Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Biriken yıllık izni kullanırken üzerine bir de 9 günlük bayram tatili oturunca ahir ömrümde yapamadığım kadar uzun bir tatil yaptım.

Saydım, tamı tamına 22 gün…

Ve kendime verdiğim sözü tutup, o 22 gün boyunca sadece ve sadece yedim, içtim, bol bol yüzdüm, kitap okudum, müzik dinledim ve ailemle, yakın arkadaşlarımla vakit geçirdim.

İlk birkaç gün alışkanlık gereği arada bir elim ülke ve dünya gündeminin takibinde bir numaralı adres olan Twitter’a gitse de hemen çıktım ve etrafımda memleket meseleleri ile alakalı konuşmalar olduğunda da ya o alandan derhal uzaklaştım ya da kulağıma tıkacı dayadım.

Hülasa değerli okurlarım…

Boşaltabildiğim kadar boşaltım kafayı…

Ancak şu an bunu yaptığım için büyük bir pişmanlık içerisindeyim.

Çünkü sanki başka bir gezegenden gelmiş gibi bir ruh halindeyim.

Jetlag benzeri bir ruh hali.

Berbat bir hal.

O yüzden bir daha asla!

Tabii ki gideceğim tatile, çıkacağım izne ama bir daha aktif çalışıyorken bu yıl olduğu gibi sigortaları indirerek değil, evvel ki yıllarda olduğu gibi gündemden asla kopmadan yapacağım ne yapacaksam…

Çünkü bu sabah (dün yani) işime yeniden fokuslanmak için gazetedeki ofisimde bilgisayarımın başına oturup 22 günde neler olup bitmiş diye öğrenmeye, bilgi sahibi olmaya çalıştığımda şunu anladım ki…

Bu kafa boşaltma tarzı tatil işleri Türkiye’de yaşayan bir gazeteci için hiç uygun değil.

Eminim şimdi benim yerimde bir Fransız, bir Alman ya da Amerikalı gazeteci olsaydı…

Zihnini tamamen yenilemiş, muhteşem bir dinginlikle başına oturduğu klavyesiyle adeta dans ediyor olurdu.

Keyifle tuşlarına basıyordu her bir harfin…

Çünkü keyif dolu dönmüş olduğu yeni başlangıcına umutla başlıyor olacaktı.

Ancak gerçek şu ki; Böyle olabilmesi bizim memlekette zor…

Çünkü onların mesleklerinin toplam 10 yılında bile rast gelemeyeceği gerilimi bol aksiyon yüklü olay/haber kutuplaşmanın, zıtlaşmanın tavana vurduğu bu ülkede 22 günde yaşanıyor sadece…

Sigortayı indirip bir süreliğine sadece keyfe keder yaşasanız ne olur bu ülkede…

Gerçek gündeme döndüğünüz anda o yaşadıklarınızın yalan bir keyiften ibaret olduğu tokat gibi patlıyor suratınızda.

Hale bakın…

22 gün sonra ilk kez oturduğum bilgisayarının başında saatlerdir ne yazacağımı, neye ne diyeceğimi, nereden başlayacağımı bilmez, eli ayağı birbirine dolaşmış bir halde öylece bakınıyorum önümdeki ekrana…

Ben kafayı boşaltırken ve sadece keyfin egemen olduğu İnstagram’dan hayata kuş bakışı atarken…

Hepsi sırım gibi, birbirinden genç, sağlıklı, atletik, koç gibi Afgan delikanlılar, Taliban korkusundan ülkelerini terk etmiş de Türkiye’ye sığınmışlar!

Ülkesindeki diktatörlüğe, zulme karşı savaşacağına utanmadan Türkiye’de naralar atıp, ortalıkta boş beleş gezen milyonlarca Suriyeli aslan parçası delikanlının entegrasyonunu sağlayamamış, meselesini halledememiş güzel ülkemin başına bir de “Afgan Koçlar” bela olmuş.

Ben keyif yaparken Ege’nin kıyısında bir yerlerde…

Millet birbirine girmiş bu yüzden hatta.

Allah aşkınıza…

Ülkesinin bekasını düşünüp, endişe duyan bir gazetecinin neşe ve umutla oturduğu bilgisayarının başına, tamamı karamsarlığa sürükleyen haberleri, fotoğrafları, videoları filan görünce keyfi mi kalır?

Pişman oldum desem yeridir.

Neyse…

Belli ki birkaç gün sürecek gündeme uyum sağlama durumlarım ama merak etmeyin…

Söz veriyorum sizlere…

22 gün önce bıraktığım o gerilim yüklü, agresif ruh halime en çabuk biçimde geri döneceğim ve elbette ki kaldığım yerden aynen devam edeceğim…

Velhasıl sevgili okurum…

Keyifsiz olacağız o kesin ama olsun…

Nihayetinde yeniden bir ve beraberiz!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00