Büyük gün geldi geçti. Televizyondan izlendiği kadarıyla Mesut Barzani büyük bir coşkuyla ağırlandı. Başbakan Erdoğan 2005 Ağustos'undaki gibi bir muameleye maruz kalmadı. Tersine hem kendisi Diyarbakır'ın siyasi gerçekliğine saygısını Belediye Başkanı Osman Baydemir'i ziyaret ederek gösterdi hem de Diyarbakır ondan saygısını esirgemedi.
Kürt siyasetinin ve Kürdistan içi siyasi rekabetin kendine göre elbette bir takım şifreleri, kırmızı çizgileri, dışarıdan kolaylıkla anlaşılamayacak kodları var. Bunlara girmeye gerek de yok. Sonuçta Barzani Türkiye'ye geldi ve bu ziyaret Diyarbakır'da ciddi bir coşku yarattı. Mesut Barzani de açık bir şekilde Kürdistan zeminindeki hatırı sayılır itibarını Başbakan Erdoğan lehinde terazinin bir kefesine koydu.
Barzanilerin Türkiye'de hep bir destekleyici kitlesi vardı. Hele Kürt milliyetçiliğinin ateşini Irak'ta karşılaştıkları tüm şiddete rağmen tek başlarına taşıdıkları dönemde cazibeleri doruktaydı. Rahmetli İsmail Cem'in en önemli eserlerinden birisi "Türkiye Üzerine" başlığı altında topladığı yazılarıdır. O dönemde genç bir gazeteci olan Cem Güneydoğu'ya giderek orada yaşanan zulmü, adaletsizlikleri yerinde görmüş, gördüklerini haberleştirmiş ve yorumlamıştır. O dönemde devletin makbul addetmediği Kürtlere uygun gördüğü sıfat Barzaniciliktir.
İnsanlar Barzanici oldukları için küçük düşürülmekte, işkence görmekte hatta ölmektedir. Yani Barzanilerin Türkiye Kürtleri üzerinde bir etkisi olduğu daha o zamanlardan kabul edilen bir vakıadır. Bugün Barzani Türkiye Kürtleri üzerinde, onların siyasi yönelimini etkileyecek ya da kontrol edecek ölçüde etki sahibi midir önümüzdeki aylarda özellikle de Mart ayındaki yerel seçimlerde ortaya çıkacaktır.
Şunu da unutmamak gerekir: Gerek Türkiye gerekse Barzani Rojava'daki gelişmelerden ve oradaki gelişmeleri kendi yörüngelerine sokamamaktan çok rahatsızdır. Üstelik Barzani KYB'de yapılan seçimlerde ciddi şekilde destek yitirdiğini görmüştür. Talabani'nin partisinden kopanların partisi Goran, ki İran'a yakın durduğu söyleniyor, Barzani'ye karşı etkili ve sert bir muhalefet politikası yürütüyor.
Bir bakıma KYB'deki aşiret siyasetinin yavaş yavaş çözülmeye başladığından bile bahsedebiliriz. Böyle bir durumda Barzani'nin da Türkiye'yi arkasında görmek istemesi, işbirliğinin yakınlığını düğün dernekle ilan etmesi anlaşılır bir hamle diye görülmelidir.
Başbakan Erdoğan'ın Diyarbakır'daki tarihi buluşmada yaptığı konuşma ise göstermektedir ki, ziyaret ve etrafındaki kamuoyu şekillendirme operasyonunun önemli bir boyutu PKK/BDP çizgisinin bölge halkı üzerindeki yarı tekel konumunu kırmaktır. Başbakan Erdoğan yekten "bu yeni süreçte Diyarbakır'ın hakem olmasını, mürşit olmasını, sürece yol göstermesini, sürece ışık tutmasını istiyorum" demiştir.
Barzani ziyaretinin önemli bir boyutu budur. Ancak ziyaretin Türk iç siyaseti üzerindeki etkisi her ne olacaksa olsun Irak Kürtlerinin ve artık yarı bağımsız sayılması gereken Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin bir dost/müttefik olarak görüldüğü artık kayda geçmiştir. Bir tarafta Türkiye ve KYB diğer tarafta PYD ve PKK ile Bir ölçüde Goran Kürdistan siyasetinde rekabet etmektedir. O rekabet Türkiye'nin iç politikasıyla da iç içe geçmiştir.
Siyaseten bu işi kotaranların ya da karşı çıkanların hesaplarının ne ölçüde tutacağını ancak ileride anlayacağız. Bugün itibarıyla baktığımızda, hangi nedenle olursa olsun, Türkiye'nin yerleşik tabularından birinin daha kırıldığına tanıklık ettik. Bunun önemini de küçümsemek mümkün değil. Zaten gelecekte de Türkiye ile KYB arasında iktidarda kim olursa olsun yakın bir işbirliği mukadderdir.
Belki de bu ziyaretin en kalıcı siyasi anlamı bu olacaktır.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!