Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Kanyon İş Merkezi'nin en üstten ikinci katında, Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Eczacıbaşı'nın yalın bir zevkle döşenmiş, çağdaş ve geleneksel sanat objelerin yedirildiği odası; belki de İstanbul'un en büyük penceresi. Kent durduğunuz yerden 180 derecelik bir açıyla kesintisiz olarak panoramik tablo gibi sizi sarıyor.
Bilişim dünyasının "kontu" Eczacıbaşı da doğal olanı yapıyor ve her gün yeşilin biraz daha yok edildiği ve gökyüzüne saplanan kulelere bir yenisinin eklendiği bu "evrende", İstanbul un ulaşım sorununu merkeze alıyor.
Bireysel çözümünü çoktan beridir bulmuş. Hafta içinde arabasız hareket ediyor. Evinden işine metro ile gidip geliyor; hafta sonları da taksi kullanıyor.
Eczacıbaşı, 1995 yılında kurulan Türkiye Bilişim Vakfı'nın (TBV) kurucu başkanı ve mesaisinin önemli bir bölümünü, bilgi iletişim teknolojilerine (BİT) ayırıyor. Son olarak üzerinde çalıştığı konu da işte bu odadan izlediği İstanbul un trafik ve ulaşım sorunu.
Avrupa Birliği, AR-GE ve inovasyon konularında danışmanlık yapan TAGES Endüstri ve Bilgi Teknolojileri Araştırma Geliştirme Uygulama Şirketi'nin CEO'su Leyla Arsan da toplantımıza katılıyor.
ODTÜ İstatistik eğitimli Arsan'ın "Ölçülemeyen bilgi kontrolümüzde değildir" hatırlatması, yaptıkları yeni çalışmanın anahtar cümlesi...
Bu yılın başında TBV, Sabancı Üniversitesi ile TÜBİSAD işbirliği ve TAGES'in desteğiyle İstanbul Kalkınma Ajansı'ndan (İSTKA) 436 bin lira destek alınarak "İstanbul Bilgi Toplumu İzleme Grubu" (İBİTİG) kuruldu. 10 Temmuz da düzenlenecek "İstanbul'da Dijital Gündem" panelinde topladıkları veriler ve ortaya koydukları çözüm önerileri "Rekabetçi ve Yenilikçi Bir Kent: İstanbul'da Bilgi ve İletişim Teknolojileri ile Kalkınma" raporunu açıklayacaklar.
Raporun en önemli ayağını "İstanbul'da Akıllı Ulaşım" önerileri oluşturuyor.
Eczacıbaşı'nın "akıllı ulaşım" kavramına duyulan ihtiyacı anlatması için en uygun zamanlama...
Ulaşımını çok büyük oranda karayolu trafiğiyle sağlayan İstanbul da, işin içine başka faktörler de karışınca (okullar açıldı, köprü kapandı, tören düzenlendi, kaza oldu, protokol geçti vs... ) ulaşım felç oluyor. Köprülerin bakım ve onarıma alındığı 18 Haziran Pazartesi günü kilitlenen İstanbul ulaşımını anımsatan Eczacıbaşı, "İstanbul'da ulaşım sorunu, şehrin en yaşamsal sorunudur" iddiasının haklı çıktığını vurguluyor.
İstanbul'un ulaşım sorununun geldiği boyut konusunda kamu ve özel ayrımı yapılmaksızın herkes aynı fikirde. Çözüm önerileri ve eylem planına ihtiyaç var. Bu noktada devreye girdiklerini belirten Eczacıbaşı önce İstanbul'un küresel anlamda ne kadar rekabetçi olduğu sorusuna yanıt arıyor.
Birbiri ardına sıraladığı İstanbul verileri şöyle:
Küresel Finans Merkezleri 2012 İndeksi'ne göre 77 şehir arasında 61 'inci sırada. Küresel Şehirler 2012 İndeksi'ne göre 66 şehir arasında 37'nci sırada. İnovasyon Kentleri Dünya 2011 listesinde 125 şehir arasında 89'uncu ve İnovasyon Kentleri Avrupa 2011 listesinde de 60 şehir arasında 51 'inci sırada yer alıyor.
Kentlerin artık fabrika bacalarıyla ve işçi nüfusuyla değil, yaratıcı kültür (ve bunun içinde BİT de yer alıyor) üretim niteliği ve niceliğiyle ölçüldüğünü söyleyen Eczacıbaşı, Türkiye genelinde elde edilen kârın yüzde 53'ünü alan İstanbul'un istihdamdaki payının yüzde 32.5, toplam araştırma-geliştirme harcamalarındaki payının ise yüzde 37 olduğunu ifade ediyor.

 

Finans merkezi yapılandırılıyor

Değişmesi arzu edilen tablo net: Economist Intelligence Unit (EIU) tarafından Citigroup için yapılan "Küresel Şehirler Rekabetçilik İndeksi"nde İstanbul, 120 ülke içinde 74'üncü sırada.
Sonuç olarak İstanbul'un finans merkezi olması yolundaki en büyük engelin "ulaşım" olduğuna karar veren hükümet, "Ulusal Akıllı Ulaşım Sistemleri Stratejisi ve Eylem Planı" hazırlamak için 25 Mayıs'ta bir çalıştay düzenledi.
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım'ın bu çalıştayda ifade ettiği "Kaliteli yolların yanında, elektronik sistemlerle akıllandırılmış yollara da ihtiyaç var" sözleri, bilişim sektörüne vazife çıkarıyor.
Sektör yaptıkları ölçüm ve değerlendirme çalışmalarıyla, İstanbul un aklına "inovasyon ve bilişim teknolojilerini" sokuyor!
Dolma akılla bir iş becerilemez. Burada önemli olan sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin bilimsel çalışmalarla ortaya çıkardığı çözüm önerilerine, aklı yatacak ve iş geliştirecek bir özel ve kamu işbirliğinin oluşması.
Türkiye'nin öyle pek ARGE meraklısı olmadığını biliyoruz, OECD ülkeleri içinde araştırma-geliştirme harcamalarının GSYİH'ye oranı 2008 verilerine göre ortalama yüzde 2.33 olurken, Türkiye de bu oran
2004 yılından 2008 yılına kadar ancak yüzde 0.52'den 0.84'e yükselmiş.
Aslına bakarsanız bize "Akıllı ol" demek düşüyor!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!