Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

 

Biz yaşlandık ama henüz doğmamıştık.

Sonradan anladık ki memleketin Bizden Önceki tarihi “temizlik”le geçmiş.

Etnik-milli gerekçeli olanlar zaten üst üste birikmiş…

Ayrıca İmparatorluğun eski topraklarından gelenler oralardaki “temizlik” hummalarının acı ve travmalarıyla gelmiş… Kimi hasretine, acısına, umuduna sarılmış. Kimi bilenmiş.

Sürekli temizlik asla bitmemiş:

Üniversite, sanat dünyası, devlet daireleri, askeriye, nüfus kütüğündeki çentikler, fikriyat, mensubiyet, artık kara listeye nereden giriyorsan.

27 Mayıs da “temizlemiş”ti. 12 Mart ve sonra 12 Eylül kazıdı.

Elbette aradaki iktidarlar, 12 Eylül sonrası da boş durmadı.

28 Şubat arkadan darbeli, geniş kapsamlı “temizlik harekâtı”ydı.

28 Şubat koalisyonlarına verilen görev ve “Bin yıl sürmesi”nden beklenen de.

AKP’liler daha sonra AKP iktidarı döneminde “korku ve endişeler”le yaptıklarını elbet unutmaz ama, misal Cumhurbaşkanı Sezer’in Ecevit iktidarı döneminde, paşaların masaya koyduğu “Memur kara listesi ve temizlik kararnamesi”ni reddettiğini unutmuştur.

O da kesin ve kesif bir temizlik denemesiydi.

 

***

 

“Temizlenmek” istenenlerin iktidarı kazanması yetmedi; “devlet çarkı” iktidara geleni bile temizlemek için dönmeye devam etti:

Darbe tasavvurları, muhtıralar, listeler, kapatma girişimleri…

“Gül Cumhurbaşkanı seçilince…” Temizlenmek istenenler artık temizliğe girişti:

Askeri davalar, gözaltılar, hapisler, mahkumiyetler…

Bürokrasi, Emniyet, istihbarat, yargı vesaire operasyonları.

Bir zamanlar “temizlik hedefi” olmuş iktidar, hem hakikaten iktidar oldu, hem hakiki “temizlik” yaptı.

En büyük temizlik mekanizması ve eleman kadrosu bugün “Kumpas örgütü” denenlerdi herhalde!

 

***

 

Sonra iktidara karşı bir “temizlik” girişimi oldu.

Hakiki ve mecazi her tür manasında tasavvur edebilirsiniz, durduğunuz yere göre.

Bu da iktidara belki çok istediği “her tür temizlik” fırsat, cesaret, cüretini (bu sözcükleri de istediğiniz gibi kullanabilirsiniz) verdi.

Bir süredir “28 Şubat’ta temizlenmek istenip 27 Nisan Muhtırası’ndan sonra iktidar içinde, onunla birlikte temizlik yapanlar” temizleniyor!

Emniyet, yargı, ordu, polis, medya, üniversiteler, iş dünyası.

Bu kadar fırsat, makam ve imkân sanki Kanuni döneminde sağlanmış gibi.

Sanki “örgütün ini”ne koşan, el öpen, boyun eğen, hediye poşeti alan, övgüler sıralayanlar arasında, ön sırada, başköşede bugünün “temizlik elemanları”ndan kimseler yokmuş gibi.

Hummalı bir temizlik zamanı yine.

Ayrıca önceden ilan veya telkin ediliyor, bahis bile oynanıyor “daha daha temizlenecekler” için.

 

***

 

Fakat bilmem farkında mıyız:

Devlet, bir kısım muhalefet, medya, piyasa, bürokrasi, polis, yargı, biraz ordu, epeyce üniversite, okul temizliği yapan ve sürdürenler şimdi yeni bir “temizlik” safhasına vardı, varacak:

Parti içi temizlik!

Tavan içi temizlik!

Taban içi temizlik!

Örgüt içi temizlik!

Çevre temizliği!

Hard disk temizliği!

Şimdi “kriptolar” denilenlere, parti-devlet içinde öyle suçlananlara karşı, kimi AKP’ye epey emek vermiş olsa bile, deterjan, kova, sünger ve hatta zımpara, kireç sökücü, yüzey temizleyici, Arap sabunu, katı olanlar için tiner hazırlanıyor olmalı.

En heyecanlı temizlik kadroları arasında, esasen sonradan olmalar, sonradan görmeler, sonradan dönmeler; kimi eskiden “AKP’nin temizlenmesi”ni deli gibi isteyip şimdi en beter “dış ve iç temizlik histerileri”ne gömülenler var.

Hiçbir güç düşmansız bileyemiyor gücünü!

Kimi eleman da muhbirlik veya gammazcılık etmeden güce yamanamıyor Yaman!.

 

***

 

Bir şeyin “karşıtına dönüşmesi”ni ispat için ne diyalektiğe, ne kimyaya ihtiyaç var canım ülkemde.

Dönüşüyor, öyle rahat, öyle hızlı, öyle kökten dönüşüyor ki.

Seni temizlemek istemişler…

Bundan sana kalan tek ders başkalarını kazımak oluyor.

Fakat mesele şu ki:

Burası uzun geçmişi, çok renkli, çok kökenli nüfusu, bin tür hayalleri, dini-kültürel-sosyal çeşitlilikleri olmuş, hala olan bir memleket.

“Temizlik” burada ilaç değil, yaraları azdıran bir zehirdir çoğu zaman.

Dış kanamayı durdurdum sananlar iç kanamayı çoğaltmıştır.

Elbette bu yollar tarih boyu, her memlekette çok tercih edilmiştir.

Elbette, muktedir kimse, ona en münasip bu gelir.

Ama hakikaten dramatik, acı ve ironik olan şu:

Bu kadar çok “hain, düşman, terörist, ajan”dan bahsedilen bir ülkede, tarih boyunca en çok kullanılan sözcüklerin “Birlik ve beraberlik” olması.

Aslında öyle: Temizlikte birlik, temizlikte beraberlik, temizlikte hep aynı hikaye!

Temizlendikçe kirlenen bir şeyler var işte.   

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!