Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

“Salak mısın sen? Yoksa beyin özürlü mü?” diyebilirsiniz belki ama ben gerçekten anlamadım Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mevcut ekonomik sorunlarla mücadeleye dair kullandığı; “Ekonomik Kurtuluş Savaşı” ifadeleriyle ne demek istediğini.

Eğer kastettiği (ki öyle) Türkiye’ye dış mihrakların kurduğu kumpaslar vs ise o zaman biz niye Birleşik Arap Emirlikleri’ni kabul ettik ve niye onlarla 10 milyar dolar olacağı söylenen yatırım anlaşmalarına imza attık.

Çünkü BAE, iddialara göre 15 Temmuz darbe girişiminin bir numaralı finansörü idi.

Ve bunu da Türkiye kamuoyuyla ilk paylaşan, iktidara yakınlığı ile bilinen medya manşetlerinden vermişti

O kabus geceden 15 gün sonra; “Darbe girişiminde BAE parmağı!” başlığı ile verilen haberlerde Birleşik Arap Emirlikleri’nin açık açık FETÖ’nün destekçisi olduğu yazılmıştı.

Haklıydılar da bunu böyle yazmakta çünkü bu bilgileri ilk duyuran, yani haberin ilk kaynağı merkezi Londra’da bulunan ve BBC News, The Huffington Post, The Guardian, The New York Times gibi saygın medya kuruluşlarının da referans aldığı Middle East Eye adlı internet sitesiydi.

Ortadoğu haberleri ile bilinen sitenin Genel Yayın Yönetmeni David Hearst’ün Türk istihbarat kaynaklarına dayandırdığı bilgiler yenilir yutulur gibi değildi.

İddiasına göre, BAE yönetimine danışmanlık yapan Muhammed Dahlan adlı kişi darbe girişiminden haftalar önce Türkiye’deki darbecilere para transferi yapmıştı…

Dahlan’ın Fetullahçı terör örgütünün lideri Fetullah Gülen’le bağlantısını da Amerika’da yaşayan Filistinli bir işadamı üzerinden kurduğu iddia edilmişti.

İnanmamak mümkün değildi bu yazılanlara zira Türkiye’ye kurulan o hain kumpasın sahneye döküldüğü 15 Temmuz gecesi, Birleşik Arap Emirlikleri enteresan bir duruş sergilemişti.

BAE destekli Sky News Arabic ve El Arabiya filan bütün gece darbenin başarılı olduğu ve hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ülkeden kaçtığı yönünde haberler yaparak Arap dünyasına yalan bilgiler servis etmişti.

Sonradan yani darbenin başarıya ulaşmadığı tüm dünyaca kabul gördükten sonra kınama filan yayınladı ve hatta Ankara ile arayı düzeltmek için Dubai Uluslararası Havalimanı’nda darbeyle bağlantıları olduğundan şüphelenilen iki generali gözaltına aldı ama Ankara neyin ne olduğunu bildiği, gördüğü için tavrından kesinlikle ödün vermedi.

Bir ara büyükelçinin geri çekilmesi filan bile konuşulmuştu.

Yani ilişkiler; “Limoni” değil bayağı bayağı gergindi.

Özetle değerli okurlarım…

Bir yandan mevcut ekonomik sorunlarla boğuşurken; “Ekonomik Kurtuluş Savaşı” ifadelerinin kullanılması, diğer yandan ülkenin en kanlı, en korkunç gecelerinden birinin yaşanmasına sebep olmuş FETÖ adlı hain terör örgütünün destekleyicisi olduğu inancıyla yıllardır ilişkilerin askıda olduğu Birleşik Arap Emirlikleri ile yeniden diyalog kurulması…

Tuhaf geldi bana.

Gerçekten anlamakta güçlük çekiyorum…

Ve hem bir yurttaş hem de bir gazeteci olarak soruyorum!

Neden?

Ve nasıl?

Daha düne kadar FETÖ finansörü olduğu iddia edilen Birleşik Arap Emirlikleri ile aramızdaki buzları eriten faktör/faktörler neler?

Ne oldu da, bizim zaviyemizde adı kara defterde yazılı olan Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan’a üstelik de en üst düzeyde, Ankara’da karşılama yapıldı?

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00