Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Hüsamettin Yaman yarın, 27 Mayıs’ta 42 yaşında olacak.

        O gün 22 yaşındaydı. O günden sonra 22 yaşında kaldı.

        O da yüzlerce “gözaltında, infazda kayıp” gibi, ölü ama yaşıyor; mezarları bir taş, bir dua, bir maşrapa su bulana kadar; katilleri bulunana kadar onca Yaşayan Ölü.

        Yıllar geçiyor ve sorumlular, ne kadar itibarlı, ne kadar korunaklı, ne kadar isimsiz ve hissiz olsalar bile, ölene kadar kabir azabına mahkumlar.

        ***

        Hüsamettin, İstanbul Üniversitesi öğrencisiydi. Paşabahçe stajını henüz tamamlamıştı.

        1992’de, doğum gününe az kala gözaltına alındı. Tanıklar gördü ama devle kabul etmedi.

        O günden sonra, ailesinin tüm çabalarına rağmen izine rastlanmadı.

        19 sene sonra, devrin meşhur Özel Harekat polislerinden, “bin operasyon”un aktörlerinden Ayhan Çarkın itiraflarda bulundu:

        Hüsamettin Yaman da Ayhan Efeoğlu ve Soner Gül adlı öğrencilerle birlikte öldürüldü.”

        Çarkın şunu da dedi:

        Silahın horozunun düşme sesini duyup öldürüleceklerini anlayınca, İnsanlık onuru işkenceyi yenecek diye bağırdı.”

        ***

        İnsanlık Onuru maalesef hükmen galip değil; ama mücadele ediyor.

        İnsan Hakları, Kayıplar için mücadele edenler Hüsamettin’in doğum gününde, Yenipazar’da, Çarkın’ın müdürü Mehmet Ağar’ı “ziyaret”e gidiyorlar. “Duvardaki en sağlam tuğlaya ziyaret” diyorlar.

        O gün hem de Cumartesi Anneleri’nin, asırlık Berfo Analar’ın kayıp evlatlar için Galatasaray’da oturmaya başlamalarının yıldönümü.

        ***

        Saffet Hanım, her telefon çalışında, “Belki Hüsamettin’dir” diye koşuyormuş 20 yıldır.

        Banttan ses varsa dinliyor, bazen ahizeye düşen çevir sesleriyle bile konuşuyormuş.

        Elinde bir kitap, hep bağrına basıyormuş, “oğlumun dokunuşları var” diye.

        Kitap, kaybedilmeden hemen önce okumaya başladığı ama bitirmediği; o günden beri, Hüsamettin’i bekleyen Koku: Bir katilin öyküsü.

        Kitabı yazan Patrick Süskind ya da 2006’da filmini yapan Tom Tykwer muhtemelen bilmiyorlar, yaşayan bir romanın içinde öldürülüp yaşamaya devam eden bir genci.

        ***

        Yazıyı yazarken, kitabın bendeki baskısını yanıma koydum: Can Yay. Tevfik Turan çevirisi, 1987 “Özal Basımevi”!

        Arka kapakta Ahmet Cemal’in tanıtım yazısı:

        Kitabın kahramanı, tüm insani duyumlardan ve duygulardan yoksun, salt kokulara karşı duyarlı, istediği kokuları üretebilmek için cinayet işlemekten kesinlikle çekinmeyen bir katildir.”

        Çürümüşlüğün, her cihetten katillerin, yüzlerce kaybın, binlerce ölü gencin, gencecik mezarlarla mezarsız evlatların kokusu yapıştı bu cennet vatana!

        ***

        Bu cehennem hali öyle sindi ki bu toprağa; belki daha büyük hedefi olan “El Kaide” taklidi “iki canlı” bombalı kamyon Emniyet Müdürlüğü’ne bindiriyor, öldürücü yolcularını da ölüme indiriyor…

        Daha 40’ına gelmemiş, iki evlat babası polis Ahmet Gebel’i alıyor. Bir ana yüreği de böyle yanıp duracak! Hem de askerde uçak düşünce kaybettiği öteki evladının üstüne, yitirdiği bir evlat daha..

        Ya da terk edildiği yetimhaneden çıkmış bir polis yaşam savaşı verecek…

        Çoğu çocuk, hayatı ve bedeni parçalanan onca insan yaralı ruhlar arasına katılacak; kimi minicik bedenleriyle ölümle savaşmak zorunda kalacak.

        Kaçırılan, adeta unutulan kayıp askerler, memurlar derken; Lice’de mezradan biri kadın,10 köylü de kaçırıldı ya...

        Cennette cinnet sürüyor!

        Şimşek: Bir ‘Linç’in öyküsü

        Akıl almıyor; şaka mı yapıyorlar, ciddiler mi, diye.

        Maliye Bakanı, memurlara maaş artışını beğendirmek için örnek verdi:

        Merrill Lynch’ten ayrıldığımda yıllık maaşım 770 bin dolardı. En cömert sektörde bile yıllık maaş artışı yüzde 6.6. Bizim memura verdiğimiz yıllık 7.6.

        Bir de müjde: Memurlar Çinli ya; bu zamla iki kilo daha fazla pirinç alınırmış!

        Şimdi memur hem kıyak pirincin taşını ayıklayacak; hem cömert 770 bin doları sayacak!

        770 bin dolara yüzde 1 bile zam gelse, 14 bin TL eder; yıllık 25 bin TL maaşa yüzde 7.6 zam gelse 2 bin etmez yılda.

        Oran başka şey; aritmetik başka!

        Maliye başka, Meril Linç başka!

        Diğer Yazılar