Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Gülşen vakası güncelliğini koruyor.

        İhtimal ki bir süre daha korumaya devam edecek.

        Ben tutukluğuna itiraz edilen sanatçının serbest bırakılacağına inanıyorum.

        Çünkü 4 ay önce edilmiş o sözlerin olduğu kaydı kullanmak için vaktini bekleyenlerin istediği hedefe yeterince ulaştığını düşünüyorum.

        Fazlası onlar açısından da işin tadını kaçırır artık.

        Bu arada dün yazdığım yazıya epeyce bir geri dönüş aldım.

        Çoğunluk hak verdi ama holigan kafalılar yine her zaman olduğu gibiydi.

        Sırf onlar gibi düşünmediğim için abuk subuk gerekçelerle itirazlarını dile getirdiler.

        Bu gerekçelerden biri Gülşen’in ettiği o sözleri İmam Hatiplilere hakaret gibi görmüş olmamdı.

        Onlara göre İmam Hatip üzerinden basit bir espri yapmıştı Gülşen ve bunun da abartılacak bir tarafı yoktu.

        İmam Hatip yerine Sağlık Meslek Okulları da diyebilirdi mesela…

        Böyle deseymiş ben yine de hakaret olarak görür müymüşüm?

        Görürdüm tabii ayrı konu da…

        Dün yaptığım tespitle anlatmaya çalıştığım şey zaten benim şahsi olarak neyi nasıl okuduğum, gördüğüm meselesi değildi!

        Mesele muhafazakarların nasıl gördüğü, ne düşündüğüydü.

        Ben görmesem ne olur?

        Onlar hakaret olarak gördü, görüyor.

        O yüzden de zaten yer yerinden oynadı.

        Anlatmaya çalıştığım şey şuydu; ”Gülşen'in sarf ettiği cümlelerin kastettiği cenahta aşırı tepkiye neden olacağını bilen siyaset mühendisleri, zaten var olan kutuplaşmanın üzerine benzin döker gibi Gülşen’in bu sözlerini akıtarak toplumu en uç noktalara çektiler!”

        Bir kozdu yani ellerine geçirdikleri ve bu kozu da evire çevire kullandılar.

        Kaldı ki ettiği o sözler bal gibi de hakaretti.

        Öyleydi ki kendisi bile gözaltındayken daha; "İnandığım özgürlüğü savunurken eleştirdiğim radikal uca kendimin savrulduğunu görüyorum. Videodaki söylemimden rahatsızlık duyan ve incinen herkesten özür diliyorum. Daha başka bir dil bulmalıydım, bulacağım..." açıklamasını yaptı.

        Olaya bakın lütfen.

        Kadın bile nasıl bir gaflete düşüp de siyaset dizayncılarının eline nasıl bir koz verdiğinin farkında ama sözüm ona onu savunan arkadaşlar; “Bu sözler hakaret sayılamaz” diyerek işin içinden çıkılmaz hale getirip, iyiceeee sünmesine olanak sağlıyorlar.

        Hakaretti kardeşim.

        Ne yazık ki Gülşen’in o sözleri, “Bir kişinin” vatandaşlarımızın bir bölümüne hakaret içeren bireysel bir haksız eylemdi!

        Ancak konu artık onun bile özür dilediği bu sözlerden dolayı tutuklanması ve devletin (yargı erkinin) Gülşen’in şahsında yurttaşlarımızın tümüne yönelik; “Hukukun kötüye kullanılması, araçsallaştırılması, hak ve özgürlüklere yönelik ağır bir ihlali” mahiyetinde haksız bir kamusal işleme imza atılmış olmasıdır.

        Bu sebeple, tutuklamadaki açık hukuksuzluk, Gülşen’in eylemindeki hukuka aykırılığı fersah fersah geçmekle kalmamış, bu tasarruf kamu tarafından gerçekleştirildiği için tüm yurttaşlara dönük tehdit mahiyetinde bir niteliğe dönüşmüştür.

        Bu yüzden mevcut durumda artık Gülşen’in sözlerini değerlendirmek de anlamını yitirmiştir.

        Konuşacağımız, tartışacağımız şey; “Gülşen’in sözleri hakaret miydi, değil miydi” vesaire olmamalı artık!

        Konuşacağımız şey, iktidarın muhafazakar seçmeni konsolide etmek için apolitik bir şarkıcının sözleri üzerinden bile kutuplaşmanın çıtasını yükseltmek adına karakuşi hükümlerle hukuku nasıl ters yüz ettiği ve bununla toplumu nasıl gerdiği olmalıdır!

        Bilmem anlatabildim mi?

        Ölüm taşıyan gemi nihayet veto yedi!

        Ölüm taşıyan gemi nihayet veto yedi!
        0:00 / 0:00

        Güzel şeyler de oluyor memlekette.

        Ara sıra olsa da…

        Oluyor.

        Dün mesela…

        Daha önce benim de kaleme alıp dikkat çektiğim asbestli gemi mevzusu…

        Uzatmamak için o yazıyı dikkatlerinize sunuyorum.

        İşte Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın onayıyla Aliağa’da sökülmesine karar verilen o geminin Türk kara sularına girişine izin verilmeyeceği açıklandı.

        Bakan Murat Kurum dün akşam saatlerinde yaptığı açıklamada; "NAE Sao Paulo isimli gemi için verilmiş olan şartlı notifikasyon onayının iptal edilmesine karar verilmiştir. Geminin Türk karasularına girmesine izin verilmeyecektir." ifadesini kullandı.

        Şahsen ben çok mutlu oldum.

        Çevre adına, insanlık adına alınan çok güzel bir karar oldu bu karar.

        Konunun mahiyetinin anlaşılması ve bakanlığın daha önce verdiği izin kararından neden vazgeçtiğinin tam anlaşılabilmesi adına Kurum’un yaptığı açıklamanın haber linkini de iliştiriyorum…

        Daha kaç çocuk köpeklere yem olacak?

        Daha kaç çocuk köpeklere yem olacak?
        0:00 / 0:00

        Çıkamıyorum mevzudan evet.

        Çünkü her gün bir yerden bir şekilde başıboş sokak köpeklerinin saldırıları sonucu yaşanan haberler gündeme geliyor.

        Önce Tekirdağ’dan bir haber geldi.

        Çorlu’da yaşanmış olay.

        Kendisini kovalayan sokak köpeğinden kaçarken bir aracın çarpması sonucu yaralanan Kaan Cömert hastaneye kaldırılmış.

        Mobese kameralarından olay net bir şekilde görülüyor.

        Allah korumuş gerçekten de.

        Ölebilirdi de çünkü çocuk ama durumu çok şükür şu an iyi.

        Ancak Konya Ereğli’de 4 sokak köpeğinin saldırısına uğrayan 8 yaşındaki Umur Ünlü için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.

        Umur şu anda Konya Şehir Hastanesi’nde yoğun bakımda.

        Ve entübe edilmiş durumda.

        Çünkü köpekler her yerini ısırmış.

        Bütün vücudu yara bere içinde çocuğun ve doktorlar acıya dayanamadığı için entübe etmeye yani uyutmaya karar vermişler.

        Dün baba Durmuş Ünlü’yü aradım.

        Olayı baştan sona anlattı.

        Tüylerim diken diken oldu dinlerken.

        Kuran Kursu’ndan gelmiş Umur.

        Saat sabah 11.00 gibi.

        Çantasını bırakmış ve dışarı çıkmış.

        Evden çıkıp 50 metre yürümüş falan.

        Artık nasıl olduysa…

        Nereden çıktılarsa karşısına.

        4’ü birden çocuğu ortalarına alıp parçalamaya başlamışlar.

        Allah'tan komşu kadın görmüş.

        Ancak tek başına Umur’u köpeklerin ağzından kurtaramayacağını anlayınca oğlunu yardıma çağırmış.

        Ana/oğul sopalarla güç bela çocuğu almışlar köpeklerin arasından.

        Kan revan içinde kalan Umur ambulansla önce Ereğli Devlet Hastanesi’ne kaldırılmış ancak aşırı kan kaybettiğinden ve durumu da ağır olduğundan doktorlar Konya’ya sevkine karar vermiş.

        En son görüştüğümde baba Durmuş Ünlü, doktorların çocuğu uyandırdığını ve kendisinin de kısaca görmek için yoğun bakım ünitesine girdiğini söyledi.

        “Korkunç durumda şu an ama iyileşecek inşallah. Fakat yaşadığı travmayı nasıl atlatacak onu bilmiyorum” diyor.

        Çünkü uyanır uyanmaz sanki hala köpekler ona saldırıyormuş gibi tepki göstermiş çocuk.

        Çığlık çığlığa bağırıyormuş.

        Bilmiyorum artık.

        Ne yazacağımı, neyi nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum ama yetkilileri bir kez daha uyarıyorum.

        Bu iş zıvanadan çıkmış durumda!

        Sokaklar başıboş köpeklerin terörüyle kaynıyor.

        Yeter Allah aşkınıza!

        Çözüm bulun lütfen!

        Garibanın çocuğunu köpeklere yem etmeyin artık!

        Yeter!

        Diğer Yazılar