Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

-PARİS-

Bu kez akıncılar değil, mülteci meselesi değil, AB üyeliği değil.

Korku borsalara da yansıdı; mesela Paris Borsası’nda önemli bir düşüş yaşandı. Aynı şekilde bilhassa İspanya ve İtalya’da “bir miktar endişe” var.

Ve esas endişelenen de bankaları gözleyen Avrupa Merkez Bankası!

3 BANKA

Mesele Türkiye’de, Türkiye ekonomisinde, Türk Lirası’nda olan bitenler.

Az zamanda çok fırtına. Lira’nın yılbaşından bu yana yüzde 35, tek günde yüzde 5-6 kayıpları.

“Güven ve umut sorunları.”

Özellikle bu 3 ülkeden 3 Avrupa bankası yakın takipte:

1.BNP Paribas: Türkiye’de TEB’in yüzde 72,5 ortağı Fransız bankası. Fransızların Türkiye’deki toplam borç-alacak rakamı 38 milyar Euro’nun üstünde.

2. BBVA: Garanti Bankası’nın yarı hissesine sahip İspanyol bankası. İspanyolların toplam rakamı 83 milyar Euro’nun üstünde.

3. Unicredit: Yapı Kredi’nin yüzde 41’ine sahip İtalyan bankası. İtalyanların toplam rakamı 17 milyar Euro kadar.

Bu üç banka da, kendileri ve Türkiye’de ortak oldukları bankalar ile, alacakları ve borçları açısından büyük bir sorun olmadığını açıkladı.

Buna karşılık, “Euro Stoxx Bank Index”te, yani bankaların borsa değerlerinde yüzde 0,5 düşüş yaşanırken, BBVA’da yüzde 4, Unicredit’de yüzde 2,3, BNP’de yüzde 1,2 oldu bu oran.

EURO DA VURULDU

Avrupa Merkez Bankası, Türkiye’nin borçlarından dolayı özellikle bu üç bankayla birlikte Avrupa bankacılık sisteminin yara alabileceğine dair endişeler ifade edince, Euro da dolar karşısında değer kaybetti.

Uluslararası Ödemeler Bankası BIS’e göre, ortada 2006’da 36 milyar dolar iken şimdi 148 milyar dolara çıkmış dolar borcu yükü ile 110 milyar Euroluk yük var bankacılık sisteminin üzerinde.

“Hassas Devletler Endeksi”nde bir süredir Türkiye’nin en hassaslaşan 5 ülkeden (Arjantin, Katar, Mısır, Pakistan) biri olarak ilan edilmiş olması da, rakamların diline dolanıyor.

MÜLTECİ AKINI

Avrupa’nın bir başka korkusu ise, krize ve durgunluğa saplanacak bir Türkiye’nin mültecileri taşıyamayacağı ve denizden karadan duvar örmeye çalışan, Türkiye’nin katkıları sayesinde önceki akınlardan kurtulan Avrupa’ya yeni dalgaların çarpacağı.

Böyle bir durumda, gelecek yılın Avrupa Parlamentosu seçimlerinde, Avrupa’nın renginin iyice koyulaşabileceğinden; yani faşizmin kahverengisine, siyahına daha çok bürüneceğinden de korkuluyor.

YABANCI İLE YERLİ

Avrupa özellikle Bakan Albayrak’ın açıklamasına kilitlenmiş durumdaydı.

“Sıkı para politikası, Merkez Bankası bağımsızlığı, güven” gibi beklentilerle.

Sıradan Avrupalı içinse, Türkiye “kaçırılmaması gereken bir tatil fırsatı” haline geldi.

Öyle ya, geçen yıl bugün 1000 Euro ile Türkiye’de 4 bin 157 TL’lik bir tatil yapabiliyordu. Oysa şimdi 6 bin 500 ve daha fazlasını görüyor. Yahut geçen yılki o tatili 640 Euro’ya çıkarabiliyor.

Turist için şahane olan ise, döviz kazancı olmayan yerli için maalesef…

EVET, ÖYLE

Bu altüst oluşlar üstünde çok durduğumuz iki meseleyi de kanıtlıyor:

1.Evet, dış güçler üzerinizde ve üzerinize oyun oynayabilir. Ekonomilerin güç farkı, hassasiyeti buna imkan tanıdıkça!

2. Evet, dünya ekonomisi, istesek de istemesek de, birbirine bağlı ve bir şekilde bağımlı. Yani ABD’nin size ettiği, gidip Avrupa’ya da çarpabiliyor. Etkiler ve sindirme kapasiteleri aynı olmasa bile!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!