Daha geçtiğimiz hafta evinin önünde sopalarla saldırıya uğrayan gazeteci Yavuz Selim Demirağ şokunu atlatamadan önceki gün benzer başka bir saldırı yaşandı.

Gazeteci-Yazar Sabahattin Önkibar da tıpkı Demirağ gibi Ankara’daki evinin yakınlarında pusu kurup bekleyen 3 kişi tarafından yumruklu şiddete maruz kaldı.

Dün Gazeteciler Sendikası Twitter hesabından yaptığı paylaşımda gazetecilere son iki haftada beşinci saldırının gerçekleştiğini duyurdu.

Öncelikle Sabahattin Bey’e büyük geçmiş olsun diliyorum.

Anlattığına göre eğer saldırıyı görüp de müdahale eden o duyarlı esnaf olmasaymış daha ağır bir darbe alabilirmiş.

O da Yavuz Selim Demirağ gibi ucuz atlatmış çok şükür ama ya atlatamasaydı!

Ya bu olay başka türlü sonuçlansaydı!

Neler olurdu ülkede düşünebiliyor musunuz?

Söyleyeyim...

90’lı yılların yeni sürümü başlatılmış olurdu.

Hatırlayın lütfen...

Hatırlamıyorsanız da girin bakın arşivlere…

Böyle başlamıştı işte o karanlık dönemdeki seri gazeteci cinayetleri de!

Önce mafyöz yöntemlerle tehdit ediliyordu gazeteciler…

Korkusundan susan susuyordu… Susmayan, tehditlere aldırış etmeyenler ise hunharca katlediliyordu.

İlk katliam Hürriyet’in Genel Yayın Yönetmeni Çetin Emeç’le başlamıştı.

7 Mart 1990‘da işine gitmek üzere İstanbul, Suadiye‘deki evinden çıktığı sırada şoförü ile birlikte öldürüldü rahmetli.

Hemen ardından da Turan Dursun…

Eski bir vaiz, imam olan Dursun da 4 Eylül 1990 tarihinde İstanbul, Koşuyolu'ndaki evine giderken katledildi.

24 Ocak 1993’te arabasına yerleştirilen bombayla öldürülen Cumhuriyet Yazarı Uğur Mumcu’nun arabasının evinin önünde olduğunu hatırlatmama gerek yok sanırım.

“Karanlık yıllar” yani “90’lı yıllar” olarak bilinen, anılan o dönemin son cinayeti ise Ahmet Taner Kışlalı oldu.

Kışlalı da, 21 Ekim 1999’da Çayyolu Engürü Sitesi‘ndeki evinin önünde uğradığı bombalı saldırıyla hayatını kaybetti.

Tabii o dönem içerisinde katledilen gazeteci sayısı sadece saydığım bu 4 isim değildi.

Bu isimler kamuoyunun yakından bildiği tanıdığı isimler…

Bir de adları duyulmamış, ancak o karanlık dönemin kirli pasaklı ilişkilerini, askeri vesayeti arkasına alanların yaptığı zulmü, faşizan uygulamaları dünyaya haber etmek için kelle koltukta görev yapan gazeteciler vardı.

Ve çoğunluğu Doğu ve Güneydoğu’da görev yapan o gazetecilerle birlikte 90’lı yıllar olarak anılan o 9 yıl boyunca öldürülen gazeteci sayısı kaç biliyor musunuz?

Tamı tamına 37! (Kaynak: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti)

Velhasıl… Hiç istemezdim elbette sizlere o dönemi yeniden hatırlatmayı ancak son günlerde gazetecilere yönelik sıklaşan saldırılar o kadar ürkütmeye başladı ki...

Bu hatırlatmayı yapmak zorunda kaldım.

Umarım Sabahattin Önkibar’a karşı yapılan saldırı son saldırı olur.

Ve umarım devlet; “Sevmediğin, beğenmediğin, fikirlerine katılmadığın gazeteciyi yumruklama” işinin son günlerde alenen bir modaya dönüştüğünün gerçekten farkına varıp hakikatli önlemler alır.

Ve umarım bu yumruklar bizi o berbat, karanlık, kabus dolu 90’lı yıllara götürecek başka bir şeye dönüşmeden son bulur!

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!