Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Belli ki ekonomi politikalarımıza yön veren Cumhurbaşkanımız döviz meselesini pek umursamıyor.

“İsterse dolar 20 TL’ye vursun, ben bildiğimden şaşmam” deyip önüne bakıyor.

Enflasyonun tek nedeninin yüksek faiz olduğuna inançla faizi düşürmek için mücadele ediyor.

Dediği gibi olur mu?

“Enflasyon bu yöntem neticesinde düşer mi düşmez mi?” bilmiyorum…

Ve bir tahmin de yürütemiyorum.

Çünkü bu uzmanlık isteyen bir alan.

Uzman değilim.

Ama ben de çoğunuz gibi uzmanı olduğuna inandığım tüm ekonomistleri dikkatle takip ediyorum.

Şöyle söyleyeyim…

Şu ana kadar -ki bu isimlerin çoğu bağımsız yani herhangi bir siyasi partiye angajmanı, bağlantısı filan olmayan isimler- tek birinden bile; “Panik yapmayın millet! İşler yoluna girecek!” mealinde bir yorum duymadım, okumadım.

Tamamının çizdiği tablo bizi çok daha sıkıntılı günlerin beklediğine işaret ediyor.

Bu arada; “Abartmayın! Bu bir geçiş dönemi! Biraz daralacağız ama üç beş aya kalmaz eskisinden daha iyi olacağız” diyenler de yok değil.

Onlar da var tabii ama açık söyleyeyim…

Maalesef ciddiye almıyorum.

Çünkü bu bağlamda döktürenlerin tamamı iktidarın gölgesinde, güdümünde analiz yapmaktan başka bir marifeti olmayan tipler.

Esasında bu tipler de gerçeğin ne olduğunu biliyor ama…

“Cüzdan mı yoksa vicdan mı?” muhasebesine giriştikleri anda elbette ki bugün sahip oldukları pozisyonu borç bildikleri cüzdan ağır geldiğinden vicdanlarını ellerinin tersiyle bir kenara itiyorlar.

Sonra da işte o bildik, klişe; “Efendim cari açık kapanacak… Yatırımlar başlayacak… Üretim kapasitemiz yükselecek. İstihdam gücümüz artacak yani işsizlik azalacak…” cümleleri ile vatandaşa pespembe bir tablo çiziyorlar.

Allah şahittir…

Yemin ederim ki, “Keşke dedikleri gibi olsa… Keşke öteki tüm ekonomistler yanılsa da bu pembe tablocular haklı çıksa” diye 7/24 dua ediyorum.

Çünkü öteki yani sonu adeta kabus gibi olan senaryolar sadece bir birey olarak bendenizi değil…

Bu ülkede ve bu ülkenin para birimi ile çalışıp karnını doyuran herkesi sıkıntıya düşürür.

Asgari ücretli de, emekli de, memur da, işçi de, esnaf da, özel sektörde çalışan da…

Herkes o kabus senaryosundan kendine düşen payı en ağır biçimde alır.

Çünkü kabul etsinler ya da etmesinler…

Gerçek şu ki; Bu ülke ekonomisi maalesef dövize göbekten bağlı bir ülke.

Ha… Doğalgaz, petrol gibi en temel ihtiyaçlarını dahi yurt dışından karşılayan bir ülke olmasaydık eğer…

Biz de hep beraber, salına salına ve bir ağızdan Sezen’in şarkısındaki; “Gelsinnnn hayat bildiği gibi gelsinnn!” nakaratını; “Yükselsinnn döviz bildiği gibi yükselsinnn!” diye okur önümüze bakardık!

Ama değerli okurlarım…

Mevcut tabloya göre artık söyleyebileceğimiz tek bir şarkı var!

O da; “Ben yoruldum hayat! Gelme üstüme!"

Çünkü az veya çok fark etmiyor.

TL ile gelir elde eden herkesin cebindeki para eriyor yani herkes kendi gelir oranına göre yoksullaşıyor.

Tekrar ediyorum ve kalben söylüyorum; İnşallah yanılır o kötü senaryocu ekonomistler. İnşallah pembe tablocular kazanır ama...

Meşhur atasözümüzde denildiği gibi; “Görünen köy kılavuz istemez!”

Maalesef köyün elektriği suyu kesik.

Köylünün kasa da tam takır.

O nedenle yazımı dua ile bitiriyorum.

Cenab-ı Allah sonumuzu hayır eylesin!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • timur11 2 ay önce Hükümet aklınca Türk parasını basta paralar karsisinda dip yaptırmak istiyor ve köylü kurnazligi ile Türkiyede herysein yabancılar icin ucuz olacagini ve Türkiyeye her alanda yatırım yapilanacagini hayal ediyor
    CEVAPLA
0:00 / 0:00