Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Garanti Bankası, KAGİDER ve Ekonomist Dergisi'nin bu yıl 6'ncısı düzenlenen kadın girişimciler yarışmasına katılan adayların iş kolları; alışılageldiği gibi gıda ve tekstil üzerine yoğunlaşmadı. Genetik, dijital medya, yalıtım, güneş enerjisi gibi yeni ekonomilere yatırım yapıyorlar.

        Önemsiz bulduğum için söylemiyorum ama yıllardır takıcı, mantıcı, gelinlikçi gibi evde uzmanlaşılan alanların kadınlar tarafından "iş" haline dönüşmesine tanık olurum.

        Nakliyeci, madenci, duvarcı, balıkçı gibi erkek ağırlıklı işkollarını geçtim; artık katma değeri yüksek, küresel iş alanlarına yönelip, dış pazarlara açılıyorlar.

        "Doktor oldum; hastanede; mühendis oldum, firmada çalışayım" vizyonunu aşıp, "Bildiğim işte fark yaratayım" diyenler geliyor...

        Medyada da; kadın girişimciliği konusu geleneksel işlerden ekonomik değer yaratmakla sınırlı göründüğünden, "pozitif ayrımcılık" konusu olmaktan öte geçemiyor; birkaç kadın yazarın ilgisi ile sınırlı kalıyordu.

        Size baştan söylüyorum; önceki günkü elemelerde eğer erkek yazarlar olsaydı, ağızları açık kalırdı!

        BİR ŞİRKETTEN ÜÇ 'BİRİNCİ' ÇIKTI

        Bundan sonra "girişimci kadın yarışmaları" jürilerine; akademisyenlerden ve farklı sektörlerden katılımın sağlanması gerekecek. Zira kullandıkları kavramlara çoğumuz yabancı kaldık!

        Benim de aralarında yer aldığım jürinin tek akademisyen üyesi, ODTÜ Kadın Çalışmaları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yıldız Ecevit'ti.

        Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcılarından Nafiz Karadere ve meslektaşı Pınar Eczacıbaşı, KAGİDER Başkanı Gülden Türktan, 2011 'in "Yılın Kadın Girişimcisi" Zeynep Rüstemoğlu, Capital ve Ekonomist dergilerinin Yayın Yönetmeni Rauf Ateş ile birlikte, yarışmacılardan daha fazla ter döktüğümüzü itiraf edebilirim.

        Yarışmanın ilk yapıldığı 2007 yılında 128 başvuru varken, bu sayının 2012'de 6000'e ulaşması bile elemenin ne kadar zorlaştığını gösteriyor.

        Bir haberci olarak iddia ediyorum ki; önceki gün dinlediğimiz 15 kadın girişimcinin her biri, ekonomi sayfalarına manşet olmayı hak eden işler yapmışlar.

        İlginç bir rastlantıdan başlayayım dilerseniz.

        Big Chefs'in sahibi Gamze Cizreli, Kuki ve Cafemiz'in sahibi Ebru Kılıç ile Rüstemoğlu aynı yarışmanın son üç yılının birincileri oldular.

        Bu üçlünün ortak özelliği ise Ankara'da Nurol Holding kuruluşlarından FNSS Savunma Sistemleri'nde işe başlamış olmaları...

        İçlerinden yalnızca Rüstemoğlu bu firmadaki deneyimini işine aktarıyor ve tanklara yangın söndürücü yerleştiriyor. Yeni yönetmelikle artık tüm kitlesel ulaşım araçlarına bu aletlerin takılması zorunlu hale geliyor ve tabii Rüstemoğlu'nun büyüme potansiyeli de artıyor.

        Yarışmadaki izlenimlerimden başlıklar sıralamayı sürdürmek istiyorum.

        ANKARA'YA 100 SAAT KULESİ

        "Eteğinin altına şalvar giyen" bir genç kız olarak Ardahan'dan Bursa'ya gelin geldiğini anlatan Nurcan Özdemir, 5 yıl önce kurduğu EPSA Yalıtım Ambalaj Yapı Kimyasalları ile piyasa oyuncuları arasına katılıyor.

        Yasemin Kalya, "Mardin taş" patentini alıp, Kanada'ya ihraç ediyor. Mardin'de taş ocağı işletiyor. Çerkezköy Meydanı'ndaki saat kulesinin taşını Mardin'den gönderiyor. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'ten aldığı 100 saat kulesi teklifi üzerinde çalışıyor.

        Ankara zamana ayak uydurmaya karar vermiş!!!

        Kalya'nın öyküsünde Mardin'de açılan Sabancı Müzesi'nin payı çok büyük. Zira müzeye 250 bin liralık taş satarak, ilk sermaye birikimini sağlıyor.

        Adaylar içinde eğitimi ile beni etkileyen kadın girişimci ise Dr. Gülay Öner Özgön oldu. Nesiller Genetik Laboratuvarı'nı kuran Dr.Özgön, hamileliğin 6'ncı haftasından itibaren DNA ile kimliklendirme yapıyor.

        DİYARBAKIR'A 'TOHUM' EKİYOR

        Enerji sektöründe çalışan ve uluslararası alanda akredite bir kuruluş olan LTV Test Laboratuvarı'nın sahibi Başak Arslanlı da Özgön gibi "yüksek eğitimli" adaylardandı ve söylediği şu cümle çok önemliydi: "Türkiye'ye Üçüncü Dünya Ülkesi muamelesi yapıp, geri teknolojileri kabul ettirmek istiyorlar."

        Begüm Buğdaycı Açıkol, Kobay Deney Hayvanları Laboratuvarı'nı kuruyor ve Ortadoğu'nun bu alanda Ar-Ge üssü olmayı hedefliyor.

        Hangi birini anlatsam... Figen Dalkıran kurduğu Selektif Teknoloji şirketi ile güneş enerjisini yüksek verimde kullanacak çözümler üretiyor.

        Lütfiye Yurdum Çağatay, Diyarbakır'da hem "sosyal girişimcilik" alanında fark yaratıyor, hem de kurduğu Lidea Gıda şirketinin ürettiği sebze salatalarını "Niş" markası ile marketlere sokarken, "Seboş" markası ile de yerli tohumculuk kültürünü geliştiriyor.

        "Kocam ölmüştü, kaynanam dövmüştü, mahalle dışlamıştı" öyküleri hâlâ bir gerçeklik de olsa, dinlediğimiz girişimcilik deneyimleri Türkiye'nin dinamik yüzüne ayna tutuyor.

        Diğer Yazılar