişeyi kaçırmayın derim.

 

Zarftan Kara Şimşek çıktı

EL yordamıyla anladığım kadarıyla masama gelen zarfın içinde bir dosya vardı. Ama ne dosya! Kapağını açınca bir otomobilin ön göğsüyle karşılaştığınız bir dosya bu. Yani sürücü koltuğuna oturduğunuzda ne görüyorsanız öyle. Direksiyon, kadranlar, vites, sinyal kolları, düğmeler falan. Tabii radyo da.
Birkaç saniye sonra o radyonun ekranında "Hello" yazmasının ardından başlıyor bu araba Kara Şimşek gibi konuşmaya hem de Nejat İşler'in sesiyle!
Bana "Selam Sermet. Nasıl gidiyor gazetede işler?" diye soruyor. Sonra uzaklara kaçmayı, yiyip, içmeyi teklif ediyor, masaj randevumu bile aldığını söylüyor. Yoğrulmaktan tutun da , yemeyi içmeyi sevdiğime kadar her şeyimi biliyor bu Kara Şimşek. Hatta yapmayı bıraktığım spordan, kırmızı pantolonuma kadar.
Nejat İşler'in beni kaçırma teklifinin ardından; ekranda yeni Clio'nun reklam filmi başlıyor. Film bitince de "Bye Bye" deyip kapanıyor radyonun ekranı.
Kimin fikriyse, kimlerin emeği geçtiyse, bugüne kadar zarftan çıkardığım en "kişiye özel dikim" dosyaydı. Bravo Renault Türkiye ailesine! Hiç atmam. Ömür boyu saklarım. Şu an da yaptığım gibi açıp açıp, tekrar dinler ve izler, tekrar tekrar da dinletir ve izletirim ben bu dosyayı.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!