Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Osmanlıca’dan çevirileriyle tanınan akademisyen Güldane Çolak, Osmanlı’da eğitimin bilinmeyen bir yönünü, “Avrupa’da Osmanlı Kızları” adıyla kitaplaştırdı. Erkekler için Tanzimat yıllarından itibaren açık olan Avrupa’da eğitim kapısı, II. Meşrutiyet’in nispeten özgürlükçü ve eşitlikçi ortamında kız öğrencilere de açıldı.

        Son günlerde “öğrenci evleri”yle gündeme gelen ve daha çok “kız öğrenciler” ekseninde gelişen tartışmalar, 100 yıl önce Avrupa’ya gönderilen ilk kız öğrenciler üzerinden de yapılmıştı. Akademisyen Güldane Çolak, yeni kitabı “Avrupa’da Osmanlı Kızları”nı Başbakanlık Osmanlı Arşivi Maarif Nezareti dosyalarından hareketle yazmış. Osmanlı’da erkekler için Tanzimat yıllarından itibaren açık olan Avrupa’da eğitim kapısı, II. Meşrutiyet’in nispeten özgürlükçü ve eşitlikçi ortamında kız öğrencilere de açıldı. İlk defa gayrimüslim kızların Fransa’ya gönderilmesinin ardından Türk kızları da Avrupa okullarıyla tanıştı. Bu yıllarda birçok kız öğrenci Avrupa şehirlerinde öğretmenlik, tıp, resim, müzik gibi alanlarda eğitim aldı.

        İLMİNE TALİP OLUNAN AVRUPA SERBESTLİĞİN DE MERKEZİYDİ

        Ancak Müslüman Osmanlı kızlarına Avrupa’da tahsil imkânı başlangıçta tartışma yarattı. Maarif Nezareti’nin sınavla seçilen gayrimüslim kızları Fransa’ya göndermesi, Osmanlı’da kadınların gelişimi açısından sevinç uyandırmakla birlikte haklarının yendiğini düşünen Müslüman kadınlarda kırgınlığa yol açtı. Ve yurdışında eğitim imkânının Müslüman kızlara da tanınması uzun sürmedi... Ancak bu gelişme heyecan uyandırmakla birlikte, ahlaki çözülme yaşanacağı kaygısını da beraberinde getirdi. Zira ilmine talip olunan Avrupa, aynı zamanda serbestlik ortamında yaşanan her türlü ahlaksızlığın da merkezi olarak görülmekteydi. O dönem, Kadınlar Dünyası adlı dergide tesettür nedeniyle Avrupa’ya gitmekten çekinenlere, Türk kızlarının Avrupa’da çarşaflarını çıkarmaksızın gezebilecekleri haber veriliyordu. Tartışmalar süredursun, Müslüman kızların Avrupa tahsili 1913-1914 öğretim yılında başladı. Avrupa’ya devlet tarafından asli öğrenci olarak gönderilen ilk Müslüman kızlar, Mukbile Reşad, Emine Müzeyyen, Zehra Hakkı ve Refika Refik oldu.

        MEHMET AKİF DE KARŞI ÇIKTI

        Bu arada, eğitim için Avrupa’ya gidenlerin sadece tahsil alarak dönmeyecekleri endişesi Mehmet Akif’in Safahat’ında da yer buldu: “Al okut, Avrupa tahsili desinler, gönder / Servetinden bölerek namütenahi para ver / Sonra bir bak ki: Meğer karga imiş beslediğin / (...) Sade bir fuhuşumuz eksikti, evet Ruslardan... / Onu ikmal ediverdik mi, bizimdir meydan / Kızımın iffeti batmakta rezilin gözüne...”

        İlk gönderilen Müslüman öğrencilerin biçki-dikiş, ütücülük, kolacılık, leke çıkarma alt başlıklarını kapsayan idare-i beytiyye konusunda, yani Avrupa’da öğrenilmesi zaruri görülmeyecek bir dalda gönderilmesiyse ilginçti. Osmanlı kızları için Avrupa’da eğitimde öne çıkan alanlardan biri de güzel sanatlardı. Belgelere göre güzel sanatlar eğitimi için Avrupa’ya giden Müslüman kızlardan ilki, Suphi Paşa’nın torunu Mukbile Reşad. Sonuç olarak Türkiye, Osmanlı döneminde Avrupa’da eğitimle öğretmen, doktor, sanatçı, yazar olarak birçok kadın kazandı. Ancak kadınların “Avrupa’da tahsil-i ikmali” projesinin en görünür etkisi tıp alanında oldu. Kadınlar için Avrupa’da doktorluk eğitimi, nezaretin öncelik verdiği bir konu değildi. Kadın doktora duyulan ihtiyaca rağmen bu konuda pek de acele edilmemişti. Kadın hastaların mahremiyete dayalı sebeplerle kadın doktor tercihi ve bu alandaki boşluk yine Avrupa okullarında tahsil görmüş yabancı kadın doktorlar için bir çalışma imkânı yaratmıştı. Kadın doktor ihtiyacına rağmen Darülfünun Tıp Fakültesi o yıllarda henüz kız öğrenci kabul etmiyordu. Doktor olmak isteyen Müslüman Türk kızların da Avrupa’ya gitmekten başka seçenekleri yoktu.

        İLK KADIN HEKİMLER

        Safiye Ali, Bedriye Veysi, Namiye Neşe, Şükran Kemal, Semiramis Tezel Almanya’da; Havva Hayrünnisa İngiltere’de; Saada Emin ve Suat Mahmut İsviçre’de; Fatma Reşit ise Amerika’da tıp eğitimi gördü. Yabancı bir ülkede, yabancı bir dilde zorlu tıp eğitimini göze alan bu Türk kızları döndüklerinde Türkiye’nin ilk kadın doktorları arasına girerek tarihe geçtiler.

        Güldane Çolak kimdir?

        İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arşivcilik Bölümü’nden mezun olduktan sonra çeşitli şahıs ve kurumlar adına Osmanlı arşivinde araştırma ve Osmanlıca çeviri faaliyetlerinde bulundu. 2008’de Lale Uçan ile birlikte hazırladığı “II. Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e Basında Kadın Öncüler” adlı kitabı yayımlandı. Yüksek lisansını İ.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü’nde tamamladı. Halen aynı üniversitenin Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi Ana Bilim Dalı programına devam ediyor.

        Diğer Yazılar