Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Dün sosyal medyada gündem şarkıcı Serdar Ortaç’tı.

Özellikle Twiter’da ahali tekme tokat girişiyordu.

Benim de TT olunca haberim oldu…

Meğer Ortaç iktidara yakın Sabah gazetesinin magazin eki Günaydın’a yine bir röportaj vermiş.

Onlar sormuş… O da Azerbaycan-Ermenistan savaşı, Ayasofya gibi son derece kritik konular dahil memleket meseleleri ile ilgili tüm görüşlerini aktarmış.

Bu arada Ortaç’ın bir dönem kumar merakı olduğundan ve hatta bu yüzden de sürekli kumarhaneler merkezi olarak bilinen Kıbrıs’a gidip geldiğinden, kumar masalarında çekilmiş fotoğraflarından dolayı haberdardım ama ekonomik olarak zora düşüp bankadan kredi çektiğini falan bilmiyordum.

Günaydın; “Maddi durumunuz bir dönem iyi değildi, düzeltiniz mi biraz?” sorusu yöneltince öğrendim ki…

Bir devlet bankasından yüklü bir kredi kullanmış beyefendi.

Neyse…

Pandemi döneminde gösterdiği hassasiyet için; “Beni hiç sıkıştırmadı. İnanın ödeme yapmanız gerekiyor diye aramadılar bile. Özel bankadan aynı krediyi alsaydım eminim her şeyime çoktan icra gelirdi…” diyerek minnettarlığını iletmiş bankaya.

Sonra da ülke ekonomisine dair birtakım görüşlerini aktarmış.

Demiş ki; “'Ekonomi kötü' diyenler var ama Allah'a şükür herkesin elinde son model cep telefonu, altında araba var. Nankörlük yapmayalım. Bizden çok daha zor koşullarda yaşayan onlarca ülke var dünyada. Ülkemizin değerini bilelim…” filan…

Millet delirmiş gibi yağdırıyordu Ortaç’a dün bu ifadeleri üzerinden.

Benim anlamadığım Ortaç'a bu öfke niye?

Sonuçta adam sorulan bir soruya kendi gerçekliğinden hareketle yanıt vermiş.

Etrafında herkesin son model cep telefonu, altında son model arabayla dolaştığı bir ortama bakarak ne diyecekti yani?

Ne denmesi bekleniyordu?

Etiler/Bebek hattının ötesine geçmeyi bile bilmeyen bir adam Esenyurt/Bayrampaşa’da yaşayanların gerçeğine mi tercüman olacaktı?

Sorun Serdar Ortaç’ın ne dediğinde değil arkadaşlar burada.

Sorun; “Ekonomi iyi… Her şey yolunda…” diyerek toplumda bir algı oluşturmaya çalışan gazetecilikte!

Serdar Ortaç gibi bir isim üzerinden ekonomi yönetimi için PR yapma telaşına düşüp lakin “kaş yapayım derken göz çıkaran” gazeteci müsveddelerinde!

Kızacaksanız; “Aklımızla dalga geçmeyin! Yeter artık!” diyerek bu müsveddelere kızın!

Bugün eline üç kuruş geçse; “Binlerce dansöz var!” diyerek tekrar Kıbrıs’ın yollarına düşecek Serdar Ortaç’a değil!

Ben yeşilciyimdir…

O nedenle desteklemiyorum İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin dikey duvar peyzajı uygulaması yerine duvarları sanatçılara açma kararını.

Sanatçıların başım üzerinde yeri var.

Her yer sanat olsun.

Sanatçının emeği ile dolsun!

Ama İstanbul’da gezinirken o koca beton yığınlarının üzerinde sanat eserleri değil; çiçek, çimen görmek istiyorum ben.

İBB yönetimi bu kararını dikey peyzaj bakımının çok maliyetli olmasına bağlıyor.

Olabilir.

O zaman maliyetsiz bir şey bulun.

Ağaç dikin duvarın dibine.

Sarmaşık dikin.

Benim Bodrum’daki evin yüksek duvarında var mesela.

Bir kuruş maliyeti yok.

3 sene önce diktik sarmaşığı…

Üstüne bir kuruş ödemeden…

Deli gibi sardı her bir yanımızı.

Ayrıca yeşillik sadece göz zevkine hitap etmiyor sizin renkli grafitiler gibi.

Trafiğin çok yoğun olduğu İstanbul yollarında bir parçacık da olsa karbon emisyonlarının emilmesini sağlıyor.

Yeşil değil sadece o duvarlar…

Aynı zamanda oksijen depoları.

Hülasa…

Bir İstanbullu olarak nasıl ki; “Kanal İstanbul” projesine şiddetle karşıyım ve katiyen razı değilim diyorsam başından beri…

Bu konuda da şerh koyuyorum.

Pahalı mahalı.

Bu tür değişimler, değişiklikler halkın onayı alınmadan hayata geçirilmez.

Bana sormadan, benim rızamı almadan bu değişimi yapamazsınız!

Yapıyorsanız da vakti geldiğinde hesabını fazlasıyla ödersiniz!

Ne zamandır sorguluyordum kendi kendime; “Acaba hangi bilim adamı çıkıp 'Kral Çıplak!' diyecek” diye…

Bizden çıktı o bilim insanı.

Allah bin kere razı olsun.

Yazarımız, köşe komşumuz Profesör Doktor Temel Yılmaz en sonunda sorduğum, sorguladığım ama cesaret edip bir türlü dile getirmediğim konuyu kaleme aldı ve pandemi yasaklarının insan sağlığı üzerinde yarattığı olumsuz etkileri bilimsel olarak yazdı.

Hocanın lafının üzerine laf söylenmez.

O nedenle uzatmıyorum lafı.

Ve Sayın Yılmaz’ın yazısının linkini veriyorum.

Mutlaka okunmalı bu yazı ve tartışmaya başlanmalı.

Özellikle Bilim Kurulu ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca…

Temel Yılmaz’ın gündeme getirdiği Belçika’da yayınlanan bildirgeyi gündemine almalı ve belki de dünyaya örnek olacak yeni yol haritası için düğmeye basmalı…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00