Dolar, avro istifleri ile vergisinin yurtdışında “sıfırlanması”ndaki aile becerisi ortaya çıkınca, İzlanda’nın “seçilmiş” Başbakanı istifa veya düşürülme noktasına geldi.

Panama Belgeleri” denen “küresel skandal”ın ilk siyasi kurbanı anlaşılan SDG, yani Sigmundur David Gunnlaugsson olacak.

Hem de vallahi milli takımı Avrupa Şampiyonası’na bile katıldığı halde!

 

***

 

Başbakan ve ailesi”nin, daha seçilmeden önce Panamalı “Kayıt dışı para” uzmanı firma aracılığıyla, “vergi cennetleri”nde servet istiflediği anlaşıldı. Sonra da aynen devam etmişler ailecek.

Muhalefet hemen istifa ve erken seçim istedi; eski Başbakan “Hemen istifa et; toplumsal ayaklanma olmadan” bile dedi.

Çünkü “Para bir yana, halkla yaptığı sözleşmeye ihanet etmiş, onlardan gizlemişti.”

Demokrasi belki de öyle bir şeydi:

Kirliliği önleyemeyen ama ayıplayan, didikleyen, cezalandırabilen bir şey!

 

***

 

Panama Kanalı”nın geçtiği tek siyasetçi veya ünlü o değil.

Kesin ikramiye listesi, amortilerle birlikte Mayıs’ta açıklanacak.

Lakin en büyük ikramiyelerden biri “düşmanımız” Putin’e vurdu:

Karizmatik “Otoriter kapitalist demokrasi Çarı”nın, eş dost, ahbap çavuş kanalıyla devasa Havuz oluşturduğu, epeycesi yoksul olan Rus halkına militer gaz verirken, kendisinin finansal haz aldığı anlaşıldı.

Tabii Rusya’da (da) bu “haber”i verebilen (bir, iki istisna dışında) hiçbir gazete ve TV çıkmadı. (Asıl ilginç olan, ABD’de büyük gazetelerin de “küresel finans kumarhanesi”ne meydan okuyan bu gazeteciliğe yer vermemesi. Yani kiminin sandığı “CIA komplosu” öyle! Buna karşılık İngiliz Guardian, Fransız Le Monde, İrlanda gazetesi Irish Times gibileri ayrıntılarıyla yayınladı.)

Rusya, İzlanda gibi olmadığı için muhtemelen Putin de “3 Nisan darbe girişimi” diyecek ve suçu “kökü dışarıda bir şeyler”e yükleyecek(ti).

(Bunu Putin henüz konuşmadan yazmıştım; bu nevi şahsiyetler hiç yanıltmıyor. Sonradan ekliyorum. Öyle dedi vallahi: “CIA komplosu!”)

 

***

 

Ülkelerinin iç ettikleri zenginlikleri yetmemiş olacak ki, halklarından para kaçırıp “vergi cennetleri”ne boca eden Suudi Kralı, Katar veya BAE emirleri, hatta Pakistan, Malezya başbakanları gibi memleketimiz ve iktidarımızda da çok muhterem sayılmış şahsiyetlerin belki umurunda bile olmaz.

Belki Arjantin, İspanya’da, belki Ukrayna’da bir şeyler olur ama Suriye rejiminin kirli paralar yüzünden utanıp gideceğini de sanmayacağız tabii.

 

***

 

İşin bir “Spor yayın hakları” için ödenmiş rüşvetler kısmı da var; herkesin kulakları çınlıyor… Bir de “Ünlü Arsızlar” kısmı var.

Messi, misal. “Allah vergisi” denen yeteneğiyle kazandığı anormal parayı “Allah vergisinin vergisi”yle hiç eksiltmek istememiş; “ofsayt”tan kaçıp “ofşor”a istiflemiş avroları.

Kendisini yetiştirmiş, ona hayran üç halktan; Arjantinliler, İspanyollar ve Katalanlar’dan kaçırarak.

İspanya’ya tedaviyi gelmiş hasta, çelimsiz çocuktan bir yıldız çıkaran futbola, tribünlere ve halklara ihanet ederek. Onca kazançla yetinmeyen arsızlık çalımlarıyla.

Başka “zeki, çevik, ahlaklı sporcular” da var.

20. Yüzyılın Son Kral 10 Numarası, yani 21. Yüzyılın En Çakal 10 Numarası da orada.

Bir zamanlar Messi gibi hayran olduğumuz, Fransa’yı Avrupa Şampiyonu yapan kadronun kaptanı, golcüsü Platini de avrolarıyla istif ve zift kanalizasyonunda.

Beceriyle, başarıyla, insanların sevgisiyle ve zaten çok yüksek kazançlarıyla yetinmeyip arsızlaşan, hırsızlaşan kimi siyaset ve şöhret aktörünün cılk rezilliği işte.

1984’te Fransa’da şampiyon olan Fransa’nın muhteşem kaptanı, 2016’da Fransa’daki şampiyonanın gişesine bile yaklaşması yasaklanmış bir arsız!

Her arsızın, yüzsüzün, ne oldum delisinin, kibirlinin ders alması gereken bir vaka Platini.

Platinleri, altınları, avroları, dolarları istiflersin; lakin tarih seni artık “büyük kaptan, büyük lider” diye anmaz; alnındaki lekelerle beneklilerin yanına koyup gider!

 

***

 

İleride netleşecek kıymetli “oofşorcu” vatandaşlarımız, büyüklerimiz, şirketlerimiz, şöhretlerimiz ayrı “Panama Dalgası”nın tribünlerde yayılıp İsviçre’yi, Malezya’yı, Arap krallıklarını filan da yalamasını göreceğiz belki.

Panama Kanalizasyonu”nun bize anlattığı başka bir hikaye de var.

Panamalı şirketten “sızan” 11.5 milyon belge, bir yıl kadar önce Almanya’da Sueddeutsche Zeitung gazetesine gitmiş.

Onlar Washington’daki Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu ile paylaşmışlar. O da 76 ülkede, üyesi 370 araştırmacı gazeteci ve 107 medya kuruluşuyla..

Onca ülkeden 400 kadar gazeteci, tam 9 ay boyunca, 40 yıllık bir süreyi, 200 ülkeden 214 bin şirket ve kişiyi, 21 vergi cennetini kapsayan 11,5 milyon belge inceliyor, tarıyor, süzüyor ama asla sızdırmıyor.

Tarihin gördüğü en büyük gazetecilik işbirliği!

O esnada,“basın özgürlüklerinde çok ileri ülkemiz”de ise gazetecilerin bir kısmı vurulmakla, dövülmekle, kovulmakla, susturulmakla, tehdit edilmekle, gözaltına alınmakla, kayyıma devredilmekle, tutuklanmakla, sansüre, otosansüre zorlanmakla meşgul…

Ciddi bir kısmı da kendi sansürünü kendi yapmakla, güçlülere yalakalıkla, meslektaşlarını ihbarla, karalamakla, hedef göstermekle, iktidarın, sermayenin sözcüsü olmakla, manipülasyon, yalan, dolan, propaganda içine gömülüp “Karıştırıcı, Karartıcı, Karalaştırıcı Gazetecilik”le aşırı meşgul!

 

***

 

Lakin her fani lağım, bir gün patlama yahut sızıntı tadacaktır!

Halktan gizleneni Allah biliyor ya; demek bir gün onları bir bir, milyon milyon ortaya çıkartıyor Hocam.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!