Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        FETÖ’nün hem yargı/emniyet hem de devlet yönetiminde, medyada hakim olduğu zamanları hatırlıyor musunuz?

        Sinsice ellerine geçirdikleri etkin kadroları ve medyaları sayesinde bir “Korku İmparatorluğu” kurmuşlardı…

        İsimleri lazım değil…

        Zira kim olduklarını siz çok iyi biliyorsunuz…

        Şimdi bir kısmı cezaevinde bir kısmı ise yurt dışında firarda olan her biri ayrı “Ali Kıran Baş Kesen” o tipler işte o korku imparatorluğunun gücü ile kah ekranlardan kah sosyal medyadan ya da gazetelerinden korku salıyor; “Akıllı olun! Yoksa aklınızı alırız!” türünden tehditler savuruyorlardı…

        Ekran ekran gezen ve; “Kimse bu ülkede darbe yapmayı hayal etmesin! Kim ki böyle bir düşünceye meyleder… Karşılığını çok fena öder!” falan diye salvolar yapanlar sonunda kendileri darbe yapmaya kalkıştılar!

        Uzatmayayım... Sadede geleyim...

        Bunların dönemi bitti sanıyorduk…

        Bitmemiş meğer…

        Varlardı zaten FETÖ’cülerinkini aratmayan bu yeni tür; “Ali Kıran Baş Kesen” tipler ama son zamanlarda iyice azıttılar.

        Arkalarında olduklarını iddia ettikleri iktidar gücüyle onlarınkini aratmayacak tehdit ve şantajlarla toplumu kışkırtarak birbirine kırdırmak istiyorlar.

        Bilen bilir…

        En azından bilmesi gerekenler…

        Daha iktidarla el ele kola yürüdükleri dönemde ne halt olduklarının farkına varıp o eski Ali Kıran Baş Kesenlerle epeyce bir mücadele verdim.

        REKLAM

        Çok cebelleştim.

        Bu arada tabii uzun zamandır vardı zaten bende bu duygu ama şu son zamanlarda ortaya düşen bu gerzekler nedeniyle iyice FETÖ’nün o muktedir olduğu dönemlerde yaşadıklarımızı anımsamaya başladım.

        Tarih tekerrürden ibarettir demek istemiyorum…

        Çünkü FETÖ’nün bu ülkede yaptıkları tarihe yazılamayacak kadar kirli ve ahlaksızcaydı...

        O kirlilikle, ahlaksızlıkla…

        Kıran kırana mücadele etmiş biri olarak çok açık yazıyorum.

        Bu gidiş gidiş değil!

        Biz o kirli, hain yapıyla mücadele verirken mücadele verenler arasında adını bile bir kez duymadığım birinin yüzbinlerin izlediği bir ekranda ortada fol ya da yumurta yokken; “15 Temmuz kursağımızda kaldı, istediklerimizi yapamadık! Bizim aile en az 50 kişiyi götürür!” falan demesi de…

        Ya da vaktinde FETÖ’nün liderine koruma olmak hevesiyle yanıp tutuşan birinin; “Elimizde silah zulaları var… Erdoğan’ı devireceğiz, idam edeceğiz diyorsunuz… Biz sokağa çıkarsak karınızı, çocuklarınızı nasıl koruyacaksınız bizden?” diyerek zırvalaması…

        Bu ülkenin birliği, bütünlüğü ve huzuru için çok ciddi bir problemdir ve bu probleme de derhal, en üst seviyeden müdahale edilmesi kaçınılmazdır!

        Hatırlatırım...

        O günlerde de “gazeteci” kimliğinin arkasına saklanıp ulu orta, her yerde… İşlerine gelmeyen herkese tehditler savuran, hakaretler eden FETÖ’nün kalemşörleri ile ilgili yaptığım uyarılar dikkate alınmamış ve meydan göz göre göre onlara bırakılmıştı.

        Neden?

        Çünkü onlar da her ne yapıyorlarsa Erdoğan ya da AK Parti iktidarı için yaptıklarını söylüyorlardı.

        REKLAM

        Sonuç ne oldu peki?

        O ahlaksız çete elemanlarının tamamı silah olarak kullandıkları kalemlerini sonunda Erdoğan’a ve ekibine karşı hayasızca kullandı!

        Şimdi de iddia ediyorum…

        Aynnnııı şey yaşanacak!

        Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ya da AK Parti iktidarına sahiplik ediyorlar diye gözü dönmüş bir şekilde muhalif kesimleri olur olmaz, yerli yersiz tehdit edenler....

        Yarın o eski Ali Kıran Baş Kesenlerin yaptıklarından daha beterini yapacak!

        Lütfen bu sahte kabadayılara meydan vermeyin artık!

        En azından FETÖ’nün o korku imparatorluğu dönemini iyi bilen insanlara…

        “FETÖ’nün yaptıklarından ne farkı var ki bunların yaptıklarının!” dedirtmeyin!

        NOT: Bu arada tam yazıyı bitirip editöre yollamak üzereydim ki... Twitter’daki hesabımdan kendisiyle ilgili yapılmış bir paylaşımı RT ettiğimden dolayı Fatih Tezcan aradı ve bu paylaşıma destek verdiğim için akla ziyan üslup ve ifadelerle tehditler savurdu! Bilindiği gibi İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, dün akşam soruşturma başlattı. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ile halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçlarından... Özel telefonumdan açık açık şahsımı tehdit ederek korkutmaya çalışan Tezcan ile ilgili bu bilgiyi de soruşturmayı başlatan yetkililerin dikkatine sunuyorum... Birileri bu adama Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunu, Muz Cumhuriyeti olmadığını lütfen öğretsin...

        Derhal görevden alınmalı! Derhal!

        Koronavirüs memlekete giriş yaptığından beri online yaşam biçimi hemen her alanı teslim aldı.

        Televizyon yayınlarının bile çoğu artık uzaktan bağlantı sağlayan programlarla götürülmeye çalışılıyor.

        İş toplantıları da öyle…

        Okullardaki eğitim de…

        Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada neredeyse hayat online’na bağlanmış durumda…

        Düne kadar bu durumdan yakınıyordum ama dün online yaşam sayesinde çok çirkin bir yüzün ortaya saçılmasına tanık olunca…

        Acaba hep böyle mi devam etsek diye sordum kendime…

        Haberiniz vardır mutlaka…

        Dün akşam saatlerinde bir video düştü sosyal medyaya…

        Online konferanstayken bir anda yayının açık olduğunu unutup; “Kızların resimlerini de görüyoruz böylece ha… Çaktırma!” diyerek pis pis sırıtan Gazi Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı Orhan Acar’a ait iğrenç bir video.

        Belki defalarca izledim söz konusu videoyu…

        İnanın midem bulandı ve o an aklıma bu dekanın kız öğrencileri ile dersteyken ya da onlarla bir şekilde toplantı ya da odasında bire bir görüşme halindeyken o ruh hali geldi gözümün önüne…

        Bir lokma kız çocuklarının fotoğraflarına bile bakarken gözleri dört dönüp kendinden geçen bu utanmaz, röntgenci ve tacizci adam…

        REKLAM

        Kimbilir o çocuklar karşısındayken neler geçiriyordur aklından…

        Ne iğrenç şeyler düşünüyordur…

        Umarım çocuklarımızı emanet ettiğimiz bir eğitim yuvasında…

        Üstelik de akademik dünyada en itibarlı koltuklardan biri olarak bilinen dekanlık koltuğuna oturtulmuş bu iğrenç insan bir an evvel görevden alınır…

        Ve umarım bu dekan ve onun zihniyetindeki bu tip adamlar online yaşam sayesinde gaflete düşüp birer birer ifşa olurlar!

        Diğer Yazılar